Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/33663 E. 2013/26646 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2012/33663
Karar No
2013/26646
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Hüküm : Beraat Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, 1- Dosya kapsamına göre; katılanın, ortağı olduğu firmada çalışırken 2006 yılında işten ayrılan sanık tarafından, 88.247.195.126 numaralı IP adresindeki bilgisayarda, burakberk16@hotmail.com isimli elektronik posta adresi kullanılarak, bilgisi ve rızası dışında, eşcinsellere yönelik bir arkadaşlık sitesinde üyelik işlemleri yapılıp, “nesles” rumuzuyla oluşturulan profile, “30 yaşında Bisexual Bayan-Bursa/Bademli/Turkey-18-75 yaş arasından hoşlanıyor, 168-171 boylarında, normal, 55-57 kilo civarında, Koç burcundan, Dil: Turkısh, English, Söylemek istedikleri: “sırdaş bir arkadaş arıyorum. Biseks veya lez olabilir...” ibarelerinin yazıldığı ve bu profil üzerinden elektronik ileti alan tanımadığı kişilerin 11.11.2007 tarihinden itibaren kendisini cep telefonundan arayarak randevu ve arkadaşlık isteğinde bulundukları iddiasını içeren 08.02.2008 tarihli şikayeti üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında, katılanın şikayet dilekçesinde geçen IP numarasının, sanığın 01.11.2006 tarihinden 08.01.2008 tarihine kadar genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı Balıkesir'de faaliyet gösteren bir firmanın abonesi olduğu telefona bağlı IP adresi olduğunun belirlenmesi ve burakberk16@hotmail.com elektronik posta adresine 04.12.2007-19.12.2007 tarihleri arasında aynı firmadan erişim sağlandığının tespit edilmesinin ardından, ilgili internet sitesinde sahte profil oluşturarak, bu site üyelerine, katılanın telefon numarasını verenin sanık olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında, Gerek sanık, gerek katılanın, aynı firmada çalıştıkları süre içerisinde, aralarında duygusal boyutta bir ilişki olmadığına, sanığın işten ayrılması esnasında da, husumete neden olacak bir olay yaşamadıklarına dair beyanları, sanığın, bahse konu burakberk16@hotmail.com isimli elektronik posta adresinin sahibi ve kullanıcısı olduğuna dair bir açıklamasının bulunmaması, anılan elektronik posta adresi hesabının oluşturulduğu sırada elektronik posta hizmeti veren şirkete beyan edilen kimlik bilgileri ile ilgili bir bilgiye dosya kapsamında rastlanılmaması, söz konusu elektronik posta adresine ilk defa 21.11.2006 tarihinde, tarafları tanımadığını beyan eden tanık ...'ye ait firmanın abonesi olduğu telefona bağlı IP adresinden, 12.02.2008 tarihinde de aynı firmanın abonesi olduğu telefona bağlı IP adresinden; ayrıca, 17.12.2007 tarihinde katılanın çalıştığı firmanın abonesi olduğu telefona bağlı IP adresinden erişim sağlandığının tespit edilmesi, katılanın rahatsız edildiğini bildirdiği tarih ile burakberk16@hotmail.com isimli elektronik posta adresine erişim sağlandığı tarihler arasında farklılık bulunması karşısında, Maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi amacıyla; suça konu burakberk16@hotmail.com elektronik posta adresi hesabının oluşturulduğu sırada elektronik posta hizmeti veren şirkete beyan edilen kimlik bilgileri, elektronik posta adresi oluşturulurken kullanılan IP adresi ve bağlantı için kullanılan telefon numarası, elektronik posta adresinin aktive edilmesi için elektronik posta adresinin alındığı şirkete verilen diğer elektronik posta adresi ve bu adresin kullandığı IP adresleri ve bağlantı telefon numaraları, suça konu elektronik posta adresi ve bunun aktive edilmesi için şirkete bildirilen diğer elektronik posta adresi ile başka adreslere gönderilen iletilerin tespit edilmesi için dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin Türkiye İletişim Kurumu Başkanlığına gönderilmesi ve elektronik iletilerin gönderildiği başka adresleri kullanan kişilerin suçta kullanılan elektronik posta adresinin kime ait olduğu konusundaki beyanlarının alınması, sanığın iş yerinde ve evinde kullandığı bilgisayarlar üzerinde bilişim uzmanı üç kişilik bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak, şikayete konu üye profilinin, sanığın kullanımında olan bilgisayar aracılığıyla oluşturulup oluşturulmadığı hususunu teknik verilerle destekleyecek biçimde rapor düzenlettirilmesi, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, iddia ve savunmanın doğruluk derecesi açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde, sanığın beraatine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de: a) Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK'nın 136/1. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanunun 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür. Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez, aksinin kabulü; anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğurur, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; katılanın adı, soyadı, ev ve iş yeri adresiyle beraber onun aktif kullanımında olan, herkes tarafından bilinmeyen veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olmayan, ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı telefon numarasının başkalarına verilmesi eyleminin TCK'nın 136/1. maddesinde tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, “...söz konusu bilgilerin herkes tarafından bilinebileceği, sanığın asıl amacının müştekiyi küçük düşürerek hakaret etmek olduğu” biçimindeki, yasal olmayan gerekçelere dayalı olarak, yazılı şekilde, sanığın beraatine karar verilmesi, b) Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan Kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi, kanuna aykırı, 2- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/33663, K. 2013/26646, T. 25.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2012-33663-e-2013-26646-k-e8498dea2dc9