Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/93 E. 2013/20420 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2013/93
Karar No
2013/20420
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık Hüküm : Sanıkların 2863 sayılı Kanunun 74/2, 5237 sayılı TCK'nın 62, 50/1-a maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanık ... müdafii ile sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Suç tarihinde, jandarma görevlileri tarafından icra edilen devriye faaliyeti sırasında Konya İli, Meram İlçesi, Güneydere Köyü yol ayrımında jandarmayı görünce hızlı bir şekilde durarak ... içerisinden inen sanıklar ..., ... ile temyize gelmeyen sanıklar ... ve ...'nın acele şekilde ... içerisinde bulunan çanta ve çuvalı çıkardıklarının ve gizlemeye çalıştıklarının görülmesi üzerine yapılan incelemede, araca yaklaşık 10 metre mesafede saman içerisine gizlenen tarafsız arkeolog bilirkişi raporu ile tamamının 2863 sayılı Kanun kapsamında taşınır kültür varlığı niteliğini haiz bulunduğu belirlenen 72 adet dokuma ağırlığının, 1 adet dedektör ve dedektöre ait parçalar ile aracın bagajında 3 adet kazma ve 1 adet küreğin ele geçirildiği, sanıklar ... ile ...'nun aşamalarda değişmeyen savunmalarında; suç tarihinde diğer sanıklar ile bir araya gelerek maden ve mermer yatakları olabileceğini düşündükleri, ayrıca doğalgaz boru hattının geçtiği, Güneydere Köyü, Oğlakkoyağı Mevkiine gittiklerini, çevrede herhangi bir maden veya mermer yapısı olup olmadığını araştırdıklarını, geriye dönerken daha önce kepçe ile kazılan atık hafriyatını incelediklerini, sanıklardan ...'nun hafriyat içinde bulunan taşlardan 8-10 kilo kadar çuvala koyarak sanık ...'a ait araca yerleştirdiğini, Güneydere Köyü yol ayrımında jandarmaları görünce araçta bulunan çuval ve dedektörü saklamaya çalıştıklarını, kolluk kuvvetlerinin ... ve çevre kontrolü sırasında saklamış oldukları dedektör ve taşları, ayrıca aracın bagajında bulunan kazma ve küreği bularak el koyduklarını, kesinlikle yeni bir kazı yapmadıklarını, suça konu taşları daha önce kepçe ile kazılmak sureti ile açılmış bulunan yerdeki hafriyat içerisinden aldıklarını beyan ettikleri, tutanak tanığı...'ın da yeminli beyanında; sanıkların suça konu eserleri buldukları yerde yeni kazılmış bir çukur bulunmadığını, taze kazı izi mevcut olmadığını, söz konusu yerin daha önce kepçe veya benzer bir makine ile kazılmış olduğunu beyan ettiği, mahkemece icra edilen keşfe katılan fen bilirkişi raporunda, kazı yapılan yerin sit alanı içerisinde bulunmadığının saptandığı, polis memuru bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise, olay yerinde 15 metre çapında 1,5 metre derinliğinde kazılmış bir çukur olduğu, çevresinde bol miktarda seramik yahut çömlek kırıklarının görüldüğü, çukurun mevcut görüntüsüne göre elle kazılamayacağı, çukur içerisinde muhtemelen iş makinelerine ait olduğu tahmin edilen tekerlek izlerinin olduğu, bundan dolayı da kepçe traktör yahut benzer bir iş makinesi ile kazılmış olabileceği hususlarının tespit edildiği, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun cevabi yazıları ile suça konu yere ilişkin 2863 sayılı Kanun kapsamında tescili yapılmış herhangi bir sit veya korunması gerekli kültür varlığı kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmakla, Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 74/2. maddesinde düzenlenen izinsiz araştırma yapma suçu ile 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen kültür ve tabiat varlıklarında, bunların koruma alanlarında, tespit ve tescil edilmiş sit alanlarında araziye fiziki müdahale teşkil etmeyen toprak üstünde veya su altında kültür ve tabiat varlıklarının araştırılmasına yönelik eylemlerin yaptırım altına alındığı, somut durumda ise dava konusu yerin sit alanı olarak tespit ve tescil kaydının bulunmadığının, sanıkların suça konu yerde mevcut olan harfiyat içerisinde bulunan seramik parçalarını topladıklarına dair savunmalarının aksine izinsiz olarak kazı yaptıklarına dair mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığının, sübuta eren eylemlerinin araziye fiziki müdahale oluşturacak her hangi bir kazı yapılmaksızın daha önce mevcut olan hafriyatın içerisinde kültür varlığı araştırmaktan ibaret olduğunun belirlenmesi karşısında, mahkemece suça konu taşınmaz üzerinde arkeolog ve üniversitelerin sanat tarihi bölümlerinde görevli öğretim üyelerinin de yer aldığı tarafsız bilirkişi heyeti marifetiyle keşif yapılarak sanıklar tarafından izinsiz araştırma yapılan taşınmazın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik soruşturma ile karar verilmesi, Kabule göre de; Hükümde 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında sanıklar hakkında tayin edilen gün para cezasının günlüğü 20 TL'den adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafii ile sanık ...'nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/93, K. 2013/20420, T. 17.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2013-93-e-2013-20420-k-8ae8aff9cd9d