Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/4609 E. 2025/3360 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4609
- Karar No
- 2025/3360
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1080 E. 2023/549 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Beraat hükmü kaldırılarak mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Çeşme 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2021 tarih, 2019/252 Esas, 2021/455 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2. Hükmün istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşma açılmasına karar verilerek 07.03.2023 tarih, 2022/1080 Esas, 2023/549 Karar sayılı kararı ile beraat hükmü kaldırılarak sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.05.2023 tarih, 2023/46823 nolu esastan ret ile onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine,suçun unsurlarının oluşmadığına, taşınmazın eski hale getirildiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın Mülga İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 09/08/2011 tarih ve 6216 sayılı kararı ile 1. Derece doğal sit alanı olarak ilan edilen, İzmir İli Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi çalışmaları kapsamında İzmir 2 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 11/01/2018 tarih ve 306 sayılı kararı ile uygun bulunan Bakanlık Makamının 27/04/2018 tarih ve 76074 sayılı olurları ile onaylanan 38. bölge sit paftasında "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" olarak belirlenen alanda kalan İzmir ili Çeşme ilçesi ... Mahallesi 957 ada 27 ve 28 nolu parsellerde bulunan bitki örtüsünü kaldırıp alanı düzelterek zeytin fidesi dikmesi ile ilgili sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21/06/2019 tarih ve 2019/622 esas sayılı iddianamesiyle ilgili kamu davası açıldığı, Çeşme 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda 14/10/2021 tarih, 2019/252 esas ve 2021/455 sayılı karar ile sanığın suç kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, kararın katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizce duruşma açıldığı, sanığın fiziki müdahalede bulunduğu her iki parselin Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, her iki parselin tapu kaydında doğal sit-nitelikli doğal koruma alanında kalmaktadır şerhinin bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce düzenlenen bilirkişi raporunda doğal sit alanına geri dönüşümsüz zarar verilmediği, sanığın diktiği zeytin fidanlarını söktüğü ve sulama amaçlı depoyu kaldırdığı gerekçesiyle suç kastı bulunmadığı kabul edilerek beraat kararı verildiği, sanık hakkındaki soruşturmanın Çeşme İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince 06/03/2019 günü mülkiyeti hazineye ait ... Mahallesi, 957 Ada, 27 ve 28 parselde bulunan taşınmazın içerisindeki makilik alanın düzeltilerek bu alana zeytin fidesi dikilerek su deposu konulduğunun tespit edilmesi üzerine başlatıldığı, jandarma görevlilerince tespit tarihinde çekilen fotoğraflardan dava konusu alandaki maki bitki örtüsünün kaldırıldığının açıkça görüldüğü, soruşturma aşamasında görevlendirilen bilirkişi tarafından düzenlenen 12/06/2019 tarihli raporda dava konusu 27 ve 28 parsellerde kepçe ile zeminin tesfiyesi yapılarak ve üzerindeki bitki örtüsü kaldırılarak inşai ve fiziki müdahalede bulunulması nedeniyle sit alanına geri dönüşümsüz olarak zarar verildiğinin belirlendiği, sanığın 23/12/2019 tarihinde istinabe yolu ile Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde alınan savunmasında tarım yapmak amacıyla makilik araziyi düzelterek zeytin fidesi diktiğini kabul ettiği, Mahkemece yapılan keşfe katılan bilirkişilerce düzenlenen 26/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda ise alana dikilen zeytin fidelerinin söküldüğü, portatif su deposunun da yerinde olmadığı, yapılmış olan zemin düzenlemesi ve zeytin fidesi dikilmesi faaliyetinin sit alanında bulunan taşınmazlarda zemine fiziki müdahale meydana getirdiği, ancak araziye kalıcı, geri dönüşümsüz zarar verilmediği, basit onarım niteliğinde olduğu ve herhangi bir yapı veya inşai faaliyet bulunmadığı için inşai bir müdahalenin söz konusu olmadığı, Davaya konu zemin düzenlemesi ve zeytin fidesi dikilmesi eyleminde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 19.06.2007-728 sayılı “Dağal Sit Alanları Koruma va Kullanma Koşulları İlke Kararı”na göre, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu izniyle yapılması gereken faaliyetin izinsiz olarak yapılmış olması nedeniyle doğal sit alanları ilke kararlarına aykırı davranıldığı, dava konusu taşınmazların “ Nitelikli Doğal Koruma Alanı” içerisinde kaldığı, Uydu fotoğrafları ile dosya muhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde ; Davaya konu parsellerin bitki örtüsünün, ulaşılabilen en eski uydu görüntüsü tarihlerinde de benzer olduğu, suç tarihi öncesindeki haline göre bitki örtüsünün tahrip olduğuna dair bir durum görülemediğinin bildirildiği, mahkemece bu görüşe itibar edilerek sanığın fiziki müdahaleleri sonucu sit alanında kalıcı zarar oluşmadığı kabul edilerek sanığın beraatine karar verildiği, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin birçok kararında vurguladığı üzere hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği, bu nedenle sanığın fiziki müdahalede bulunduğu yerin sit alanında kaldığını bilmediğine ilişkin savunmasının kabul edilebilir olmadığı, Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşullarına ilişkin İlke Kararında Nitelikli Doğal Koruma Alanlarının doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır şeklinde tanımlandığı, bu alanlarda;"1. Yangın için gerekli koruma önlemlerinin ilgili kuruluşlarca alınmasına,2. Taş, toprak, kum alınmamasına; kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden gibi ocakların açılmamasına; toprak, cüruf, çöp, hafriyat, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine; ancak sit kararı ilanından önce ruhsat almış olan işletmelerde sahanın sorumlular tarafından rehabilite edilerek yasal süresi içinde işlerin tasfiyesine,3. Bu alanların korunmasını sağlamak amacına yönelik, her türlü bilgi verici uyarı levhalarının konulmasına, bu alanlardaki koruma önlemlerinin ilgili kuruluş ve yerel yönetimlerce alınmasına,4. Ancak bu alanlarda Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu izniyle; a. Kesin Korunacak Hassas Alanlardaki faaliyetlerin yapılabileceğine, b. Balıkçı barınağı, bekçi kulübesi ve ahşap iskele yapılabileceğine, c. Zorunlu olan alanlarda, teknik altyapı hizmetleri olan telefon hattı, GSM baz istasyonu, teleferik, telesiyej gibi uygulamalarının yapılabileceğine, ç. Doğal kaynak suyunun isalesine ve jeotermal kaynak suyunun sondaj ve isalesine yönelik uygulamaların ilgili Bakanlıkların görüşleri doğrultusunda yapılabileceğine, d. Kar ve rüzgâr devrikleri, doğal afetlerden etkilenmiş, hastalanmış veya kıymet ağacı olmayan ağaçların bakımının yapılabileceğine veya kaldırılabileceğine, e. Ormanların bakımı ve doğal dengenin korunmasını sağlamak amacıyla ilgili kurumdan alınacak teknik rapor doğrultusunda ağaç kesimine ve yöresel türlerin dikimine izin verilebileceğine, f. Doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri doğrultusunda alanın özelliğinden kaynaklanan faaliyetlerin sürdürülebileceğine," karar verildiği, bu ilke kararı ile Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin Hazine'ye ait taşınmazlarda yapılan inşai ve fiziki müdahaleler ile ilgili yerleşik uygulamaları çerçevesinde sanığın eylemi değerlendirildiğinde; sanığın nitelikli doğal koruma alanına kepçe ile fiziki müdahalede bulunarak önce zeminde düzleştirme yaptığı, daha sonra buraya zeytin ağaçları diktiği, yaptıklarının tespit edilip hakkında soruşturma başlatıldıktan sonra yalnızca diktiği zeytin fidanlarını söktüğü ve sulama amaçlı koyduğu su deposunu kaldırdığı, ancak zemini düzlemesi ile ilgili herhangi bir onarım faaliyetinde bulunmadığı, doğanın zaman içinde sanık tarafından yok edilen bitki örtüsünü yeniden oluşturarak kendisini yenilemesi mümkün ise de zeminde yapılan düzeltmelerin eski haline gelmesinin mümkün olmadığı, nitekim ilk derece mahkemesince hükme esas alınan raporda da belirtildiği üzere dava konusu taşınmazlarla ilgili en eski uydu görüntüsü olan 2002 yılının ağustos ayına ilişkin görüntüde de taşınmazlara fiziki müdahalede bulunulduğu, o görüntülerin de suç tarihindeki uydu görüntüleri ile benzer nitelikte olduğu, bu tespitin aslında dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgedeki doğal bitki örtüsünün kaldırılması halinde 15-20 yıllık sürede doğal bitki örtüsünün eski haline gelmediğinin göstergesi olduğu, kaldı ki jandarma görevlilerince çekilen fotoğraflardan sank tarafından bitki örtüsünün kaldırılarak zeminde düzleştirme yapıldığının sabit olduğu, dolayısıyla sanığın yaptığı fiziki müdahale sonucunda nitelikli doğal koruma alanında geri dönüşümsüz zarar oluştuğu, bu nedenle sanığa isnat olunan suçun maddi unsurunun bulunduğu, sanığın Hazine arazisine iyi niyetle açıklanamayacak şekilde fiziki müdahalede bulunması ve eylemi tespit edilmediği takdirde bu müdahalelerine devam edecek olması nedenleriyle suç kastının da bulunduğu, bu nedenle sanığa isnat olunan suçun tüm unsurlarının gerçekleştiği gerekçesiyle sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Çeşme 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2025 tarihinde karar verildi.