Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/337 E. 2025/7150 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/337
- Karar No
- 2025/7150
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1219 E., 2020/1586 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak sanığın mahkumiyetine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 81/1, 62/1, 53/1, 53/1-c, 53/3, 63, 58/6 maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/1,2,3, 63... /6 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; ceza miktarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR 1.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 18.05.2019 günü saat 23.45 sıralarında, dosyada tanık olarak bulunan T. V.'ye ait ikamete bitişik vaziyetteki kuş barınağındaki 4x3 metre ebatlarındaki odada tanıklar Ç. Y., T. V., İ. B., D. D., A. U. ile ... ve sanık ...'ın bulundukları sırada, sanığın kendisine ait ruhsatsız tabancanın şarjör takılı olmadığında patlamayacağını göstermek için şarjörü çıkarttığını düşünerek tetiğe basması sonucu silahın patlaması üzerine sanığın karşısında oturan ...'ın ölümüyle sonuçlanan olayda, Mahkemece olay gününde sanık, maktul ve tanıkların bulunduğu durumda, sanığın kendisine ait ruhsatsız tabancısını maktule gösterdiği ve maktulün isteği ile maktule uzatttığı, maktulün silahın parçalarını söktükten sonra tekrar birleştirdiği, sanığın silahı aldıktan sonra silahın ağzında mermi var iken şarjör takılı olmadığında ateş etmediğini söylediği, sonrasında bu özelliği göstermek amacıyla için ağzında mermi olduğunu bildiği ve şarjörü takılı olan silahı maktüle doğrultarak yaklaşık 1 metre mesafeden göğsüne bir el ateş ettiği ve maktülün ölümüne sebebiyet verdiği, her ne kadar sanık hakkında taksirle ölüme neden olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemi ile Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açılıp, eylemin olası kastla adam öldürme suçunu oluşturabileceği kanaatiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, sanığın eylemi sonucu maktulün ölmesinin, gerçekleşmesi "muhtemel" değil "muhakkak" bir sonuç olduğu, sanığın olay esnasında silahın ağzında mermi olduğunu ve silahın kurulu olduğunun bilincinde olarak ateş ettiği, silahı başka bir yöne doğrultarak da silahın özelliğini gösterebilecek durumda iken, sanığın eyleminin her aşamasında doğrudan kast ile hareket ettiği, bu itibarla kurulu olan ve ağzında mermi olan silahı maktule doğrultarak kasten ateşleyen sanığın eyleminin kasten öldürme suçu kapsamında kaldığı kabulü ile 5237 sayılı TCK'nın 81/1. maddesindeki kasten öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi'nin sanığın öldürme eyleminin kasıtlı olarak gerçekleştirildiğine dair kabulü isabetsiz görülmüş, sanığın maktulün bakıp incelediği silahı tekrar aldıktan sonra şarjör takılı olmadan patlamayacağını göstermek için şarjörü çıkarttığını düşünerek tetiğe basması sonucu merminin karşısında bulunan maktulü isabet alarak vefat ettiği, olay sonrasında sanığın çaba sarf ederek maktulü hastaneye götürdüğü, olayı gizlemeden anlattığı, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre, sanığın maktulün bizzat ölmesini isteyerek eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünün hatalı olduğu, sanığın maktulün ölümünü istemediği, ölüm sonucunu istememesine rağmen dolu tabanca ile oynarken patlayabileceğini öngörmesine rağmen silahın patlamayacağını düşünerek bu eylemi gerçekleştirerek eylemini bilinçli taksir altında işlediği kanaatiyle, İlk derece Mahkemesi kararı kaldırılarak duruşma açılmak suretiyle yeniden yargılama yapılma yoluna gidilmiş ve sanığın taksirle öldürme suçundan bilinçli taksir hükümleri uygulanarak mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1.TCK'nın 53/1, 2, 3 maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden taksirle ölüme neden olma suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi,
2. 5237 sayılı Kanunun 58/4.fıkrasında, “kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükmü uygulanmaz” hükmüne yer verildiği, sanığın tekerrüre esas alınan sabıkası ve diğer sabıkalarının kasıtlı suçlara ilişkin olduğu dolayısıyla kasıtlı suçun taksirli suçta tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, hükmolunan cezanın yazılı şekilde mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-f maddesi gereği hüküm fıkrasının 2 nolu bendinin altıncı ve sekizinci paragraflarının tümden çıkarılması suretiyle, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sanık ... hakkında taksirle bir kişiyi öldürme suçundan dava açıldığı, asliye ceza mahkemesince olası kastla öldürme suçu olabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, ağır ceza mahkemesince kasten adam öldürmeden hüküm kurulduğu, davayı inceleyen bölge adliye mahkemesince kararın kaldırılıp bilinçli taksirle adam öldürmeden hüküm kurulduğu izlenmiştir. Olay günü, Sanık ...'ın maktul ve tanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'nin olduğu (toplam 7 kişi) 4x3 ( 12... ) metre ebatlarındaki bir yerde yerde kendisine ait ruhsatsız tabancısını maktule gösterdiği ve maktulün isteği ile maktule uzatttığı, maktulün silahın parçalarını söktükten sonra tekrar birleştirdiği, sanık silahı aldıktan sonra silahın ağzında mermi var iken şarjör takılı olmadığında ateş etmediğini söylediği, sonrasında bu özelliği göstermek amacıyla için ağzında mermi olduğunu bildiği ve şarjörü takılı olduğunu dikkatinden kaçırıp silahı maktule doğrultarak yaklaşık 1 metre mesafeden göğsüne bir el ateş ettiği netice de ölüm olayının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Olayımızda, bilinçli taksir, olası kast ve kast hususlarından üçü de değerlendirilmiştir. Bu üç kavram hatta dördüncü olarak taksir kavramını da birlikte inceleyecek olursak; Kast, olası kast, taksir ve bilinçli taksir arasındaki ilişkiyi kısaca özetlemek gerekirse; gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin failce bilinmesi ve istenmesi halinde doğrudan kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmek suretiyle sonucun meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması sebebiyle öngörülmediği hallerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüleri ise yargısal kararlar ve öğretideki görüşlerden yararlanmak suretiyle şu şekilde belirlemek mümkündür: Gerek olası kast, gerekse bilinçli taksirde netice fail tarafından öngörülmektedir. Bilinçli taksirde, öngörülen neticenin gerçekleşmeyeceği ümit edilmekte, olası kastta ise bu netice fail tarafından göze alınmakta ve kabullenilmektedir. Olası kastta fail öngördüğü neticenin meydana gelmesini kabullenerek, sonucun meydana gelmemesi için herhangi bir önlem almazken, diğer bir deyimle fail olası sonucun ortaya çıkmaması için herhangi çaba sarf etmezken, bilinçli taksirde fail neticeyi öngörmesine rağmen, şansa veya başka etkenlere, hatta kendi bilgi veya becerisine güvenerek öngörülen sonucun gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket etmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu bir çok kararında bu hususlara değinmiş, doktrinde de bu yöndeki görüşler yoğunlukla savunulmaktadır Yukarıda olayın nasıl meydana geldiği anlatılmıştır. Sanık 12... 'lik yedi kişinin oturduğu kalabalık bir odada ruhsatsız silahını çıkartmış, teşhir etmiş, özelliklerinden bahsetmiş ve bahsettiği özelliklerini göstermek için hiçbir arızası olmayan silahın tetiğine dokunmuş karşısında bulunan maktulün ölümüne yol açmıştır. Sanık silahtan anlamakta, satmak istediği silahın özelliklerini anlatmaktadır. Bunu yapan bir şahsı silahın öldürücü özelliğini bilmemesi düşünülemez, silahın bu özelliğini bilen kişinin dar ve kalabalık bir mekanda silahı çıkartmaması gerektiğini, hele bir insana yöneltmemesi gerektiğini bildiğini kabul edildiğinde, silahın patlaması halinde ölüm olayının olabileceğini göze alan sanığın sonucun meydana gelmemesi için hiçbir çaba harcamadığı değerlendirilmiştir. İzah edilen sebeplerle; sanığın eyleminin olası kastla öldürme olarak kabul edilip bölge adliye mahkemesi kararının bozulması yarine bilinçli taksirden verilen cezanın onanması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 14/10/2025