Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/4949 E. 2025/268 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2023/4949
Karar No
2025/268
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/394 E. 2023/188 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/12/2015 tarih, 2014/172 Esas, 2015/1226 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiştir. 2. Dairemizin 16/03/2022 tarih, 2021/1048 Esas, 2022/2060 Karar sayılı bozma ilamında;" 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği; Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı; Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; I. derece doğal sit alanı içerisinde bulunan Urla ilçesi, Kuşçular mahallesi, 580 parsel nolu taşınmaz üzerinde izinsiz olarak ağıl inşa etme eylemi nedeniyle açılan kamu davası kapsamında, dava konusu yerin I. derece doğal sit alanı olarak tesciline ilişkin 06/10/1995 tarih 5932 nolu kurul kararının Urla Belediye Başkanlığında 15/03/2001- 03/04/2001 tarihleri arasında ilan edildiği, bu hali ile sanıkların dava konusu yerin sit alanı içerisinde kaldığının bildiklerinin kabulü gerektiği anlaşılmakla, sanıkların dava konusu ağılda tamir yaptıkları, 40 metrekarelik ekleme yaptıkları, bu hali ile I. derece doğal sit alanına izinsiz fiziki müdahalede bulundukları sabit olmakla, sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2023 tarih, 2022/394 Esas, 2023/188 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hapis cezalarının ertelenmesine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 13.06.2023 tarih, 2023/58854 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; erteleme hükümleri uygulanmasının yerinde olmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, doğal sit alanında kalan ve kardeşler tarafından yapıldığı değerlendirilen ağılın İzmir İli Urla İlçesi Kuşçular Köyü Mersinboğazı Mevkii 580 parsel nolu arazi üzerinde yer aldığı, 580 nolu parselin bulunduğu alanın İzmir 1. Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 06.10.1995 tarih ve 5932 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanına dahil edildiği, kararın Urla Belediye Başkanlığınca 15.03.2001-03.04.2001 tarihleri arasında 15 gün süreyle ilan edildiği, ağılın ...'in oğulları olan ... ve ... ... ile ... ...'in oğlu ... tarafından 2011 yılında inşa edildiği ve takip eden yıllarda eklentiler ve onarımlar yapıldığı, soruşturma aşamasında suç unsurlarının tespiti için mahallinde keşif yapıldığı, alınan 26/05/2014 tarihli bilirkişi raporunda; soruşturma konusu ruhsatsız yapı (Ahır) İzmir İli Urla ilçesi Kuşçular köyü Mersinboğazı mevkii 580 parsel nolu arazi üzerinde yer aldığını, 580 parselin 1. derece doğal sit alanında kaldığını, soruşturma konusu ahırın 2863 nolu yasa'nın 9. maddesinde belirtildiği şekilde 1. derece doğal sit alanında bulunan yerde fiziki müdahale ve zeminin ekolojik yapısında bozulma meydana getirdiğinin tespit edildiği, dava konusu taşınmazın 1. derece doğal sit alanında bulunduğu, I. derece doğal sit alanı olarak tesciline ilişkin 06/10/1995 tarih 5932 nolu kurul kararının Urla Belediye Başkanlığında 15/03/2001- 03/04/2001 tarihleri arasında ilan edildiği, bu hali ile sanıkların dava konusu yerin sit alanı içerisinde kaldığının bildiklerinin kabulü gerektiği, dava konusu taşınmazda yapılan ağılın fiziki müdahale ve zeminin ekolojik yapısında bozulma meydana getirdiği anlaşılmakla sanıkların birlikte inşa ettiklerini beyan ve ikrar ettikleri, sanıkların dava konusu ağılda tamir yaptıkları, 40 metrekarelik ekleme yaptıkları, bu hali ile I. derece doğal sit alanına izinsiz fiziki müdahalede bulunduklarının sabit olduğu gerekçesiyle sanıkların cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Dairemizin 16/03/2022 tarih, 2021/1048 Esas, 2022/2060 Karar sayılı bozma kararı üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulup uyulmadığı hususunda bir ara karar verilmemiş ise de; Ceza Genel Kurulunun kararlılık gösteren içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, mahkemece bozma kararı doğrultusunda uygulama yapılması ve bozmadan sonra yapılan inceleme, araştırma ve yeni kanıtlara dayanarak hüküm kurulması karşısında, mahkemenin bozmaya eylemli olarak uyduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/4949, K. 2025/268, T. 09.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2023-4949-e-2025-268-k-8ab5ed5c7b07