Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/6417 E. 2025/3672 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/6417
Karar No
2025/3672
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/278 E. 2023/436 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2016 tarih, 2015/109 Esas, 2016/388 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2. Dairemizin 13.04.2023 tarih, 2020/11734 Esas, 2023/1247 Karar sayılı bozma ilamında; "Olay günü kaçak kazı yapıldığı ihbarı üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiği, dava konusu arazide 40 cm yüksekliğinde, 30 cm genişliğinde 70 adet çukurun olduğu ve araziye zeytin fidanları dikilmiş olduğunun tespit edildiği, sanığın savunmasında, çevredeki arazilerde zeytin ağacı olduğunu görmesi üzerine araziye zeytin fidanları dikmek istediğini, bunun için çukur kazdığını, dava konusu yerin sit alanı içerisinde kaldığını bilmediğini beyan ettiği, mahkemece icra edilen keşif neticesinde alınan fen bilirkişisi raporu ile dava konusu alanın 107 ada 3 ve 6 parseller içerisinde kaldığının tespit edildiği, bahse konu parsellerin tapu kaydının incelenmesinde sanığın eşi ...'ın bu parsellerde hissedar olduğunun, tapu kaydında sit alanı olduğuna dair herhangi bir şerhin bulunmadığının anlaşıldığı, bağımsız arkeolog bilirkişi raporu ile; dava konusu alanın I. Derece arkeolojik sit alanı ve Sardis Antik Kenti yerleşimi içerisinde kaldığı, dava konusu eylemler nedeniyle herhangi bir kültür varlığına zarar verildiğine dair veriye rastlanmadığı ancak izinsiz yapılan bu müdahalelerin sit bütünlüğüne aykırı olduğu hususlarının tespit edildiği dosya kapsamında, 2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı; Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanığın 1. derece arkeolojik sit alanı içerisindeki taşınmazlar üzerinde izinsiz olarak müdahalede bulunduğundan bahisle açılan kamu davası kapsamında, dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ilgili, belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik gibi kurumlardan sorulması, aynı zamanda sit kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dava konusu yerin sit alanı olduğunun bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2023 tarih, 2023/278 Esas, 2023/436 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 31.20.2023 tarih, 2023/102045 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın hatalı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, her ne kadar sanık ... hakkında 2863 sayılı yasanın 65/b maddesi uyarınca maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; suç tarihinin 10.03.2015 tarihi olduğu, son kesilme tarihinin sanığın sorgusunun yapıldığı 10.06.2015 tarihi olduğu, bu tarihten sonra zaman aşımını kesen bir nedenin bulunmadığı, suçun kanunda öngörülen üst sınırının 5 yıl hapis cezası olduğu, bu hali ile TCK 66/1-e maddesine göre 8 yıllık zaman aşımı süresinin bulunduğu, son kesilme tarihi olan 10.06.2015 tarihinden 10.06.2023 tarihine kadar zaman aşımının gerçekleştiği gerekçesiyle, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Her ne kadar mahkemece zamanaşımını kesen son işlem 10.06.2015 tarihli savunma olarak kabul edilerek düşme kararı verilmiş ise de; sanığın ilk savunmasının talimat yoluyla İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesince 22.05.2015 tarihinde alındığı, dolayısıyla zamanaşımını kesen son işlemin 22.05.2015 tarihli savunma olduğu, ancak 22.05.2015 tarihli savunmadan itibaren 8 yıllık olağan zamanaşımının da nazara alındığında; netice itibariyle zamanaşımı nedeniyle düşme yönünde hüküm tesisi yerinde görüldüğünden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Sanık hakkında açılan kamu davasının, olağan zamanaşımı süresinin karar tarihi itibariyle dolduğu, gerekçeleri gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.04.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/6417, K. 2025/3672, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-6417-e-2025-3672-k-cda6a2aeb1d2