Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6122 E. 2026/1106 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6122
- Karar No
- 2026/1106
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/382 Esas, 2025/442 Karar HÜKÜM : Karar verilmesine yer olmadığına
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, davalılar vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin/dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin akaryakıt dağıtım şirketi olduğunu, davalılardan ...'un maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde davacı şirketin 12.06.2006 tarihinden itibaren 15 yıl süreyle intifa hakkı sahibi olduğunu, davalı şirketin ise bayi olarak faaliyet gösterdiğini, taraflar arasındaki dikey ilişkinin davalı şirket tarafından 13.06.2011 tarihinde sonlandırıldığını ileri sürerek müvekkilinin, davalı şirkete peşin ödediği işletme yatırım destek bedelinin geçersiz ve müvekkili tarafından kullanılamayacak süresine karşılık gelen 646.181,65 TL kısmının davalı şirkete ödenme tarihinden itibaren faiziyle ve davalı şirketin elde ettiği tüm semerelerin ve müvekkilinin uğradığı ekonomik kayıpların karşılığı 292.074,11 TL’nin KDV’si ile birlikte dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı şirketten, müvekkilinin intifa süresinin tamamını nazara alarak peşin ödediği intifa bedelinin geçersiz ve müvekkilince kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen 52.387,73 TL’lik kısmının ödeme tarihinden itibaren faiziyle ve davalı ...’un elde ettiği tüm semerelerin ve müvekkilinin uğradığı ekonomik kayıpların karşılığı 23.162,09 TL’nin KDV’si ile birlikte dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı ...’dan, müvekkilinin davalı akaryakıt istasyonuna yaptığı sabit yatırım bedelinin geçersiz ve müvekkilince kullanılamayacak süresine karşılık gelen 1.107,20 TL kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ve davalıların elde ettiği semerelerin ve müvekkilinin uğradığı ekonomik kayıpların karşılığı 316,72 TL’nin KDV’si ile birlikte dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece, davacının talebini açıklamak üzere verilen sürede davacı vekili, intifa bedeli ile ilgili taleplerini her iki davalıdan talep ettiğini bildirmiş ve davacı vekili yargılama devam ederken 15.06.2015 tarihinde sabit yatırım ile ilgili toplam 1.423,92 TL’lik talebinden feragat etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, intifa hakkının tesisi için davalılara herhangi bir bedel ödenmediğinden, yapılmayan bir ödemenin iadesinin talep edilemeyeceğini, müvekkili şirkete ödenen yatırım destek bedeli ve sabit yatırım bedelinin geçerli bir sözleşmeye istinaden yapılan ödemeler olduğundan haksız zenginleşme addedilemeyeceğini, davacının herhangi bir zararının olmadığını, faiz, KDV ve ekonomik kayıpların karşılanması taleplerinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak, uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 314. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye değin sulh yapılabileceği, aynı Kanun'un 315/1 hükmünün "...Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir..." şeklinde düzenlendiği, bu durumda davalının sulh sözleşmesinin dikkate alınamayacağına yönelik beyanları ile davacı tarafın sulh sözleşmesine göre karar verilmesine yönelik taleplerinin yine davacı tarafın protokol hükümlerinin davalı tarafça yerine getirildiğine dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafça ibraz edilen ve davalı tarafı da bağlayan 11.12.2018 tarihli sulh protokolü nazara alınarak karar vermek gerektiği gerekçesiyle sulh protokolü kapsamında HMK'nın 315/1 hükmü uyarınca dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bayilik sözleşmesinin feshine dayalı tazminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. SONUÇ: Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.