Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/2413 E. 2025/7601 K. – Defter, Kayıt

Konu: Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/2413
Karar No
2025/7601
Karar Tarihi
Konu
Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2878 E., 2019/608 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62, 53. ve 58. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; suçun sanık tarafından işlendiği halde beraat kararı verildiğini, delillerin takdirin yanılgıya düşüldüğünü, sanık hakkında verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, hükmün bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler ve sanığın savunması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın Bornova Vergi Dairesi mükellefi olduğu, 2016 yılı defterlerini ve mal alış belgelerini incelemeye getirmesi hususunda kendisine yapılan 07/02/2017 tarihli tebliğe rağmen 15 günlük yasal sürede defter ve belgelerini ibraz etmediğin, sanık her ne kadar savunmasında tebliğin kendisine ulaşmadığını, iş yerinde çalışanı tarafından alındığından dolayı haberdar olamadığını savunmuş ise de; sanığın yanında çalıştırdığı çalışanı tarafından alınan tebliğden haberdar olmaması şeklindeki savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabulü ile, bu şekilde atılı suçu işlediği gerekçesi ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09.06.1998, 1998/11-154 E. 1998/213 K. ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 02.02.2012, 2011/11383 E. 2012/950 K. ve 26/02/2019 tarih ve 2016/9086 E. 2019/1938 K. sayılı kararlarında açıklandığı üzere, VUK'nın 139. maddesine göre; vergi incelemeleri, esas itibarıyla incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir. İş yeri faal olan mükelleflere gönderilen, defter ve belgelerin vergi dairesine getirilmesi yönünden yapılan tebligatlar usulüne uygun olmadığından suçun unsurları oluşmayacaktır. Somut olaya gelince, vergi denetmeni tarafından defter ve belgelerini ibraz etmesi için çıkarılan tebligatın 07/02/2017 tarihinde daimi çalışanına yapıldığı, defter ve belgelerin incelenmek üzere ibrazı için denetmenlik adresine getirilmesinin istenerek sürecin mükellef aleyhine tersine çevrildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla 213 sayılı VUK'nın 139/2. maddesinde öngörülen ve incelemenin dairede yapılmasına imkan veren istisnalardan birinin varlığı önceden saptanmadan, faaliyetini sürdürdüğü anlaşılan mükellefe ait defter ve belgelerin ibrazı için iş yeri adresinde yapılan tebligat hukuken geçersiz olduğundan yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararının kaldırılması ile sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/2413, K. 2025/7601, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-2413-e-2025-7601-k-b8d2491f046c