Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/2562 E. 2013/21851 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2013/2562
Karar No
2013/21851
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle Öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet. Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı Kanun'un 6-c maddesinde, kamu görevlisi; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi olarak tanımlanmaktadır. Maddi ceza hukukuna ait bu tarifin, suçun unsurları ile cezanın arttırılıp indirilmesine dair hükümler için geçerliliğini sürdüreceği tabiidir. Genel yargılama usulünü düzenleyen 5271 sayılı Kanun'da kamu görevlisinin tanımlanmasına lüzum görülmemiştir. 4483 sayılı Kanun memurlar ve kamu görevlileri için soruşturma ve yargılama usulünü düzenleyen ozel bir düzenleme olmakla birlikte, tüm kamu görevlilerine ve kamu görevlilerinin bütün suçlarına ait hükümler getirmemiş, gerek failler, gerekse fiiller için sınırlandırıcı hükümlere yer verilmiştir. Nitekim 2. maddesinde, kanunun, tüm kamu görevlileri hakkında uygulanmayacağını, yalnızca: Devletin yada kamu tüzel kişilerinin, genel idare esaslarına göre yürüttüğü kamu hizmetlerini, asli ve sürekli şekilde ifa eden görevlilerinin işledikleri suçlar hakkında uygulanacağını öngörmüştür. İlk bakışta da anlaşılacağı üzere, 4483 sayılı Kanun'un süjesini oluşturan kamu görevlileri, TCK'nın tanımına göre çok sınırlı sayıda bir gruptan oluşmaktadır. Maddi ceza hukukuna dair norm kişinin kamusal faaliyete katılmasını yeterli görerek, kişiyi kamu görevlisi olarak tanımlarken, 4483 sayılı Kanun, kamusal faaliyete katılmak koşuluna ilaveten, kamusal faaliyetin genel idare esaslarına göre yürütülmesini, faaliyetin Devletin asli görevlerinden olmasını ve sürekli hizmet şartlarını zorunlu görmektedir. İdare hukukunda, genel idare, Cumhurbaşkanı dahil başbakanlık, bakanlıklar ve bağlı kuruluşları ifade etmekte, asli görev ise Anayasa ile Devlete verilen sağlık, eğitim, güvenlik yargı gibi yükümlülükler olarak tanımlanmaktadır. Süreklilik ise kadrolu yada kadrolu sözleşmelileri kapsayan statü olarak anılmaktadır. Bu değerlendirmeler ışığında Emirler Camiinde İmam Hatip görevlisi olan ve Kaymakamlık oluru ile Yaz Kura-'an kursunda görevlendirilen sanığın sorumluluğundaki çocukları dere kenarına piknik yapmaya götürmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin Devlet'in asli hizmeti kapsamında kabul edilmemesi nedeniyle 4483 sayılı Kanun'da tanımlanan kamu görevlisi olarak kabulü mümkün görülmemekle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sanığın kusursuz olduğuna, ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; Dosyaya yansıyan olumsuz bir kişiliği bulunmayan, olayın meydana gelmesinde tali düzeyde kusuru olduğu belirlenen sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının dosya içeriği ile uyumlu olmayan gerekçelerle adli para cezasına çevrilmesi veya ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi, Kabule göre de; sanığın mesleğinin Cami İmamlığı olduğu, meydana gelen kazanın sanığın mesleğinin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğü ile bir ilgisinin olmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında Kur'an Kursu öğretmenliğinden yasaklanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme uygun olarak 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/2562, K. 2013/21851, T. 30.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2013-2562-e-2013-21851-k-ad204e95fa6d