Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1665 E. 2025/6905 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1665
- Karar No
- 2025/6905
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1219 Esas, 2024/1637 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/399 E., 2022/13 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.11.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı banka nezdinde bulunan hesabından yetkisi sona eren kişiye ödeme yapıldığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka ile davacı şirket arasında akdedilen sözleşme gereğince yetkili kişi değişikliğinin müvekkiline bildirilmesi gerektiğini, böyle bir bildirim yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile nizalı para çekme işlemlerinin, dava dışı ... tarafından ve ...'in yazılı talimatlarına istinaden üçüncü kişiler tarafından yapıldığı, nizalı para çekme işlemlerine ilişkin dönemden yalnızca 13.07.2017- 26.04.2018 tarih aralığında şirketin ... ve ... tarafından müşterek imza ile temsil edildiği, bu tarih aralığı dışında ...'in münferiden yetkili olduğu, 13.07.2017- 26.04.2018 tarih aralığına ilişkin temsil ve yetki değişikliğinin sözleşmede düzenlendiği şekilde yazılı olarak davalı bankaya bildirilmediği, davalı bankanın tarafına verilen imza sirkülerine ve bildirilen yetki durumuna göre işlemler yaptığı, bu haliyle de yapılan işlemlerin usulüne uygun yapıldığının kabulü gerektiği, davacı şirket adına şirket ortağı ... tarafından ve ...'in yazılı talimatlarına istinaden üçüncü kişiler tarafından bir yıla yakın bir süre boyunca bu şekilde para çekim işlemlerinin gerçekleştirildiği, davacının bu kadar uzun süreli yapılan işlemlerden bilgisi olmadığını ileri sürmesinin hayatın olağan akışına ve basiretli tacir davranışına aykırılık taşıdığı, davalının talep edilen alacaktan sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, her ne kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 39. maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 47. maddesi dikkate alınarak, şirket yetkilisi değişikliğinin ayrıca davalı bankaya bildirilmesi gerekmediğini iddia etmiş ise de, davacı ve davalının tacir olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 1.2.3 maddesi uyarınca, davacı şirketin yetki/ yetkili değişikliğini, meydana gelmesini izleyen 15 gün içinde bankaya yazılı olarak bildirmekle yükümlü bulunduğu, tarafların hak ve sorumluluklarını sözleşme serbestisi gereği azaltabilecekleri, arttırabilecekleri, kanuni düzenlemenin karineye işaret ettiği, tarafların sözleşme ile aksine düzenleme yapabilecekleri gözetildiğinde, basiretli tacir olan davacının bahsi geçen sözleşme hükümlerinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürmesinin sonuca etkili görülmediği, davacının davalı bankanın sicil kayıtlarını öğrendiğini de ispatlayamadığı, sözleşmesel yükümlülük gözetilerek sonuca varılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı şirket adına keşide edilen ihtarnamenin 12.09.2018 tarihli, para çekilen ihtilaflı dönemin ise 29.06.2017-17.05.2018 tarihi olduğu dikkate alındığında, davacının ihtarnameye rağmen bankanın gereğini yapmadığı yönündeki istinaf itirazının da dinlenemeyeceği, davacı tarafça sözleşmeden kaynaklı yükümlülüğünün yerine getirilmediği, nizalı para çekme işlemlerine ilişkin dönemden 13.07.2017-26.04.2018 tarihi aralığında şirketin ... ve ... tarafından müşterek imza ile temsil edildiği, bu tarih aralığı dışında ...'in münferiden şirketin yetkilisi olduğu, dolayısıyla 13.07.2017-26.04.2018 tarih aralığına ilişkin temsil ve yetki değişikliğinin taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği yazılı olarak bankaya bildirilmediğinden davalı bankanın tarafına verilen imza sirkülerini ve bildirilen yetki durumuna göre işlem yapmasında bankaya atfı kabil kusur bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı şirketin davalı bankada bulunan hesabından usulsüz çekildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.