Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/704 E. 2025/5572 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/704
Karar No
2025/5572
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1491 Esas, 2024/1808 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/595 E., 2024/321 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının, müvekkil şirket ile dava dışı ... Madencilik şirketi arasında 03.09.2008 tarihinde imzalanan finansal kiralama sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kiralananın teslim edildiğini, davalı ve asıl borçlunun borçlarını ödemeyerek temerrüde düştüğünü, bunun üzerine davalı ve diğer borçlulara 26.12.2008 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmediğini, ekipmanların iade edilmediğini, bu nedenle sözleşmesinin feshedildiğini, asıl borçlu ve müteselsil kefiller hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek takibe konu finansal kira alacağı ve finansal kira alacağının faizine ilişkin itirazın iptaline, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının talep etmiş olduğu tüm hak ve alacaklar için zamanaşımı def'inde bulunduklarını, bu davada alacakların zamanaşımına uğradığını, 3226 sayılı mülga Finansal Kiralama Kanunu'nun 8. maddesi amir hükmüne göre, tescil yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davacı tarafça gönderilen ihtarnamenin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkilinin sözleşmede kefil olarak yer alması nedeniyle sorumluluğunun sınırlı olduğunu, kanunda bu duruma üst sınır getirildiğini savunarak davanın reddini, davacı tarafından başlatılan kötüniyetli icra takibi sebebiyle davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2021/23307 sayılı takip dosyası kapsamında, davacı şirket ile dava dışı ... Madencilik şirketi arasında arasında 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde, finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı, ... 5. Noterliği'nden 26.12.2008 tarihinde ihtarname keşide edildiği, icra takibinin 10.09.2021 tarihinde açıldığı, takibin 10 yıllık zamanaşımı sonrasında yapıldığının tespit edildiği, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5. maddesi atfıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598. maddesinin dava konusu finansal kiralama sözleşmesine uygulanması gerektiği, TBK'nın 598. maddesi uyarınca, hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefilin de borcundan kurtulduğu, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalktığı, kefalet on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefilin ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebileceği, bu sebeple davalı kefilin 10.09.2021 takip tarihi itibariyle herhangi bir sorumluğunun bulunmadığı, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesince, dava itirazın iptali davası olup somut olayda bu davaya özgü bir hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, ancak TBK’nın 598. maddesinde öngörülen 10 yıllık kefalet süresinin hak düşürücü nitelikte olduğu, davacının bu sürenin dolmasından sonra takip başlatması nedeniyle takibe konu alacağın hak düşürücü süreye uğradığı ve bu sebeple davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle reddine hükmedilmesinin doğru görülmediği, ayrıca davacının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/704, K. 2025/5572, T. 22.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-704-e-2025-5572-k-a0f622d7be3a