Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/4077 E. 2025/7554 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4077
- Karar No
- 2025/7554
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/112 Esas, 2025/379 Karar HÜKÜM : Kabul
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile dava dışı ...Proje ve Danışmanlık A.Ş.'nin davalı ... 09.05.2014 tarihinde %50'şer hisse ile kurduklarını, davalı şirketteki 1,00 TL değerindeki 250.000 adet hissenin 125.000 adedinin B Grubu olarak davacıya, 125.000 adedin ise A Grubu olarak dava dışı şirkete ait olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulunun, dava dışı şirketi temsilen yönetim kurulu başkan ... ve davacı ... temsilen yönetim kurulu başkan vekili ...'ten oluştuğunu, ...'nun, sermaye borcunu ödemediğinden bahisle davacı şirketin, dava dışı şirketten ıskatına dair tek başına yönetim kurulu kararı aldığını, yönetim kurulunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 390. maddesi gereği iki üyeden oluştuğunu, toplanabilmesi ve karar alabilmesi için iki yönetim kurulu üyesinin de toplantıya katılması gerektiğini, ancak ...'in toplantıya katılmadığını ileri sürerek ıskata ilişkin yönetim kurulu kararının geçersizliğine ve B Grubu 125.000 adet payın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin B Grubu hisselere sahip olduğunu, hisse bedellerinin 125.000,00 TL olarak şirket kuruluşunda belirlendiğini, davacının sermaye koyma borcunun 93.750,00 TL'lik kısmının ödenmediğini, şirket ana sözleşmesi gereği, şirketin ticaret siciline tescil edilmeden önce ödenmesi gereken 31.250,00 TL'lik kısmını ödemekle yetinen davacıya defalarca ödemesi için ihtarda bulunduklarını, sonuç alamadıklarını, oysa ana sözleşme gereği tescili izleyen 24 ay içinde, 09.05.2016'ya kadar, kalan 93.750,00 TL'nin ödenmesi gerektiğini, davacının son adresine ve ticaret sicilindeki adresine defalarca tebligat gönderildiğini, sonuç alınamadığını, TTK'nın 482. ve 483. maddelerine göre sermaye payı koyma borcunu yerine getirmeyen ortağın ıskat edileceğini, şirketin iki ortağı olduğunu, davacı ortağın ıskatı ile ilgili yönetim kuruluna, zaten davacıdan gelen temsilcinin katılamayacağını, zira yasa ve ana sözleşme gereği ortağın kendi ile ilgili görüşmede "müzakereye katılma yasağı" bulunduğunu, bu nedenle toplantıya katılmasının mümkün olmadığını, yönetim kurulunca alınan ıskat kararının yerinde olduğunu, dava konusu ıskat kararı sonrası, ıskata konu paylar 3. kişiye temlik edilerek satıldığından davacının tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığını, paylar satıldığından müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı şirketin iki yönetim kurulu üyesi olduğu, her iki üyenin de şirket ortağı ya da paydaşı olmadığı, sadece davalı şirketin temsilcileri oldukları, yönetim kurulu toplantısına çağrılmayan üye ...'in davacı şirkette pay sahibi olmadığı, ... Enerji A.Ş'nin temsilcisi pozisyonunda olduğu, hal böyle olunca adı geçen yönetim kurulu üyesinin kişisel yarar ve menfaatinden söz etmenin mümkün olmadığı, bu yüzden dürüstlük kuralının uygulanamayacağı, kaldı ki iki kişiden oluşan yönetim kurullarında tek bir katılımla toplantı ve karar nisabının oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 26.09.2018 tarihli ve 201803 sayılı davacının ıskatına dair yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, davalı şirketin 125.000 adet B grubu paylarının davacı şirkete ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ıskat kararının hükümsüzlüğü ile ıskat edilen ortağın şirkette pay sahibi olduğunun tespiti talebine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava dilekçesinde, ıskata ilişkin yönetim kurulu kararının geçersizliğinin tespitine ve B Grubu 125.000 adet payın davacı şirkete ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep edilmiş olup, ıskata konu payların dava tarihinden önce 16.10.2018'de dava dışı ... 'a devredildiği dosya kapsamından anlaşıldığından, payın devredildiği 3. kişi davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmaksızın 3. kişinin hukuki durumunu da etkileyecek şekilde, B Grubu 125.000 adet payın davacı şirkete ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, dava konusu ıskat kararına konu pay 93.750 adet olduğu halde ıskat dışı payları da kapsayacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
V. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 15.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y Dava, ıskat kararının hükümsüzlüğü ile ıskat edilen ortağın şirkette pay sahibi olduğunun tespitine ilişkindir. Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığı, dava tarihinden önce ıskata konu payların devrediliği üçüncü kişinin davaya dahilinin gerekip gerekmediği, ıskat dışında kalan payları da kapsayacak şekilde karar verilip verilmeyeceğine ilişkindir. Dava yönetim kurulunun ıskata ilişkin almış olduğu kararının hükümsüzlük nedeniyle iptaline yönelik açılmıştır. Yönetim Kurulu Kararının iptali halinde ıskat kendiliğinden hükümsüz hale gelecektir. Yönetim Kurulu Şirketin paydaşı ve ortağı olmayan iki kişiden oluştuğu, toplantı ve karar alma nisabına uyulmadan 26.09.2018 tarihli alınan kararın yok hükmünde olduğu tespit edildiğinden ıskata ilişkin kararın da hükümsüz olduğu tespit eden ilk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygundur. Ayrıca verilen tespit kararı eda hükmünün sonuçlarını meydana getiremeyeceği bu nedenle payların devredildiği üçüncü kişinin davaya dahil edilmesinin tespit hükmü nazara alındığında bu kişinin hukuki durumunu etkilemeyeceği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesiyle katılmıyorum.