Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2728 E. 2025/7726 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2728
Karar No
2025/7726
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/524 Esas, 2025/624 Karar HÜKÜM : Esastan ret

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.05.2021 tarihli marka devir sözleşmesi ile Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli, ... numaralı "..." markasını dava dışı ...Yat.San.Tic.A.Ş.'den (... A.Ş) satın aldığını, ancak Kurum nezdinde bu devrin tescil edilmediğini, mülkiyet için tescilin gerekmediğini, bu devirden sonra davacının markayı fiilen kullandığını, davalının, dava konusu markayı devreden ... A.Ş'nin eski ortağı olan ...'ın eşi ve yeni ortağının annesi olduğunu, bu nedenle 08.12.2023 tarihinde dava konusu markayı devralırken, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) SMK 148/5 hükmünde belirtilen iyiniyetli üçüncü kişi vasfına sahip bulunmadığını, ayrıca davalı devlet memuru olup dava konusu markayı devralmasını ve kullanmasını gerektirir herhangi ticari bir faaliyeti ve işletmesinin de bulunmadığını, davalının sicil kaydının düzeltilmesi talebini de reddettiğini ileri sürerek 2019/... sayılı "..." isimli markanın davalı adına yapılan devir ve tescil işleminin hükümsüzlüğünün tespiti ile bu markanın müvekkil şirket adına Kurum siciline kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen dava dosyasının dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi ... ile davalı ...'ın yetkili olduğu davalı ... A.Ş. adına “...” ibareli markanın tescil edildiğini, ancak ... ve davalı ... arasında anlaşmazlık çıkınca, davalı ...'ın bu markayı yöneticisi olduğu diğer davalı şirkete 27.05.2021 tarihli marka devir sözleşmesi ile şirket temsilciliği yetkisini kötüye kullanarak, 1.000,00 TL bedelle devrettiğini, bu devrin şirket sözleşmesinin 8. maddesine aykırı olduğunu, bu devirden davacının asıl davanın açılmasıyla haberdar olduğunu, dava konusu markanın davalı ... A.Ş.'nin en önemli mal varlıklarından biri olduğunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi uyarınca davalı ...'ın marka devrinde kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 27.05.2021 tarihli marka devir sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; marka devir sözleşmesinin 27.05.2021 tarihinde yapıldığını, devir tarihinin üzerinden yaklaşık 4 yıl geçmesine rağmen TÜRKPATENT'e başvurulmadığını, devrin üçüncü kişiler yönünden bağlayıcı olması için gereken şartı sağlamadığını, müvekkilinin, ... Finans'ın dava konusu markayı davacı ... Yatırım'a devrettiğinden bilgisinin olmadığını, müvekkilin iyiniyetli üçüncü kişi olması nedeniyle SMK'nın 148/5 hükmü gereğince davanın reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... ve ... vekili vekili birleşen dava dosyasında davaya cevap dilekçesinde; birleşen davalı ...'ın şirket yetkilisi olarak işlem yaptığını, davanın bu davalı yönünden taraf sıfatı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, marka devrinin şirketin münferit yetkilisi tarafından usulüne uygun devredildiğini, şirket sözleşmesinin 36. maddesinde markanın da devredilebileceğinin belirtildiğini, marka devrinin tescilinin gerekmediğini, yazışmalara göre davacının devirden haberdar olduğunu, markanın devirden itibaren müvekkillerince fiilen kullanıldığını, markayı devreden şirketin kira sözleşmesi dahil tüm demirbaşlarının birlikte devralan şirkete devredildiğini, aslında birleşen davacının, oğlunun yetkilisi olduğu şirketten markayı devraldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... birleşen davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, birleşen dava konusu olan sözleşmenin 27.05.2021 tarihli olduğu, bu tarihte davalı ...'ın birleşen davalı her iki şirketin temsilcisi olduğu ve birleşen davalı ... A.Ş.'ye ait olan dava konusu markayı yöneticisi ve ortağı olduğu diğer davalı şirkete bu tarihte devrettigi, ancak şirketlerin ayrı tüzel kişilikleri olması nedeniyle bu hususun marka devir sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği, marka devrinde tescilin geçerlilik şartı olmadığı ve marka devrinin tescil edilmemesinin yalnızca iyiniyetli üçüncü kişiler nezdinde hak talep edilmesine engel teşkil edeceği, aynı markayı ... A.Ş.'den 07.12.2023 tarihli marka devir sözleşmesi ile devralan asıl davalı ...'ın ... A.Ş.'nin ortağı ... ...'ın eşi olması nedeniyle iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olmadığı, şirkete kayıtlı markanın aktif bir pizza restoranında kullanılması nedeniyle de markanın el değiştirmesinin işyerindeki işleten sıfatını da etkileyebileceğinden ve tanık beyanlarıyla markanın el değiştirmesi ile merhum ... ...'ın işyerine gelmeyi bıraktığını beyan etmeleri karşısında davalı ...'ın marka devrinden haber olmadığı beyanına itibar edilmeyerek asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı 2019/... sayılı "...” markasının davalı ...'a yapılan devir işleminin iptali ile hükümsüzlüğüne, davacının markanın tescili talebinin idari işlem olması ve marka devir sözleşmesi ile Kurumdan tescil talep edebileceğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, 2019/... sayılı "..." isimli markanın davalı adına yapılan devir ve tescil işleminin hükümsüzlüğünün tespiti ile bu markanın davacı adına Kurum siciline kayıt ve tesciline, birleşen dava ise Kurum nezdinde tescili yapılmayan 27.05.2021 tarihli markanın devri sözleşmesinin iptali istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2728, K. 2025/7726, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-2728-e-2025-7726-k-88eb7b4b0784