Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/916 E. 2025/7644 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/916
Karar No
2025/7644
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/274 Esas, 2025/95 Karar HÜKÜM : Esastan ret

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve davalının dava dışı...San. Tic. A.Ş'nin ortağı olduklarını, ... A.Ş.'nin toplam hissesinin 10.000 pay karşılığı 10.000.000,00 TL olduğunu, bu hisselerden 2500 adet pay A grubu ve nama yazılı iken, 7500 adet pay B grubu hamile yazılı olduğunu, A gurubu nama yazılı hisselerden 300 adet paya tekabül eden 300.000,00 TL'si ve B grubu nama yazılı hisselerden 900 adet paya tekabül eden 900.000,00 TL'sinin müvekkiline ait olduğunu, davalı ve müvekkilinin ortağı olduğu ...Tic. Ltd. Şti.'nin birleşme kararı alarak birleştiğini, birleşme kararı öncesi şirket ortaklarından ...'dan davalı ...'e yapılan pay devri ile birlikte davalı ...'ün 7.200 pay karşılığı, müvekkilinin ise 800 pay karşılığı şirket hissedarı olduğunu, davalı ... ve dava dışı şirket ortağı ...arasında imzalanan hisse devir sözleşmesi ile ... A.Ş.'nin ortaklarından ...'ın sahibi olduğu 9 00... payını 2.500.000,00 TL bedelle davalıya devrettiğini, ... San. Tic. A.Ş.'nin ortaklarından ...'ın yine 36 00... payını 50.000,00 TL bedelle davalıya devrettiğini, yapılan devir işlemlerinin müvekkilinin bilgisi dahilinde olduğunu ancak gelinen aşamada taraflar arasında yapılan devir işlemlerinin altında taraflar arasında imzalanan ikinci bir yazılı sözleşmenin varlığından haberdar olunduğunu, davalı ile şirketin eski ortağı ... (vekâleten ...) arasında imzalanan, yine şirket eski ortaklarından ...'ın şahit olarak imzaladığı 18.05.2016 tarihli "... Devri Özel Protokolü" isimli sözleşmede ... Grup firmalarından ... ... A.Ş. ve ...Ltd. Şti. hisselerinin %45'ine sahip olan ...'ın hisselerinin bir kısmının sözleşmedeki şartlarda ...'e devrine ilişkin olduğunun belirtildiğini, sözleşme hükümlerinde devir bedelinin toplam 9.000.000,00 TL olduğunu, devir bedelinin tamamının müvekkilinin ortağı olduğu şirket tarafından karşılandığını, davalının şirketin eski ortağı ...'a ait hisseleri resmi satış bedelinin yaklaşık 4 katına ve şirket parasını kullanmak suretiyle satın aldığını ve müvekkili ile birlikte şirketi zarara uğrattığını, davalının muvazaalı işlem sonucu dava dışı şirketi zarara uğrattığını, hisse devriyle ilgili olarak müvekkiline bilgi vermekten kaçınıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 369. maddesi uyarınca şirketin ortak ve yetkililerinin şirketin çıkarlarını zedeleyecek davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarını, davalı ...'ün halihazırda şirket yetkilisi olmasa ve şirket yönetim kurulunda bulunmasa da tüm şirket ortakları tarafından bilindiği üzere, diğer şirket ortaklarından alınan özel vekaletnameler ile şirketi bizzat idare idare ettiğini, dilekçe ekinde sunulan ve davalı ... tarafından diğer şirket ortaklarına, çalışanlarına ve muhasebeye gönderilen 05.07.2021 tarihli e postada şirketin bizzat davalı eliyle yönetildiğinin sabit olduğunu, müvekkili ile şirket ortaklarından ...tarafından düzenlenmiş 06.11.2015 tarihli özel vekaletname de incelendiğinde tüm tasarruf işlemleri de dahil olmak üzere davalının şirkette bütün işlemleri yapmak üzere doğrudan yetkili olduğunun görüleceğini, tüm bu işlemleri ve şirket faaliyetlerini yöneten bizzat davalı olmasına rağmen, yasal sorumluluk altında bulunmamak ve açılacak davalara maruz kalmamak amacıyla doğrudan şirket yetkilisi sıfatıyla hareket etmekten kaçındığını, davalı tarafından müvekkile gönderilen 24.10.2021 tarihli e postada "firmamız faaliyetleri kapsamında gerek ilgili konulu işlem ve gerekse herhangi bir faturasız iş yada işlem bilgim ve/veya onayım dahilinde değildir." denilmek suretiyle kendisinin tek sorumlu ve yetkili olduğu belirtilerek, faturasız ham madde alımı için müvekkilden onay istendiğini, dava dışı şirketin davalı eliyle yönetildiğinin davalı tarafından kabul edildiğini, diğer ortaklardan alınan özel vekaletnamelerle tüm tasarruf işlemleri de dahil olmak üzere davalının şirkette bütün işlemleri yapmak üzere doğrudan yetkili olduğunu, davalının kurucu ortak olduğunu, davalının kurucu ve yetkili sıfatıyla sorumluluğu bulunduğundan davalı adına tescili yapılan hisselerin bedeli olan 9.000.000,00 TL doğrudan şirket kasasından karşılandığından, davalının yapılan muvazaalı işlem nedeniyle ve kendi kusuruyla şirketin açıkça zarara uğramasına sebebiyet vermiş olduğundan TTK'nın 553/1 ve 555. maddesi uyarınca şirketin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkilinin uğradığı zararın TTK'nın 553/1 ve 555. maddesi uyarınca tespitine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla anılan maddeler uyarınca 200.000,00 TL şirket zararının, zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili ile dava dışı...San ve Tic. A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ...arasında gerçekleştirilen Hisse devirlerinin şirket genel kurul kararlarıyla onaylanıp ticaret sicilde tescil ve ilan edildiğini, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkiline iç yönerge ile bir yetki devri yapılmadığı gibi yönetim devrine ilişkin alınan bir yönetim kurulu kararı da bulunmadığını, bu sebeple müvekkili ve...A.Ş. arasında TTK kapsamında bir temsil ilişkisinden bahsedilemeyeceğini, davacı ile müvekkili arasındaki ilişkinin Türk Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerekeceğini, müvekkilinin 16.03.2016 tarihli vekâletname ile dava dışı...A.Ş.’nin ticari alanda faaliyetlerini yürütmek üzere davacı tarafından bizzat yetkilendirildiğini, her ne kadar davacı, müvekkili davalıya yönetim yetkisinin devredildiğini iddia etmiş ise de söz konusu vekaletname incelendiğinde müvekkiline verilen yetkilerin ticari hayatın olağan işleri ile sınırlı kaldığını, yönetim kurulunun temsil ve idari alanına giren işlemleri yapma yetkisini kapsamadığının anlaşılacağını, müvekkilinin ticari hayatın olağan getirisi dışında ve davacının yetki alanına giren herhangi bir işlem tesis etmediği gibi vekaletnamenin kötüye kullanılmasının da söz konusu olmadığını, TTK'nın 553 ve devamı maddeleri gereği davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, müvekkilinin vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan özen yükümlülüğüne aykırı hiçbir eylemi bulunmadığını, "... Devri Özel Protokolü" isimli 18.05.2016 tarihli protokolün işleme konulmadığını, şirketin hakim ortağı ...hakkında ... kapsamında soruşturma başlatılması nedeniyle anılan kişinin yurt dışına kaçtığının öğrenilmesi üzerine şirketin işlerinin durma noktasına geldiğini, davacı ve müvekkilinin anılan kişiye başvurarak ya şirkete kayyım atanması ya da hisselerinin devrinin istendiğini, ...'ın da şirketin içinde bulunduğu zor durumdan yararlanarak hisselerini fahiş fiyata satmaya çalıştığını, müvekkilinin hisselerin değeri ile ilgili bir değerleme raporu düzenlettirerek anılan kişiye teklifte bulunduğunu, şirketin devamlılığını sağlamak adına 9.000.000,00 TL'lik teklifi kabul etmek zorunda kaldığını, ...’ın yapılacak devrin vergi yükünün azaltılması amacıyla 2.500.000,00 TL olarak gösterilmesi talebi ile müvekkilin, diğer davalının talep ettiği 9.000.000,00 TL’lik tutarı ödemesinin mümkün olmaması sebebiyle davacının da bilgisi dahilinde şirket adına kredi çekilmesine karar verildiğini, bu hususların netleştirilmesi için protokol düzenlendiğini, ...’ın hisse devri karşılığı müvekkilden alacağı bedelin haricinde, şirketten de kâr payı ve şahsi alacağı bulunduğundan kredi başvurusunun şirket adına yapılması zarureti doğduğunu, taraflar arasında düzenlenen protokol gereğince her ne kadar şirket adına kredi çekilmesine karar verilmiş olsa da işleme konulmamış 18.05.2016 tarihli pay devri özel protokolünün 6. maddesine bakıldığında; “Ayrıca, hesaplanan kar paylarından ...’e isabet eden kısmın tamamı kredi taksitlerinin karşılanmasında kullanılacaktır. Kar payının yeterli gelmemesi durumunda ... eksik kalan bedeli dışarıdan kendi imkanları ile karşılayacaktır.” şeklindeki hükmünden de anlaşılacağı üzere bir an için protokolün işleme konulduğu kabul edilse dahi kredi taksit ödemelerinin şirket kasasından değil bizzat müvekkili tarafından yapılacağının kabulü gerekeceğini, belirtilen tutarlarda bir kredinin çekilebilmesi için müvekkilinin şahsi kefaletlerine ihtiyaç duyulması, eşinin ipotek işlemine muvafakat etmemesi nedeniyle şirket adına yapılan kredi başvurularının olumsuz sonuçlandığını, ...ile iletişime geçildiğini, yurt dışında bulunması ve paraya ihtiyacı olması sebebiyle 2.500.000,00 TL’lik alacağı kabul ettiğini, bunun sonucunda taraflar arasında 19.05.2016 tarihli “... . Tic. A.Ş. Hisse Devri Sözleşmesi”nin imzalandığını, 2016/01 sayılı 19.05.2016 tarihli YK kurulu kararı ile devir işleminin onaylandığını, müvekkilim bu kabul ve onay kararı üzerine ...’a 24.05.2016 tarihinde ... Şubesi’ndeki kişisel hesabından 2.500.000,00 TL’lik ödeme yaptığını, bu ödemeye rağmen ...'ın zorluk çıkarmaya devam ettiğini, müvekkilinin devir işlemlerinden kaynaklı herhangi bir dava ile karşı karşıya kalmaması için ve şirketin devamlılığını sağlayabilmek için kendi şahsi hesabından davalı ...’a ayrıca 26.05.2016 tarihinde 2.665.000,00 TL ödeme daha yaptığını, 30.06.2016-30.05.2019 tarihleri arasında 36 ay vadeyle toplam 32 adet şahsi çekini düzenleyerek vekaleten Hasan Altıntaş’a teslim ettiğini, yapılan ödemelerin yalnızca ... A.Ş. hisse bedelleri ile sınırlı olmayıp ...’ın ... Grup Şirketlerinde bulunan tüm hisseleri ve şirketin kullanmış olduğu taşınmazlarda bulunan haklarının tümünün alınmasına ilişkin olduğunu, ...’ın içinde bulunduğu durumdan şirketin olumsuz etkilenmemesi için bir an önce hissedarlığının sonlanması şirket lehine olacağı için kredinin şirket tarafından çekildiğini, çekilen bu kredi ile öncelikle şirket ortakları ...’ın ve müvekkilinin ...’ün şirkette bulunan kâr payları ve şahsi alacakları değerleme yapılmak suretiyle taraflara ödendiğini, krediden kalan bakiye alacağın şirketin hammadde, ihracat, işçilik ve diğer tüm giderlerine harcandığını, davalıdan alınan hisselerin bedelinin çekilen kredi ile ödenmediğini, davacının protokolden bu aşamada haber olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının 20.12.2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi, 04.11.2021 tarihli yayınlanan yönetim kurulu kararına kadar yönetim kurulu başkan vekili olarak ... A.Ş.’de görev aldığını, bu süreçte tüm yönetim faaliyetlerine katıldığını,şirketin mali ve diğer verilerine ulaşabildiğini, 28... tarihli pay devri yazışmasına bakıldığında “... Devri Özel Protokolünün” bir taslağının davacıya gönderildiğini, davacının hükümsüz kalan protokolden bu vesileyle yeni haberdar olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının 02.11.2015 tarihinde şirketin yönetim kuruluna, görev dağılımında yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini, yönetim kurulu başkanlığı 18.12.2019 tarihine kadar devam etmiş olup 19.12.2019 tarihinden itibaren yönetim kurulu başkan vekili olarak 04.11.2021 tarihine kadar, yönetim kurulu üyesi olarak 20.12.2021 tarihine kadar görevine devam ettiğini, gerek başkan ve gerekse başkan vekili olduğu dönemlerde imza yetkisinin müşterek olması nedeniyle tüm yönetim kurulu kararlarının davacının bilgisi, onayı ve imzası ile alındığını, şirket kasasından 9.000.000,00 TL gibi yüklü bir tutarın onun bilgisi dahilinde olmadan kullanıldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda 24.05.2016 tarihinde ... A.Ş.'nin 60 ay vadeli 9.000.000,00 TL kredi kullandığının belirlendiği, kredinin şirket hesabına aktarıldığı gün ... tarafından, ...'ın hesabına 385.000,00 TL ve ...'ün hesabına 2.500.000,00 TL havale yapıldığı, kalan paranın şirket yatırım hesabına aktarıldığı, 04.10.2016 tarihinde ise 1.650.000,00 TL'nin şirket hesabına aktarıldığı, kayıtlara göre davalının şirketten 2.516.095,90 TL ve 76.390,16 TL alacaklı olduğu, aksi bir durumun tespit edilmediği, dönem sonu bakiyesi itibari ile davalının şirketten almış olduğu paranın alacağına karşılık olduğunun belirlendiği, şirket hesabından yapılan ödemelerin ortak cari hesaplardan kaynaklandığının tespit edildiği, davacının uzun süre yönetim kurulu ve yönetim kurulu başkanlığı yaptığı gözetilerek ispat vasıtalarına kolaylıkla erişebileceği ve bağımsız denetçiden çalışma yapmasını isteyebileceği, şirketin zarara uğratıldığına yönelik iddianın ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ... A.Ş.'nin 24.05.2016 tarihinde Türkiye İş Bankası'ndan 9.000.000,00 TL kredi kullandığı, kullanılan kredinin 24.05.2016 tarihinde şirketten alacağına mahsuben davalıya ödendiği, davalının şirketten aldığı paranın alacağına karşılık olduğu, davalının şirketi zarara uğrattığının ispat edilemediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TTK'nın 5 53... maddeleri uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve dava dışı ... A.Ş. adına kredi çekilmesi ve davalının da aralarında bulunduğu ortaklara borç ödemesi adı altında yapılan ödeme sabit olmakla beraber dava dışı ... A.Ş. ile davalı arasındaki borç ilişkisinin fiktif olduğuna dair somut bir belge ve delil sunulmamış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/916, K. 2025/7644, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-916-e-2025-7644-k-5db63f320272