Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/806 E. 2025/7055 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/806
- Karar No
- 2025/7055
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/552 Esas, 2024/1808 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2019/199 E., 2021/698 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayilikten kaynaklanan ticari ilişki bulunduğunu, davalının, müvekkiline olan borçlarını mahsup etmeden alacaklarını talep edip cebri icrayla tahsile giriştiğini, hesap mutabakatı yapılmadığını, müvekkilinin de davalıdan faturaya dayalı alacaklarının tüm ihtarlara rağmen ödenmediğini, varsa alacak bakiyelerinin tespiti için İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/233 E. sayılı dosyasında tespit davası açtıklarını, davanın halen devam ettiğini ileri sürerek tespit davası ile belirlenecek alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacılar vekili 11.11.2019 tarihli açıklama dilekçesiyle; müvekkillerinin davalıdan faturaya dayalı alacaklarının bulunduğunu belirterek davalının kat ihtarı tarihi itibariyle borç-alacak durumunun tespiti ile şimdilik 15.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacı şirketten 1.672.577,70 TL alacağının tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ipotekli taşınmazların cebri icra yoluyla satılarak alacağa mahsuben 1.137.000,00 TL tahsilat yapıldığını, mevcut ipoteklerin takip konusu alacağı karşılamaması nedeniyle rehin açığı belgesi düzenlendiğini, davacının ancak istirdat davası açabileceğini, dava açmak için hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bayilik ve yetkili satıcılığa dayanan ticari ilişki olduğu, davacı şirketin, davalının Anamur bayisi olarak 2010 yılına kadar davalının ürünlerinin satışını yaptığı, davacıların İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/233 E. sayılı dosyasında alacağın tespiti davası açtıkları, verilen sürede eksikliklerin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine dair kararın kesinleştiği, davacı tarafın bilirkişi incelemesi için defter ibraz etmediği, davalının ticari defter kayıtlarının bilirkişi tarafından incelendiği, buna göre davacı şirketin alacağının olmadığı, davacının 535,577,70 TL bakiye borcunun bulunduğu, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından davacı şirkete keşide edilen 22.04.2010 tarihli ihtarnamede 1.672.577,70 TL borcun ödenmesinin ihtar edildiği, davacı şirket tarafından keşide edilen 06.05.2010 tarihli cevabi ihtarnamede 22.04.2010 tarihi itibariyle borçlarının 1.523.447,26 TL olduğunun açıkça kabul edildiği, davacının borç ikrarı niteliğindeki söz konusu ihtarnamesinin bağlayıcı olduğu, davacı tarafça, faturalara dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğu ileri sürülmüşse de bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmediği, Mahkemenin ara kararı gereği davalı vekilince süresinde ibraz edilen dilekçe ile müvekkilinin ticari defterlerinin müvekkili adresinde incelenmesi talep edilmiş olmasına rağmen Mahkemece davacının ticari defterleri incelenmeden sonuca gidilmesi usule aykırı olsa da davacının belirtilen ihtarnamedeki açık borç ikrarı karşısında söz konusu usuli eksikliğin sonuca etkili görülmediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olması nedeniyle mahkemece yemin teklif hakkı hatırlatılmışsa da davacılar vekilince sunulan dilekçe ile yemin teklif etmeyeceklerinin bildirildiği, diğer yandan davacılar vekilince istinaf başvurusunda; davalının bayilik sözleşmesi akdedilirken zorunlu tutması nedeniyle ... ile de sözleşme akdedildiği, alacağın hem davalının hem de ...'ın kayıtlarında mükerrer olarak göründüğü, ...Tüketici Pazarlama tarafından müvekkili aleyhine başlatılan takip nedeniyle de ödemeler yapıldığı, takiplerin mükerrer olması nedeniyle dava dış şirketin de ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği ileri sürülmüşse de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 357. maddesi gereğince istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği gibi yeni delillere dayanılmasının da mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.