Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/49 E. 2025/5039 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/49
- Karar No
- 2025/5039
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/480 E., 2023/690 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/420 Esas, 2015/648 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. Dairemizin 22.06.2023 tarih, 2019/8742 Esas, 2023/2318 Karar sayılı bozma ilamında; "21.01.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile Muğla ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... mevkiindeki 129 ada 77 parsel nolu taşınmaz üzerine konteynır konulduğu, 27 metrekarelik kargir duvarla dolgu yapılarak düz alan oluşturulduğunun tespit edildiği, dava konusu alanın I. derece doğal sit alanı içerisinde kaldığının belirtildiği, sanığın savunmasında, dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini, tapuda herhangi bir şerh olmadığını beyan ettiği, tapu kaydının incelenmesinde taşınmazın sanık tarafından 19.06.2013 tarihinde edinildiği ve tapu kaydında herhangi bir şerhin olmadığının anlaşıldığı dosya kapsamında; 2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı; Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanığın 1. derece doğal sit alanı içerisindeki taşınmaz üzerinde izinsiz olarak müdahalede bulunduğundan bahisle açılan kamu davası kapsamında, mahkemece bir kısım kurumlardan dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilip edilmediğinin sorulduğu, Ula Belediye Başkanlığının cevabi yazısında dava konusu yerin ... Belediye Başkanlığının yetkisi dahilinde olduğunun belirtildiği, ancak mahkemece bu yönde araştırma yapılmadığı anlaşılmakla, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ..., ilgili muhtarlık gibi kurumlardan sorulması, aynı zamanda sit kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dava konusu yerin sit alanı olduğunun bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2023 tarih, 2023/480 Esas, 2023/690 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 28.12.2023 tarih, 2023/132076 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, sanığın üzerine atılı suçtan Mahkememizin 2015/420 Esas sayılı yargılamasının yapılarak eylemine uyan 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi istemi ile dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 05/11/2015 tarih ve 2015/420 Esas 2015/648 sayılı kararı ile beraatine karar verildiği, katılan vekili tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtaya gönderildiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22/06/2023 tarih ve 2019/8742 Esas, 2023/2318 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla yapılan incelemede 05/11/2015 tarih ve 2015/420 Esas, 2015/648 sayılı beraat kararından önce, dosyada dava zamanaşımını kesen son işlemin 07/09/2015 tarihinde mahkemece sanığın savunmasının alınması işlemi olduğu, sanığın üzerine atılı suç yönünden dava zamanaşımını kesen son işlem tarihi ile duruşma tarihi olan 31/10/2023 günü dikkate alındığından sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanıklar hakkında açılan kamu davasının, savunma tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan zamanaşımı süresinin karar tarihi itibariyle dolduğu, gerekçeleri gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2025 tarihinde karar verildi.