Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3311 E. 2026/188 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3311
Karar No
2026/188
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1766 Esas, 2025/620 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/276 E., 2022/178 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekilince ve duruşma istemsiz olarak davacılar vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait 10.10.2017 tarihli ve 2017/... tescil numaralı "..." markasının mevcut olduğunu, müvekkilin eskiye dayalı kullanımıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 maddesi uyarınca gerçek hak sahibi olduğu "..." markasının "..." markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, markanın yüksek tanınırlığından davalının kötüniyetli olarak faydalanmaya çalıştığını, ayrıca markanın ticaret unvanı ve internet alan adı olması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında korunması gerektiğini ileri sürerek 2018/97237 tescil numaralı "..." markasının 35. sınıf açısından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markası için yapılan başvuruların davacıdan önce gerçekleştirildiğini, “... ” markasının tanınırlık iddiasının geçerli olmadığını ve müvekkilinin kötüniyetle markasını tescil ettirmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki tarihli davacı markaları "..." ve "... " ibareli olup 03.sınıf emtialarda tescilli olduğu, davalıya ait dava konusu 2018/97237 tescil numaralı 01.11.2018 başvuru tarihli "..." ibareli markanın ise 9,16,35,36,41, 42... . sınıflarda davalı adına tescilli olduğu, davalı markasının 35.sınıf içeriği içinde davacı markasının 03.sınıf tescil kapsamının yer aldığı, bu nedenle davalı markasında 35.sınıf içinde yer alan ve 03.sınıf kapsamındaki emtialar arasında mal/hizmetlerin bağlantılı olduğu ve sınıf benzerliği oluştuğu, davacı tarafın "..." ibaresini uzun yıllardan beri belirtilen emtia sınıflarında kesintisiz olarak kullandığının tespit edildiği, ayrıca davacı markalarındaki "..." ibaresi ayırt edici unsur olup "..." veya "..." ibareleri malın cinsini belirten tamamlayıcı bir ibare olduğu, davalı markasının da şekille birlikte "..." ibaresini taşıdığı, bu kelime Türkçe olmayıp, Türkçe herhangi bir anlamı bulunmadığı, İngilizce karşılığının ise "çılgın" veya "deli" anlamında bir sıfat olduğu, bu haliyle markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, ayrıca davacılardan ...'nun bu ibareyi uzun yıllardan beri ticaret unvanı olarak da kullandığı, davacıların tescil önceliği de dikkate alınarak, görsel, işitsel ve anlamsal açıdan taraf markalarının benzerlik içermesi nedeniyle tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında kavramsal bağlantı kurulabileceği, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılabileceği, her ne kadar davacıların 35.sınıfta tescilleri bulunmuyor ise de, dava konusu emtialar yönünden uzun zamandan beri mağazacılık anlamında fiili kullanımlarının bulunduğu (davalı marka tescil başvurusundan önceki tarihli internet çıktılarına göre), bu haliyle SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, diğer yandan davacı markasının tanınmış marka olmadığı ve davalının tescilinin kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçeleriyle davacıların davasının kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2018/97237 tescil nolu markanın sadece tescilli olduğu 35. sınıftaki "beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler; deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler(insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç), sabunlar(ilaç ihtiva eden sabunlar hariç), diş bakımı ürünleri; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler; zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri;cilalar, bakım kremleri, cila amaçlı vaks. " emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, sair emtialar yönünden talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2018/97237 tescil numaralı 01.11.2018 başvuru tarihli "..." ibareli markanın 9,16,35,36,41, 42... . sınıflarda davalı adına tescilli olduğu, davalı markasının 35. sınıf içeriği içinde davacı markasının 03. sınıf tescil kapsamının yer aldığı, bu nedenle davalı markasında 35. sınıf içinde yer alan ve 03. sınıf kapsamındaki emtialar arasında mal/hizmetlerin bağlantılı olduğu dolayısıyla sınıfsal benzerlik bulunduğu, ayrıca taraf markalarının asıl unsurunu oluşturan “...” kelimesi açısından ayniyet bulunduğu anlaşıldığından işaretler arasında görsel, işitsel, kavramsal olarak benzerlik söz konusu olduğu, ortalama tüketici nezdinde işletmeler arasında bağlantı kurma, seri marka algısı oluşturma dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı şirket 15.08.2019 tarihinde tescil edilmiş ise de, davacı ...'nun "..." ibaresini 2009 tarihinde marka tescili sonrası ... emtiasında ve bu ürünlerin satışında uzun süredir kesintisiz şekilde ticaret ünvanı ve markasal olarak kullandığı, daha sonra davacı şirket tarafından aynı kullanıma devam edildiği, dosyaya sunulan satış faturaları, gümrük belgeleri v.s ticari evraklarla ispatlandığı, ... markasının ... emtiasında piyasada ciddi ve kesintisiz kullanımla bilinir hale geldiği, dolayısıyla davacıların 35. sınıfta ayrıca tescilsiz kullanımla ibare üzerinde öncelik hakkına sahip oldukları, davalının sonraki tescilinin SMK'nın 6/1, 6/3,6/6 6/8 maddesi uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, buna karşılık davalı markasının tanınmış marka olduğu ve kötüniyetle tescil edildiği ispatının bulunmadığı, sonuç olarak davacıların eski tarihli marka tescil kapsamı ve kullanımı bulunan "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri.Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç).Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç).Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar.Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks." emtiaları yönünden davalı markasının 35/03 alt sınıfında hükümsüzlüğü kararının ve tescil kapsamında olmayan ve tescilsiz olarak da kullanılmayan alt hizmetlerde hükümsüzlük kararı verilmemesinin dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli 2018/97237 sayılı "..." markasının 35.sınıfta hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3311, K. 2026/188, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-3311-e-2026-188-k-fb5af698344e