Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/812 E. 2025/5771 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/812
- Karar No
- 2025/5771
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2263 Esas, 2024/1899 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/204 E., 2021/366 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı şirket temsilcisi ... dava dilekçesinde, davacı şirketin kuruluşundan hemen sonra S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi ile inşaat sözleşmesi yaptığını, şirketin tek faaliyetinin bu inşaat olduğunu, şirketin bu inşaattan dolayı alacağının bulunduğunu, davalının ise kooperatifle birlikte hareket ederek bu alacağın tahsilini engellemek amacıyla şirket menfaatine aykırı işlemler yaptığını, davalının bu şekilde şirket menfaatine aykırı eylem ve işlemlerde bulunmaya devam etmesi üzerine Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/434 D. İş sayılı dosyasından davalının müdürlük görev ve yetkilerinin tedbiren durdurulması için ihtiyati tedbir talep edildiğini, mahkemece verilen 23.12.2014 tarihli karar ile şirket müdürü olarak kendisi ile davalı ...'un şirketi temsil ilzam ve ahzukabz yetkilerini birlikte müştereken kullanılmasına karar verildiğini, davalının müdürlük görevinden azli istemiyle Mersin Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/11 E. sayılı dosyasına açtığı davada da bu tedbirin aynen devamına hükmedildiğini, sonrasında davalının haksız ve kötü niyetli olarak ücret alacağı iddiasıyla icra takibi başlattığını ileri sürerek şirketin borçlu olmadığının tespitiyle takibin iptaline, icra dosyasına yatırılan 418.800,57 TL'nin davalıya ödenmemesine, takibin tedbiren durdurulmasına ve davalı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı iddialarının tamamen asılsız, gerçeği yansıtmayan, hukuki dayanağı olmayan, iftira niteliğinde mesnetsiz iddialar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, incelenen defter kayıtları ve ticaret sicil müdürlüğü nezdindeki evraklar uyarınca davacı şirketin kooperatif için yaptığı inşaat dışında inşaat sektöründe başka bir faaliyetinin bulunmadığı, davalının müdür olarak seçildiği tarihten sonra yapılan başkaca bir ilan olmadığı, ortaklar kurulu kararında davalıya ücret ödenmesi hususunda bir karar alınmadığı, davalı ile şirket arasında sözleşme yapılmadığı, dava konusu takip tarihine kadar ortaklar kurulunun toplanmadığı, şirket idaresi için gerekli idari işlemlerin yapılmadığı, iktisadi amaç için yapılan faaliyetlerin tespit edilemediği ve davalı tarafından sunulan maaş bildirim belgesinin de dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgelerle karşılaştırılması sonucu fiili çalışma olgusunu ispatlayıcı nitelikte kabul edilmediği ve davalının ücret alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekili ... tarafından istinaf aşamasında 03.10.2024 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiği, bu beyan çerçevesinde taraf vekillerinin istinaf başvurularının konusuz kaldığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesince verilen kararının re’sen kaldırılmasına ve davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 307. maddesi gereğince feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminin reddine ilişkin 19.12.2024 tarihli ek karar, davacı vekili ... tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davacı, şirket aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiş ve takibe ilişkin icra dosyasına 418.800,57 TL ödeme yapmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf taleplerinin incelenmesi sırasında, davalının babasının ölümü ile birlikte davacı şirkete münhasıran yetkili ortak olmasından dolayı şirket adına vekil tayin ettiği ...'un dosyaya sunduğu davadan feragat dilekçesi dikkate alınarak, davanın reddine miktar bakımından kesin olarak karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, 19.12.2024 tarihli ek kararla dava değerinin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu ek karara karşı davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 2024 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 378.300,00 TL olduğu ve davacı vekili ...’nın temyiz talebinin reddedildiği dikkate alındığında, reddedilen dava değerinin kesinlik sınırının altında olmadığı anlaşılmaktadır. Anılan gerekçe çerçevesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.12.2024 tarihli davacı vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararı yerinde olmadığından, söz konusu ek kararın kaldırılmasına ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesine karar verilmesi gerekmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinden sonra istinaf aşamasında, davacı şirketin ortaklarından olan davalının babasının ölümüyle babanın hissesinin davalıya geçtiği ve davalının da davacı şirketi diğer yetkiliyle birlikte münferiden temsil yetkisine sahip bulunduğu anlaşılmakla, bu şekilde davalının yetkisini kötüye kullanarak verdiği vekâletname ile aleyhine açılan davadan şirket adına feragat ettiği görülmektedir. Bu durumda, şirket ile davalı arasında menfaat çatışması bulunduğu dikkate alınarak, davanın sonuçlandırılması açısından şirkete kayyum atanarak yargılamanın sürdürülüp sonuçlandırılması gerekirken, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3.Bozma sebebine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.12.2024 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.