Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5538 E. 2026/2075 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5538
- Karar No
- 2026/2075
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2162 Esas, 2025/864 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/648 E., 2021/690 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.04.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkilinin eski ortağı olduğunu, 14.06.2017 tarihinde hisselerini şimdiki ortaklara devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ayrılma sonrasında şirketin ticari defterlerinde inceleme yapıldığını, davalının usulsüz olarak şirketten 24.02.2016 tarihinde 90.000,00 USD aldığını, bunun 50.000 USD'sini 21.04.2016 tarihinde iade ettiğini, kalan 40.000,00 USD'nin akıbetinin belli olmadığını, davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek borçlunun icra dairesine yaptığı itirazın 8.000,00 USD'lik kısmının kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 32.000,00 USD üzerinden iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 15.02.2016 tarihinde davacı şirketin tüm hisselerini devralarak tek pay sahibi olması nedeniyle şirket müdürü olarak atandığını, ... Ltd. Şti.'nin tür değişikliğine gidilerek anonim şirkete dönüştürüldüğünü, müvekkilinin münferit imza yetkili tek yönetim kurul üyesi olarak atandığını, müvekkilinin, davacının ... Bankası A.Ş.'deki hesabından ticari faaliyetleri ve şirketteki yapısal değişiklikler sebebiyle işçilik alacakları için gereken 90.000,00 USD'yi yönetim kurulu üyesi sıfatıyla çektiğini, 50.000,00 USD'yi kendinde tuttuğunu, 40.000,00 USD'yi şirket kasasına koyduğunu, şirkette yaptığı denetimde şirket kasasında 40.000,00 USD olması gerekirken 8.000,00 USD bulunduğunu, 32.000,00 USD'nin olmadığını gördüğünü, müvekkilinin daha büyük muhasebesel tutarsızlığa yol açmamak adına şirket faaliyetleri için kullanmak üzere çektiği 90.000,00 USD'nin kendinde kalan 50.000,00 USD'lik kısmını şirket hesabına yatırdığını, davacının o dönemdeki çalışanlarının 32.000,00 USD'nin yanı sıra şirketin muhasebe kayıtları, ticari defterleri ve diğer birçok belgenin kayıp olduğunu görerek polise ihbarda bulunduklarını, müvekkilinin tüm bu yaşananlardan yıpranması nedeniyle 09.06.20 16... .06.2017 tarihinde paylarını devrederek şirketten ayrıldığını, yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, şirket defterlerinin fiili durumu yansıtmayacak şekilde değiştirilmesi ve şirket hesabından çekilen 72.925,91 USD'nin hala uhdelerinde tutulduğu gerekçesiyle savcılığa şirketin muhasebecisi ve eski çalışanı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, şirket defterlerinde ortaklardan alacak olarak görünen 32.000,00 USD'nin müvekkilinin rızası dışında yazıldığını, 32.000,00 USD'nin ortaklardan alacaklar hesabına yazılmasının mümkün olmadığını, icraya konulan tutarın, ortaklar alacak hesabında yer alması gerektiğine kanaat getirilmesi halinde dahi hesap yönteminin hatalı olduğunu, dava konusu tutarın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... Bankası hesabından, davalıya 24.02.2016 tarihinde "... Ödenen" açıklaması ile davaya konu 90.000,00 USD'nin ödendiği, 21.04.2016 tarihinde davalı tarafından davacı hesabına 50.000,00 USD yatırıldığı, davalı tarafından davaya konu 90.000,00 USD'nin çekildiği ve 50.000,00 USD'nin ödendiğine dair davacının ticari defterlerine "131.01.001 Ortaklardan Alacaklar Hesabına" işlendiği, davalının, davacıya 40.000,00 USD ödediğine dair herhangi bir kaydın olmadığı, davalının davacıya 40.000,00 USD borçlu bulunduğu, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının 32.000,00 USD alacağının tahsiline yönelik başlattığı icra takibine davalının itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığı, davacının alacak iddiasının davalının davacı şirkete yönetici olarak bulunduğu dönemde bankadan çektiği paranın bir kısmının şirket hesaplarına aktarılmaması ve bu surette uhdesinde tutması üzerine yöneticinin sorumluluğu sebebiyle tahsiline yönelik olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının itirazının 32.000,00 USD üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takibe takip tarihinden itibaren döviz faizi uygulanmasına, alacak belirlenebilir olduğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacı şirkete 10.02.2016 tarihli genel kurulda onaylanan devir ile tek ortak olduğu, şirketin 30.05.2016 tarihinde onaylanan genel kurulda alınan kararla anonim şirkete dönüştüğü, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, şirketin ticari defterlerinde, davalının 24.02.2016 tarihinde davacının ... Bankası hesabından 264.951,00 TL çektiğinin kayıtlı olduğu, 2016 yılı kapanışı itibarıyla da davacının 143.451,54 TL alacaklı göründüğü, dava konusu para çekme işleminin şirketin henüz tür değiştirmeden önce gerçekleştiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 644/1-(b) hükmü uyarınca şirkete karşı borçlanma yasağına ilişkin 358. madde, limited şirketler hakkında da uygulanacak olup TTK'nın 358. maddesine göre pay sahiplerinin, sermaye taahhüdünden ... vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamayacağı, davalının, davacı şirketten 24.02.2016 tarihinde 90.000,00 USD çektiğinin kendi beyanıyla sabit olduğu, ödünç niteliğindeki bu işlemin davalıyı şirkete karşı borçlandıracağı, dolayısıyla ortaklık ilişkisinden kaynaklanan davada, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası hakkındaki genel kurul kararı aranması ve ibra hususlarının eldeki davada uygulama yeri bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147/1-4 hükmüne göre bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden ... ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların, 5 yılda zamanaşımına uğrayacağı, TBK'nın 82/1 hükmüne göre ise sebepsiz zenginleşmeden ... istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, davacı şirket tarafından 13.06.2017 tarihinde yeminli mali müşavir raporu alındığı, bu raporda dava konusu tutara ilişkin olarak 24.02.2016 tarihinde davalı hesabına banka kanalıyla 90.000,00 USD karşılığı 264.951,00 TL'nin 50.000,00 USD karşılığı 141.300,00 TL olarak 21.04.2016 tarihinde banka yoluyla şirket hesaplarına iade edildiği, kalan 40.000,00 USD karşılığı 123.651,00 TL'nin yasal defterlerde "ortaklardan alacaklar hesabında" izlendiğinin belirlendiği, bu rapordan sonra davacı tarafından 14.06.2017 tarihinde şikayet dilekçesi üzerine şirket çalışanları hakkında başlatılan soruşturmada 15.03.2018 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, davalı da cevap dilekçesinde, 40.000,00 USD'yi şirket merkezinde bulunan şirket kasasına koyduğunu, davalının, ...'nin ofisini ziyaret ettiğinde gerçekleştirdiği teftişte şirket kasasında 40.000,00 USD olmasını beklerken sadece 8.000,00 USD bulunduğunu beyan etmesi karşısında davacının geri isteme hakkı oladuğunu 15.03.2018 tarihli takipsizlik kararı ile öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu halde gerek TBK'nın 82/1 hükmündeki 2 yıllık zamanaşımı süresi gerekse TBK'nın 147/1-4 hükmündeki 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davaya konu icra takibinin başlatıldığı, bu nedenle davalının zamanaşımı definin yerinde görülmediği, davalı, şirket hesabında USD cinsinde bulunan parayı çektiğinden, alacağın Türk Lirası üzerinden takibe konulması gerektiği yönündeki davalı savunmasının da yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davalıya iadesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.