Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/6574 E. 2024/3298 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/6574
- Karar No
- 2024/3298
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1436 E., 2021/1206 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVA TARİHİ: 06.05.2021 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacının haksız gözaltı, tutuklama, arama, el koyma nedeniyle 250.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden faizine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ... o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacının temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacının temyiz istemi; mahkemece usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, usulsüz evi, arabası ve iş yerinin arandığını, haksız mal varlığına tedbir konulduğunu, banka hesaplarına bloke konulduğunu, haksız gözaltı işlemi uygulandığını, yargılama boyunca uygulanan koruma tedbirlerinin tebliğ edilmediğini, mahkumiyet hükmünün kesinleşmesine rağmen vasi kararı alınmadığını, tazminat hakkı bulunduğunu, davanın kabulü gerektiğinden hükmün bozulması gerektiğini, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Yargıtay 9. Ceza Dairesinin (ilk derece mahkeme sıfatıyla) 2017/90 Esas – 2019/22 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine karar verildiği, hükmün 01.10.2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile 19.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı kanuna tabi olduğu, somut olayda davacının, mahkum olduğu halde tabi tutulduğu kovuşturmadan beraat etmişcesine CMK M. 141'e istinaden tazminat davası açmasının, tahdidi şekilde sayılan hallerin hiç birine uymadığı gözetilerek açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, iddia makamının mütalaası da yerinde görülmediği, zira dava her türlü redde mahkum olduğunu, davacının vasisi var ise izin alsa dahi verilecek kararın sonucu değişmeyeceğini, zira zaten her şeyden önce davacı, tabi tutulduğu adli tahkikattan beraat etmediğini, dolasısıyla mahkum olduğu bir kovuşturma sürecini, beraat etmişcesine CMK M. 141'e istinaden tazminat davasına konu yapmasının hukuki dayanağı bulunmadığı gibi, mantığı da bulunmadığını, dolasıyla sonucu değiştirmeyecek, gereksiz emek ve zaman kaybına yol açıp, dosyayı teraküme uğratacak şekilde hareket edilmesi sonucunu doğuracak usul işlemleri icrasına lüzum görülmediği belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; 5271 sayılı CMK'nın 142/5. fıkrasındaki; ''Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.'', 6. fıkrasındaki; ''İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.'' ve 7. fıkrasındaki; ''Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemelere muhalefet edilerek, davalı tarafa açıklamalı çağrı kağıdı çıkarılarak taraf teşkili sağlanmasından sonra, kararın duruşmalı olarak verilmesi gerektiği gözetilmeden, Cumhuriyet savcısından yazılı mütalaa alınarak tensiben yazılı şekilde karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2024 tarihinde karar verildi.