Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/3908 E. 2025/7338 K. – Defter, Kayıt
Konu: Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/3908
- Karar No
- 2025/7338
- Karar Tarihi
- Konu
- Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/26 E., 2024/747 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında belgeleri gizleme suçundan 5217 sayılı Kanun'un 223/a maddesi gereğince beraatına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesinin kararındaki beraat hükmünün kaldırılmasına, sanığın 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 7394 sayılı Kanun'un 4/2 maddesi ile değiştirilen 213 sayılı Kanun'un 359 ek fıkra ve geçici 34/2 maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62. ve 53. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; cezayı kabul etmediğine, beraat talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın temsilcisi olduğu şirketin faaliyet adresinde çalışanı olduğu belirtilen ...'a 02/04/2016 tarihinde tebligat yapıldığına göre; şirketin faaliyet adresinde olduğu, bu aşamada sanığa ikametgah adresinde 05/04/2016 tarihinde yapılan tebligatın suçun oluşumuna etkisinin bulunmadığı, defter ve belge istemine ilişkin yazının şirketin faaliyet adresinde tebliğ edilmiş olmasının, şirketin faaliyetine devam ettiğini göstermediğini, bu aşamada, tebligatın geçerliliği bakımından 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 139/2. maddesinde öngörülen istisnalardan birinin varlığının tebligat tarihi öncesinde yapılmış bir tespit ile ortaya konması gerektiği, ancak; tebligatın yapıldığı 02/04/2016 tarihinden önce 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 139. maddesine göre şirketin iş yerinin müsait olmadığına veya mükellef temsilcisince incelemenin dairede yapılması yönünde talebinin bulunduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği ve belge sunulmadığı, sanığın üzerine atılı defter ve belgeleri gizleme suçunun ise unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesi ile sanığın beraatına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan kurum vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi neticesinde ise, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 hesap dönemlerine ilişkin defter ve belgelerinin incelemeye ibrazını içeren 21.03.2016 tarih ve AGB-A-407/42-22 sayılı defter belge isteme yazısı mükellef kurumun 7056/5 Sk. No:52 ... .../İzmir adresinde 02.04.2016 tarihinde sanığın çalışanı ...'a tebliğ edildiği, yine aynı yazının sanığın mernis adresinde 05.04.2016 tarihinde muhatabın gösterilen adresinde bizzat kendi imzasına tebliğ edildiği, buna rağmen sanığın istenen defter ve belgeleri aynı Kanunun 13. maddesinde gösterilen mücbir sebeplere veya kastı kaldıran diğer nedenlere dayanmadan 15 günlük yasal süre içinde yetkililere incelemeye ibraz etmediği, defter ve belgelerin işyerinde incelenebileceğini de bildirmediği, 213 sayılı Kanunun 253. maddesine göre tuttuğu defterlerle belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere beş yıl süre ile muhafaza etmek mecburiyetinde bulunan sanığın defter, kayıt ve belgelerini gizlediği ve atılı suçu bu şekilde işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, ilk derece mahkemesince mükellef kurumun faal olması ve bu nedenle incelemenin faal olan işyerinde yapılması gerektiği halde tebligat ile defter ve belgelerin ibrazının istenmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle atılı suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verildiği görülmüş ise de, sanığın ilk derece mahkemesi ve Dairemizce alınan savunmalarında, ..., ... ve ... tarafından kandırıldığını, kendisi adına işyeri açtıklarını, defter ve belgelerin nerede olduğunu bilmediğini, kendisinde defter ve belge bulunmadığını bildirerek kayıp iddiasında bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 tarih ve 1999/11-273/288 sayılı kararında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu veya bulunmadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde 213 sayılı Kanun'un 139. maddesinde yazılı durumların ve usulüne uygun tebligatın aranmayacağı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun oluşmasına rağmen sanık hakkında ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirme yapılarak atılı suçun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılarak sanık hakkında 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 7394 sayılı Kanun'un 4/2 maddesi ile değiştirilen 213 sayılı Kanun'un 359 ek fıkra ve geçici 34/2 maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62. ve 53. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde karar verildi.