Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/19402 E. 2013/19286 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2012/19402
Karar No
2013/19286
Karar Tarihi

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 53/6. maddeleri gereğince mahkûmiyet, sürücü belgesinin geri alınması Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay günü saat 10.15 sırasında sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki otomobille İstanbul istikametinden gelip otoyol üzerinden Ankara istikametine seyri sırasında, 33. kilometre civarına geldiğinde aracının ön kısmı ile kendisi ile aynı istikametteki sanık sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki kamyonun arka kısmına çarpması sonucunda, sürücü ... ile aracında yolcu olarak bulunan ...'nın öldüğü, diğer yolcu ...'nın hayati fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyen sağ femur kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, Trafik kazası tespit tutanağı ve mahkemece yapılan keşif sonrasında alınan trafik bilirkişisi raporuna göre sanığın aracını zorunlu bir neden olmadıkça diğer araçların ilerleyişine engel olacak şekilde yavaş sürme kuralını ihlal etmesi nedeniyle tali kusurlu olduğu, Ankara Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi raporunda ise sağ şeritte normal seyir halindeki sanığın fiilinin norma uygun olması nedeniyle kusur izafe edilemeyeceği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda ise, olayın oluş şekli hakkında kesin kanaate varılamadığı belirtilerek, ihtimalli şekilde rapor düzenlenip; olayın sürücü sanığın sevk ve idaresindeki kamyonla sağ şeridi takiben seyri sırasında meydana geldiğinin kabulü halinde, herhangi bir kural ihlali bulunmadığından kusur atfediyelemeyeceği, sanığın emniyet şeridinden sağ şeride geçmesinin hemen akabinde olayın meydana gelmesi durumunda ise sanığın kontrolsüz şekilde sağ şeride giriş yaparak doğrultu değiştirme kuralını ihlal etmesi sebebiyle bu fiili nedeniyle asli derecede kusurlu olacağının belirtildiği, mahkemece de sanığın asli kusurlu olduğu kabul edilerek taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulduğu olayda; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede, düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunduğundan bahisle, Karayolları Fen Heyeti veya üniversitelerin ilgili birimlerinden yeniden rapor alınmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayini yerine çelişkili raporlara dayalı olarak karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur. Taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesi ancak mahkeme hakimi tarafından yapılabilecektir. Bu nedenle 5237 sayılı TCK'da, taksirden dolayı kusurluluğun matematiksel olarak ifadesinden vazgeçilmiştir. Taksir dolayısıyla kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, konunun teknik bilgiyi gerektirmesi, hakimin hukuk bilgisiyle sorunu çözemeyeceği durumlarda, bilirkişi incelemesi yaptırılması da gerekebilir, ancak, bu durumlarda dahi, bilirkişinin inceleme yetkisi kusurlulukla ilgili olmayıp, işin tekniği ve norma aykırı davranışın belirlenmesi ile sınırlıdır. 5271 sayılı CMK'nın 62, 63. ve 67. maddelerinde de bilirkişinin atanması, bilirkişi raporu ve uzman mütalaası alınmasına ilişkin düzenlemelere yer verilerek çözümü uzmanlığı özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulacağı belirtilmiştir. Ancak, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkına haiz bulunduğu bilirkişi tarafından münhasıran hakimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerekmekle birlikte, bu yöndeki bir değerlendirmenin de hakimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı unutulmamalıdır. İnceleme konusu somut olayda; tanık ...'nun 05.10.2009 tarihli kolluk ve 17.03.2010 tarihli keşifte, mağdur ...'nın ise keşifte ve 06.07.2010 tarihli oturumda alınan ve olayın oluşuna uygun birbirini doğrular nitelikteki beyanlarında, sanığın kullandığı kamyon ile çarpma anından önce emniyet şeridinden kendi seyrine göre solunda kalan, yolun en sağ şeridine girmek için aniden manevra yapması nedeniyle, sağ şerit üzerinde seyir halinde bulunan ...'nın yönetimindeki otomobilin önünü kapatması nedeniyle olayın meydana geldiğini ifade etmeleri, sürücü ...'nın sanığın kullanmış olduğu aracın tampon kısmına çarpması, dosyadaki olay yeri inceleme tutanağı ile araçların fotoğraflarının incelenmesinde, ölen ...'nın otomobilin ön kısmının tamamen ve ağır biçimde hasarlı olmasına karşın, sanığın kullandığı kamyonun sadece arka sol tampon kısmından hafif hasarlı oluşu birlikte değerlendirildiğinde; sanık sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki kamyon ile emniyet şeridinde seyri sırasında arkadan sağ şeritten gelmekte olan ölenin idaresindeki araca rağmen kontrolsüz bir şekilde sağ şeride giriş yaparak doğrultu değiştirme kuralını ihlal etmiş olması nedeniyle olayın meydana geldiği, bu oluşta sanığın asli kusurlu olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, esas itibariyle bilirkişi raporları arasında çelişki olarak gözüken hususunda kabullerin farklı olmasından kaynaklandığı, oluşu belirlemenin mahkemenin yetkisinde olduğu, bu nedenle yeniden bilirkişi incelemesine gerek bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin, bir nedene dayanmayan, sanık müdafiinin, sanığın kusurlu olmadığına, eksik inceleme yapıldığına ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 05.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/19402, K. 2013/19286, T. 05.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2012-19402-e-2013-19286-k-656807701bbb