Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2915 E. 2026/872 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2915
Karar No
2026/872
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2145 Esas, 2024/2132 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1365 E., 2021/516 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekili, katılma yoluyla davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 1987 yılından bu yana kimya sektöründe önemli bir üretici olarak faaliyetini sürdürdüğünü, üretim faaliyetleri arasında Polyvinylacetatedispersion, Polyvinylactatehomopolymers tipi,......,......ve..... olarak adlandırılan 3 tip tutkal üretimi de olan müvekkili şirketin, bu ürünü uzun yıllarca yapılan çalışmalar ve bu kadar yılın birikimi ile oluşturduğunu, her geçen gün ürünün kalitesini ve formülünü geliştirerek, Ar-Ge yatırımları yaparak ürünü bugünkü haline ve kalitesine getirdiğini, bunun yanı sıra ürünü üretirken personelini de ürünle birlikte geliştirdiğini, personellerin bu gelişime uyum sağlamaları ve gelişimin bir parçası olmaları adına gerekli tüm eğitimi aldırdığını, sertifika almalarını sağlayıp, yüksek lisans yapmaları ve kendilerini geliştirmeleri amacı ile her türlü desteği verdiğini, ancak davalı/karşı davacı şirket tarafından müvekkili şirketin önemli pozisyonlarındaki personellerinin ayartıldığını ve onların müvekkili şirkette edindikleri müşteri bilgileri de dahil bir çok ticari sırrı ticari şirket lehine haksız bir yarar sağladığını, müvekkili şirketin başlangıçta iyi niyetli olarak her ne kadar zarar görse ve zor duruma düşse de ansızın ayrılan uzun süreli kilit personellerin rakip firmaya gitmesinin haksız rekabet amacına yönelik olduğunu anlamadığını, 2015 yılının 10. ayında müvekkili şirketin eski çalışanı ...'ın Mısır'daki müşterilerle, müvekkili şirkette çalışması nedeniyle elde ettiği ticari sır niteliğindeki müşteri ve fiyat bilgilerini kullanarak iletişime geçmesi üzerine müvekkili şirket tarafından durumun fark edildiğini, davalı şirketin haksız rekabet hükümlerini ihlal niteliği taşıyan eylemleriyle müvekkili şirketin ciddi ekonomik zararlar görmekle birlikte piyasanın rekabet koşullarına aykırı olarak işlem yaptığı portföyün kullanılması neticesinde ticari itibarının da zedelendiğini ve tüzel kişiliğine bağlı manevi hakların zarar gördüğünü ileri sürerek müvekkilinin davalı/karşı davacı tarafın haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ve bu nedenle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın tespitine, haksız rekabet teşkil eden eylemlere derhal son verilmesine, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle oluşan zarara karşılık şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminat ve 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 60.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Karşı davada davacı vekili karşı dava dilekçesinde; nesnel gerçekliğe aykırı senaryolar ile şirketin ticari itibarına haksız şekilde saldıran, müvekkilinin ürün ve fiyat bilgilerini edinmek için yasa ve etik dışı yollara başvurmaktan imtina etmeyen davacı-karşı davalının sebep olduğu zaman ve emek israfı nedeniyle müvekkili lehine şimdilik 1,00 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; yetki itirazında ve ayrıca zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde belirtilen personellerin tamamen kendi özgür iradesi ile hareket etmiş olup, müvekkili şirket ile aralarında öncesine dayalı hiçbir tanışıklık ya da herhangi bir biçimde kurulmuş iletişim olmadığını, personellerin ayartılmadığını, bu personellerin her iki taraf şirketlerde istihdam edildikleri makamlar itibariyle işletme sırrı sayılabilecek bilgilere ulaşma şansına sahip olmadıkları gibi yeri doldurulamaz ve vazgeçilmez unsurlar olmadığını, bu personellerin davalı/karşı davacı nezdinde çalışmaya başlamaları nedeniyle yerlerine yeni eleman bulmakta zorlanıldığı iddiasının inandırıcı olmadığını, davacı şirketin Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/6 D. İş sayılı dosyası ile davalının üretim süreç ve koşullarının, müşteri ve satış bilgilerinin, hammadde tedarikçilerinin, kullandığı makinaların tespiti ile polivinil asetat dispersiyon ve polivinil asetat homopolimed tipi tutkal örneklerinin alınması ile kendi ürettikleri aynı tip tutkallarla karşılaştırılmasını talep ettiğini, davacının bu talebinde hiçbir hukuki yararının olmadığı gibi bu talebi ile müvekkili şirketin ticari sırlarına erişmeyi denediğini, tespit davası sonucunda düzenlenmiş bir kimya bilirkişisi raporu olmadan da işbu davayı açtığını, ayrıca davaya konu ettiği ürünler açısından PAN ve GLC adlı Mısırlı firmaların davacının müşterisi olduğu iddiasının da gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; karşı davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ortak müşterilerinden olan ... davalı şirketin ilk ihracatının 23.03.2015 tarihinde gerçekleştirilmiş olduğu, davacı şirketten ayrılarak davalı/karşı davacı şirkette işe alınan labaratuvar personeli olan ...ın işe giriş tarihinden sonra bu şirkete satış yapıldığı, ancak satış pazarlama sorumlusu olan ...'ın davalı/karşı davacı şirkete işe giriş tarihinden önce ilk satışın yapıldığı, ihracat faturalarındaki satış rakamları incelendiğinde, davacı/karşı davalının 2014-2015-2016 yıllarında yoğun bir şekilde...VA-310 ürününü sattığı, davalının ise 2015 yılında daha düşük fiyat vermiş olmasına rağmen, davalının satışının davacı/karşı davalı ...'in aynı yıldaki satışının yaklaşık %7,5'u kadar olduğu, bu ürün bazında davacı/karşı davalıya karşı davalı/karşı davacının haksız rekabete uğradığı yönünde somut bir verinin bulunmadığı, davacı/karşı davalı şirketin...... ürünü yönünden yapılan incelemede, davacı/karşı davalının 20 14... yıllarında toplam 33.652,50 USD satış yaptığı, 2016 yılında satışının bulunmadığı, davalı/karşı davacının ise 2014 yılında satış yapmamış olduğu, ağırlıklı 2015 yılında satış yaptığı, 2016 yılında ise sembolik bir satış yapmış olduğu, davacı/karşı davalının 2014 yılından 2015 yılına geçişte satış rakamlarının düşmediği, ayrıca özellikle 2015 yılında bu ürünlerin kg satış fiyatlarına bakıldığında, davacı/karşı davalının satış fiyatının 0,82 USD, davalı/karşı davacının satış fiyatının ise 0,80 USD civarında olduğu, aralarında ciddi bir farkın görülmemesi nedeniyle haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, ayrıca Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/6 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında, tarafların ürettikleri dava konusu ürünlerin benzer kimyasal maddelerden oluştuğu, hammaddelerinin aynı oranda kullanılmadığı, kimyasal bileşimlerinin birbirine yakın olsa da ürünlerin aynı olmadığı, ürünler arasında bariz farklılıkların olduğunun anlaşıldığı, dinlenen tanık beyanlarında da davacı/karşı davalının çalışanları olan ...ve ...'ın davalı/karşı davacı tarafından ayartıldığı yönünde herhangi bir delile ulaşılamadığından davacı/karşı davalının haksız rekabetin tespiti, meni ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği, karşı dava yönünden; davalı/karşı davacı, davacı/karşı davalının haksız olarak davalı/karşı davacı şirkete saldırdığı, bu duruma adli makamları da alet ettiği ve haksız olarak dava açarak karşı davacının kapısına kilit vurulacağı yönünde konuşmalar yaparak karşı davacı/karşı davalının kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de karşı davacının kişilik haklarının karşı davalının eylemlerinden dolayı zarar gördüğü kanıtlanamadığından, davalı/karşı davacının manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının haksız rekabetin tespiti ve men'ine ilişkin talebinin reddine, davacının maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, karşı dava yönünden karşı davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı karşı davalı tarafın ürettiği aynı tip tutkalın davalı karşı davacı tarafından aynısının üretildiği, çalışanlarının ayartıldığı ve Mısır'da bulunan bir takım şirketlerle olan iş hacimlerinin çalışanlar davalı şirkette çalışmaya başladıktan sonra azaldığı hususlarının ileri sürüldüğü, ancak incelenen ticari defter ve belgeler ve alınan bilirkişi raporuna göre davalı karşı davacı şirketin söz konusu iki çalışan işe başlamadan önce de Mısır'da bulunan bu şirketlerle ticari ilişkisinin bulunduğu, çalışanlar davalı karşı davacı şirkete geçtikten sonra davacı karşı davalı tarafın bu şirketlere yaptığı satışların azaldığı hususunun ispat edilemediği, davalı karşı davacının sattığı ürünlerin fiyatlarının davacı karşı davalının sattığı ürün fiyatlarının altında olduğunun ileri sürüldüğü ancak incelenen kayıtlara göre ürünlerin fiyatlarının birbirine çok yakın olduğu bu durumun haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, satışı yapılan tüm ürün bazında yapılan inceleme sonucunda çalışanların ayrılmasından sonra dahi davacı karşı davalı şirketin toplam satışlarının %2 oranında arttığının görüldüğü, davalı karşı davacı şirketin davacının ürün sattığı şirketlere ürün satmasının tek başına haksız rekabetin varlığını göstermeyeceği, Mersin 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/6 D. İş sayılı tespit dosyasına göre davalı karşı davacının ürettiği tutkalların davacı karşı davalının ürünleriyle bariz farklılıklar bulunduğunun belirlendiği, buna göre davacı karşı davalı tarafın anılan iddialarının sübut bulmadığı, davacı karşı davalı çalışanlarının, işinden ayrılmasından kısa bir süre sonra davalı karşı davacı şirkette işe başladığı, bunun dışında personelin davalı karşı davacı tarafça ayartıldığına dair başkaca bir delil sunulmadığı, buna göre personelin ayartılması suretiyle haksız rekabette bulunulduğu iddiasının da yerinde olmadığı, bu nedenlerle haksız rekabetin kanıtlanamadığı sonucuna varılmakla mahkemece esas davanın maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, yine karşı dava yönünden davalı karşı davacının kişilik haklarının davacı karşı davalının eylemlerinden dolayı zarar gördüğü hususu kanıtlanamadığından mahkemece davalı karşı davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin de yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat, karşı dava ise manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 10.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2915, K. 2026/872, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-2915-e-2026-872-k-dedcc646c71c