Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5792 E. 2026/2591 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5792
Karar No
2026/2591
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2131 Esas, 2025/665 Karar KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2014/1111 E., 2021/394 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 27.05.2008 tarihinde imzalanan akaryakıt satış ve servis istasyonu ile ilgili protokolden dolayı davalı tarafından açılan sebepsiz zenginleşme davası devam ederken 15.06.2010 tarihinde bir sulh protokolü imzalandığını, üzerinde anlaşılan bedel olan 415.219,00 TL'lik 31.05.2013 tarihli faturaya istinaden 21.06.2013 tarihinde ödeme yapıldığını, yine 31.05.2013 tarihli, 132,166,28 TL'lik "Sulh Protokolüne İstinaden Faiz Bedeli" açıklamalı faturaya ilişkin de 05.07.2013 tarihinde ödeme gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bu ödemeleri bir an önce kredi çekebilmek için hesaplamaların doğruluğunu sorgulamadan yapmak zorunda kaldığını, ancak davalının müvekkili taşınmazı üzerindeki ipoteği, 28.01.2014 tarihli ihtarnameye kadar kaldırmadığını, teminat mektubunu iade etmeyerek nakde çevirdiğini, davalının, hatalı hesaplamalar ile müvekkilinden fazla tahsilat sağlayarak sebepsiz zenginleştiğini, ipoteğin geç kaldırılması sebebi ile müvekkilinin kredi başvurularının reddedildiğini, planlanan yatırımların, anlaşmaların bu sebeple gerçekleştirilemediğini, müvekkilinin elde edemediği kazançlar sebebiyle zarara uğradığını, kredi kullanılamadığı için eldeki kamyonların zararına satıldığını, kamyon kiralarının gelirinden mahrum kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinden haksız tahsil edilen meblağ ve ipoteğin geç kaldırılmasından dolayı uğranılan zararlardan dolayı 40.000,00 TL'nin davalıya gönderilen 28.01.2014 tarihli ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, 27.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davalının fazla tahsil ettiğini ileri sürdüğü tutara ilişkin talebini 129.709,09 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Rekabet Kurulu'nun intiaf sürelerini 5 yılla sınırlayan kararı sonrasında, davacı hakkında, 15 yıl esas alınarak verilen krediler, yatırım bedelleri, intifa bedelinin bakiye 10 yılına ilişkin kısmı için açılan sebepsiz zenginleşme davası sırasında taraflar arasında 15.06.2010 tarihinde sulh protokolü imzalandığını, 10 yıl için bakiye bedel toplamının 415.219,00 TL olarak belirlenip bu miktarın sözleşme süresi sonunda (2013 yılında) faizi ile müvekkiline ödenmesinin kararlaştırıldığını, dolayısıyla 15.06.2010 tarihinde davacı tarafından ödenmesi taahhüt edilen 415.2019,00 TL'nin artık tartışılamayacağını, taraflar arasındaki sözleşme devam ederken davacının 21.02.2013 tarihli ihtarnamesi ile ipoteğin kaldırılmasını talep etmesi üzerine, müvekkilinin 415.219,00 TL'nin 15.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ödenmesi konusunda cevap verdiğini, davacının bu ihtar ve talebe itiraz etmeksizin ana parayı ve 112.005,32 TL işlemiş faizi ödediğini, hala ödenmemiş 36.905,00 TL borcu olan davacının 28.01.2014 tarihli ihtarname ile ipoteğin kaldırılmasını talep ettiğini, müvekkilinin bu ihtara cevabında bakiye 36.900,00 TL cezai şart alacağı istediğini ve ipotek bedelini bu miktara indireceğini bildirdiğini, davacı, faizin 31.05.2013 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini ileri süremekte ise de, faiz başlangıcının borcun kat edildiği tarih olarak 15.06.2010 tarihi olarak esas alınması gerektiğini, davacının diğer zarar iddialarının varsayıma dayandığını, müvekkilinin ipoteğin kaldırılması yönünde temerrüde düşürülmediğini, ipotek bedelinin 700.000,00 TL'den bakiye alacak miktarı olan 36.900,00 TL'ye düşürüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 15 yıllık bayilik sözleşmesi nedeniyle davacı tarafından davalıya sağlanan yükümlülükler kapsamında, petrol istasyonunun işletilecek olduğu yer üzerinde 15 yıllık intifa hakkı sağlandıktan sonra Rekabet Kurulu tarafından sürenin 5 yıl ile sınırlandırılması karşısında davacı nezdinde meydana gelen sebepsiz zenginleşme miktarının 415.219,00 TL olduğunun 15.06.2010 tarihli protokol ile taraflarca kabul edildiği, protokolün 3-b maddesinde "Malik/ Bayi intifa süresinin 5 yıla sınırlandırılması nedeniyle dava konusu yapılan 415.219,00 TL'yi (KDV dahil) sözleşme süresi sonunda iş bu protokol kapsamında ve yasal faizi ile birlikte ...'ya nakden ve defaten ödeyeceklerini kabul ve taahhüt ederler. ... ödeme karşılığında bayile tutar kadar fatura kesecektir." hükmü ile tespit edilen zenginleşme bedelinin faizi ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığı, davacının İstanbul 4. Asliye ... Mahkemesinin 2010/183 E. sayılı dosyası üzerinden açtığı davada tahsilini talep ettiği miktara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiş olması karşısında protokol ile tespit edilen 415.219,00 TL'ye 15.06.2010 protokol tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117/2 hükmüne göre borçlunun sebepsiz zenginleştiği tarihte temerrüde düşeceği, esasen Rekabet Kurulu kararı tarihi itibariyle 15 yıllık süre kendiliğinden 5 yıla düştüğünden, davacının bu kararın alındığı tarih itibariyle zenginleştiği ve zenginleşilen miktara uygulanacak faizin de bu tarih itibariyle tespit edilmesi gerektiği, ancak davalı vekilinin faizin sulh protokolü tarihi olan 15.06.2010 tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini beyan etmiş olması karşısında, taleple bağlılık ilkesi gereği faizin bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, buna göre protokolün yapıldığı 15.06.2010 tarihi ile 415.219,00 TL'nin ödendiği tarih olan 21.06.2013 tarihi arasında geçen 1086 güne göre işlemiş faizin 172.229,38 TL olduğu, davacının iadesi talep edeceği bir faiz alacağı bulunmadığı, diğer zarar kalemleri bakımından da ispat edilmiş bir zararın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sulh protokolüne göre, belirlenen miktarın sözleşme süresi sonunda, protokol kapsamında, yasal faizi ile birlikte ödeneceği kararlaştırıldığından temerrüdün sözleşmenin sona ermesi ile gerçekleşeceği, sözleşme sona erinceye kadar da yasal faiz işleyeceği kararlaştırıldığına göre, bu faizin akdi faiz olduğu ve sulh protokolünün imzalandığı 15.06.2010 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 28.05.2013 tarihine kadar işletilmesi gerektiği, davacının, gerek 31.05.2013 tarihli ve 415.219,00 TL bedelli fatura, gerekse 31.05.2013 tarihli ve 132.166,28 TL bedelli fatura nedeniyle fazla ödemesi bulunmadığı, davacının kredi almak üzere ... Bankası A.Ş.'ye müracaat ettiğinde, henüz davalıya borçlarını ödemediği, kamyonları sulh protokolüne konu borcu ödedikten sonra aldığı ve ... T.A.Ş.'ye kredi başvurusu yapmadan önce sattığı, dolayısıyla kamyon satışlarının ipoteğin kaldırılması ile ilgisinin bulunmadığı, davacının kredi çekememesinin kamyon alım satımı ile ilgisi bulunmadığından söz konusu zarar kalemlerinin talep edilemeyeceği, davacının kredi çekememesi nedeniyle yatırım ve anlaşma yapamadığı, kamyonları kiraya veremediği, bu nedenle gelir kaybı zararı olduğu iddiasının somutlaştırılmadığı gibi ipoteğin kaldırılmaması ile arasındaki illiyet bağının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında imzalanan sulh protokolünden dolayı sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak ve bahse konu protokol kapsamında ipoteğin geç kaldırıldığından bahisle ortaya çıkan ve mahrum kalındığı belirtilen zararın tazmini talebine ilişkindir.

VI. Değerlendirme ve Sonuç Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5792, K. 2026/2591, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5792-e-2026-2591-k-7304824271a9