Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/8376 E. 2024/7375 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/8376
Karar No
2024/7375
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3419 E., 2022/779 K. DAVA : 466 sayılı Yasa uyarınca tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk ile makul sürede yargılama hakkının ihlali nedeniyle 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, davacı hakkındaki beraat kararının 08.11.1991 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle 10 yıllık dava açma süresinin geçtiği, zaman aşımından düşme kararı bakımından ise 466 sayılı Kanun gereğince zaman aşımından düşme halinin tazminat istenebilecek haller arasında yer almadığından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın beraat kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık yasal süre açıldığına, bu itibarla beraat kararı bakımından davanın süresinde açılmadığı tespitinin hatalı olduğuna, ayrıca düşme kararı verilmesinin tazminat istemeye engel oluşturmadığına, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine, davacı hakkında maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 Esas sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının 765 sayılı TCK'nın 141/5, 146, 264, 495, 536 maddelerinde yazılı suçlardan 12.01.1981-10.07.1987 tarihleri arasında 2370 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçundan beraatine karar verildiği, yasa dışı örgüt kurmak veya katılmak suçundan ise zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, düşme kararının 04.07.2011 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanunda öngörülen süre içinde düşme kararı yönünden yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ancak beraat kararlarına karşı aleyhe temyiz bulunmadığı, beraat kararlarının 08.11.1991 tarihinde kesinleştiği, bu itibarla beraat kararları yönünden 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, 466 sayılı Kanun uyarınca zaman aşımından düşme kararı verilmesinin ise tazminat istenebilecek haller arasında bulunmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 466 sayılı Kanunun 1. madddesinde tazminat istenebilecek hallerin tahdidi olarak sayıldığı; söz konusu Kanun'un 1/6 maddesinde "...Kanuna dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraatlerine veya ceza verilmesine mahal olmadığına karar verilen... kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir." şeklinde düzenlemenin yer aldığı, Bu itibarla somut olaya bakıldığında, davacı hakkında tazminata konu ceza davasında anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçu bakımından beraat kararı, yasa dışı silahlı örgüt kurmak veya katılmak suçundan ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği ve kararların 04.07.2011 tarihinde kesinleştiği, davacının beraat kararı verilen suçtan da tutuklandığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince dosyada yer alan kesinleşme şerhinde yazılı kesinleşme tarihinin aksine, beraat kararının 08.11.1991 tarihinde kesinleştiğinin kabulü ile tutuklamaya konu olup neticeten beraat edilen anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçu bakımından tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/8376, K. 2024/7375, T. 10.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-8376-e-2024-7375-k-d716b5b586bc