Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3549 E. 2025/5157 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3549
- Karar No
- 2025/5157
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/351 Esas, 2024/648 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nun, müvekkili ve diğer davalı aleyhine keşidecisi müvekkili olan çeke dayalı olarak başlattığı icra takibine konu çek yaprağında şirket yetkililerinden olan ... ...'a atfen atılan imzanın sahte olduğunu, bu konuda Cumhuriyet Savcılığına şikâyette bulunulduğunu, davalıların birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek müvekkili şirketin çekten ve icra takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; çekteki imzanın ... ...’a ait olduğunu, aynı şahıslara ait yüzlerce çekin bu şekilde ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin çeki şirketin konumu itibari ile vergi borçlarının ödenmesi amacına yönelik ciro ettiğini, çeki verdiği kişinin ortaklıktan kaybolduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak davaya konu çek ile imza incelemesine tabi tutulan 7 adet çekin sıralı çeklerden olmayıp aralarında başkaca herhangi bir bağlantı da bulunmadığı, anılan çeklerden her birinin davacı keşideci şirket adına müstakil ve münferit bir borç ikrarını içermekte olup davacı şirketin müşterek imzalardan birisi sahte olarak atılmış 7 adet çek bedelini imza itirazında bulunmaksızın ödemesi olgusunun davacının sahte imza ile oluşturarak çek tedavüle koymayı alışkanlık haline getirip sonradan da bu durumu benimsendiği şeklinde yorumlanamayacağı, sahtecilik def'inin multak def'i niteliğinde olduğu ve keşideci tarafından herkese karşı ileri sürülebileceği gerekçesi ile davanın kabulü ile; dava konusu Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2007/10916 E. sayılı takip dosyasında takibe konu ... Bankası A.Ş. ... Şubesine ait keşidecisi davacı ... Sağlık Hizmetleri Tic.A.Ş. olan hamiline keşide edilen 06.12.2007 keşide tarihli ve 785.000,00 TL bedelli çeke istinaden başlatılan takip nedeni ile davacının borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çek nedeni ile davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne, talep tarihi ile menfi tespit talebine konu alacağın (dava tarihi itibariyle geçerli oran üzerinden) %40’ı oranında hesaplanacak kötüniyet tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalıların yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava konusu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Dava menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık kötüniyet tazminatının koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 hükmüne göre kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtmek gerekir ki alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu açıklamalar kapsamında somut olaya dönüldüğünde; sahtecilik def'inin mutlak def'i niteliğinde olması nedeni ile çekin keşidecisi tarafından herkese karşı ileri sürülmesi mümkün olduğundan davanın kabulü yönünde karar verilmesi gerekli ise de, yetkili temsilcinin imzasını taklit edenin temyiz dışı davalı ... olduğu ve davalı ...'a verdiği çekler nedeni ile sahtecilik suçundan yargılandığı davada hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sonuç olarak davacı yanca, davalı ...'ın icra takibinde kötüniyetli olduğu hususunun yasal delillerle kanıtlanamadığı ve dosya içeriğinde de kötüniyetinin varlığını açıkça ortaya koyacak bir duruma rastlanmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, Mahkemece, davacının, davalı ... hakkında kötüniyet tazminatına ilişkin istemi hakkında ret kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438/7 hükmü gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan “...davalılardan" ibaresinin çıkarılarak "...davalı ...'ten" ibaresinin yazılmasına, bendin devamına "Koşulları oluşmadığından, davacının, davalı ...'na yönelik kötüniyet tazminatı isteminin reddine" ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.