Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1607 E. 2025/6881 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1607
- Karar No
- 2025/6881
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1944 Esas, 2024/1075 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/127 E., 2022/430 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; duruşma için belirlenen 18.11.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve hizmet akdi ile çalışan üroloji doktoru iken şirketin 2015 yılında ekonomik sıkıntı yaşamaya başladığını, müvekkilinin bu süreçte şirkete borç para verdiğini, hastanenin çek-senet veya banka kredi ödemelerini yaparak alacaklı konumuna geldiğini, müvekkilinin ödediği tutarların iadesini talep ettiğinde "davalının yeni ortak alındığında ödeme yapılacağı" gerekçesiyle bir ödeme yapmadığını, müvekkilinin davalıya borç olarak verdiği ve geri alamadığı tutarın yaklaşık 1.985.000,00 TL ve 90.000,00 TL Türk Ekonomi Bankasından kullandığı ve şirkete aktardığı banka kredisi olmak üzere toplam 2.075.000,00 TL olduğunu, tarafların banka hesap hareketleri ile davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde iddialarının haklılığının ortaya çıkacağını, müvekkilinin ... hesabından nakit olarak çekilip şirket muhasebe müdürü ve muhasebe çalışanlarına elden verdiği meblağların da şirket için kullanıldığını, müvekkilinin elden verdiği, banka kayıtlarında olmayan veya açık hesap olarak nitelendirilen alacakları olduğunu, bu alacakların şirket kaydına alınabilmesi için verildiği tarihten USD'ye çevrilerek davalı tarafça müvekkiline 106.000,00 USD'lik (450.000,00TL) senet verildiğini, bunun 100.000,00 TL'sinden müvekkilinin feragat ettirildiğini, geri kalan 350.000,00 TL'nin 100.000,00 TL+250.000,00 TL olarak banka havalesi ile müvekkiline ödendiğini, müvekkilinin şahsi olarak kredi kullanıp bu paraları şirkete aktardığını, kredi taksitlerinin bir kısmının şirket tarafından ödendikten sonra geri kalan taksitlerin ödenmediğini ve müvekkilince ödenmek zorunda kalındığını, 2018 yılı Nisan ayında şirket hisselerinin şirket borçlarının ödenmesi karşılığında üçüncü kişiye bedelsiz devredildiğini, müvekkilince şirketin yeni sahibinden alacaklarının ödenmesi talep edildiğinde ise müvekkilinin oyalandığını, daha sonra ödeme yapılmayacağının bildirildiğini ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL’nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile taleplerini 1.687.700,00 TL olarak artırıp avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, 2016, 20 17... yıllarına ait 331 no.lu ortaklara borçlar hesabında davacı, şirket hesabına belirli tarihlerde bir kısım paralar yatırmış ise de karşılığında müvekkilince davacının şahsi banka hesabına ödemeler ve havaleler yapıldığını, 31.12.2017 tarihinde hisse devri öncesinde davacının toplam 354.680,00 TL alacağının kaldığını, 2018 yılı Nisan ayında gerçekleşen devir öncesinde satış görüşmeleri sırasında davacının diğer ortaklarla birlikte 08.04.2018 tarihli taahhütnameyi imzalayarak borçların daha yüksek çıkması halinde 2.000.000,00 TL hissesi oranında ödemeyi taahhüt ettiği gibi tüm ortaklarca verilen 11.04.2018 tarihli dilekçe ile 08.04.2018 tarihine kadar olan tüm çalışmalardan, tüm maaş, huzur, ücret hakkı alacaklarının tamamından, ayrıca aynı tarihte 354.680,00 TL alacağının 100.000,00 TL’lik kısmından da feragat ettiğini, buna rağmen alıcı şirketin iyiniyetli davranarak davacının hesabına toplam 350.000,00 TL ödeme yaptığını, bu ödeme sonucu davacının 136 no.lu diğer ticari alacaklar kaydında şirkete 95.320,00 TL borçlu hale geldiğini, müvekkilinden herhangi bir alacağının olmadığı savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya çeşitli tarihlerde borç para verdiği veya kredi kullanmak suretiyle çekilen paraların davalıya aktarıldığı, davalı tarafça paraların iade edildiği savunulmuş ise de dosyaya sunulan belgeler ile yapılan ödemelerinin birbiriyle uyuşmadığı, bilirkişi raporunda davacının verdiği paraların tespit edildiği, şirketçe alınan borçların ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.687.700,00 TL'nin ihtarname tarihi olan 03.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükü üzerinde olan davacının davalıya borç verdiğini yazılı delille ispatlamakla yükümlü olduğu, davalıya borç verilmek amacıyla ihtiyaç kredisi kullandığını ispat edemediği, yine davalıya borç vermek amacıyla davacının kendi hesabından talimatıyla davalı şirket çalışanlarının nakit çekim yaptığı ve dolayısıyla davalıya elden borç verildiği hususunu yazılı delille kanıtlayamadığı, davacının banka hesaplarından davalı şirketin banka hesaplarına muhtelif tarihlerde ve tutarlarda para gönderildiği, bunlara ilişkin kayıtların davalı şirketin ticari defterlerinde (3 31... no.lu) ortaklara borçlar hesabında takip edildiği, anılan hesapta davalının geri ödemelerinin olduğu gibi ayrıca 15.11.2016 tarihli 937.430,00 TL sermaye taaahüt ödemesi adı altında davacının borçlandırıldığı, 21.11.2017 tarihi itibarıyla hesap bakiye borcun 354.680,00 TL olduğu, davalı şirketçe sermaye artırımına ve sermayenin 331 ortaklara borçlar hesabından karşılanmasına karar verildiği, bu kapsamda davacının ortaklara borç hesabından 937.430,00 TL mahsup edildiği; ancak sermaye artışında nakit ödenmesi gereken olan 1/4’lük kısım ödenmediğinden sermaye artışı işleminin gerçekleşmediği, 937.430.00 TL’nin davacının bakiye hesabına eklenmek suretiyle 1.292.110,00 TL'ye ulaşıldığı, davalı tarafça dosyaya sunulan ve taraflarca inkar edilmeyen davacının imzası bulunan “Muvafakatname” başlıklı 25.05.2017 tarihli belgede; “Ortağı bulunduğum ... Merkez Sağlık…A.Ş.’nin 15.10.2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında sermayenin 12.500.000 TL’den 17.500.000 TL’ye çıkarılmasına karar alınmıştı. Buna istinaden şirkete sermaye artışı için ödemiş olduğum ancak sermayenin tescil edilememesinden dolayı alacaklı olduğum 1.000.000 TL (birmilyon) alacağımın, Pelin Karadağ’dan almış olduğum hisse bedeline karşılık olarak çek ile ödenmesini, bu hususta ...Merkez Sağlık..AŞ’den başkaca bir alacak talebim olmayacağına dair beyan, taahhüt ederim” denildiği, davacı tarafça, muvafakatnamenin gerçeği yansıtmadığı, şirketin pay senetlerinin nama yazılı olması sebebiyle şirkete ait olan bir kısım hisselerin yasal zorunluluk sebebiyle şirket hissedarları namına kendisi adına emaneten tescil edildiği, davacı ve diğer hissedarlara yapılan gerçek bir satış işleminin bulunmadığı belirtilerek anılan belgeye itiraz edilmiş ise de davacı yazılı belge içeriğinin aksini yazılı delille ispat edemediğinden bu savunmasına itibar edilmediği, gerçekleşmeyen sermaye artışı dolayısıyla davalıdan alacağının bulunmadığının kabulü gerektiği, davalı tarafça dosyaya sunulan ve davacı tarafça inkar edilmeyen davacının imzasını taşıyan 11.04.2018 tarihli belgede: “11.04.2018 tarihli mizanda yer alan 331 10 14 hesap kodu ile ortaklar hesabımda adıma kayıtlı bulunan 354.680,00 TL’si açık hesap alacağımın 100.000,00 TL’lik kısmından feragatle vazgeçmiş olduğumdan, bu kısmın tenzili ile sonrasında, sadece bakiye 254.680,00 TL alacağımın kaldığını kabul, beyan, taahhüt ile iş bu taahhüt gereği feragat ettiğim 100.000,00 TL ile ilgili olarak kabili rücu olmak üzere hiçbir talebimin olmayacağını beyan, kabul ve taahhüt ederim.” denildiği, davalının, davacının hesap bakiyesindeki 354.680,00 TL alacağına karşılık şirket tarafından davacı lehine 15.10.2017 tanzim, 15.03.2018 vadeli 106.000,00 USD bedelli senedin düzenlenip senet bedelinin ödendiğini ve senedin iade alındığını belirttiği, davacının ise söz konusu senedin davacıya elden verilen borç para karşılığı düzenlendiğini, senet bedelinin ödendiğini ve davalıya iade edildiğini iddia ettiği, davalı tarafından senedin vadesinden sonra davacıya, 11.05.2018 tarihinde senede istinaden “Senet Ödemesi” açıklaması ile 250.000,00 TL ödeme yapıldığı, 20.04.2018 tarihinde davacıya yaptığı 100.000,00 TL tutarlı ödeme dekontunda; “... Sağlık Hizmetleri A.Ş. Cari borcuna mahsuben” açıklamasının bulunduğu, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu dönemde şirkete belli zamanlarda borç verdiği, verilen borçların ortaklara borçlar hesabında takip edildiği, davalıya ait ticari defterlerde, davacının 354.680,00 TL alacak bakiyesinin bulunduğu, davacı taraf 11.04.2018 tarihli dilekçe ile ortaklara borçlar hesabının bakiyesi olan 354.680,00 TL'yi kabul ederek alacaklı olduğu tutarın 100.000,00 TL'lik kısmından feragat ettiği, bu tarih itibarı ile alacak rakamının 254.680,00 TL olduğunun kabulü gerektiği, davalının, davacıya 20.04.2018 tarihinde yaptığı 100.000,00 TL ödemenin bu borca mahsuben yapıldığının kabul edildiği, 11.05.2018 tarihli 250.000,00 TL tutarlı “Senet Ödemesi” açıklaması yaptığı ödemenin davacının dava konusu alacağına yönelik olmadığı, dolayısıyla davacının davalıdan 154.680,00 TL alacaklı olduğu sonucuna varıldığı, davacının davalıya gönderdiği ve 5 gün mehil verdiği 29.11.2018 tarihli ihtarnamenin davalıya 03.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının temerrüt tarihinin 09.12.2018 olduğu, davacının dava dilekçesinde yasal faiz talep ettiği, 30.05.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle müddeabihi artırarak alacağın avans faizi ile tahsilini istediği, davacı dava dilekçesinde yasal faiz talep etmek suretiyle tercih hakkını kullanmış olup ıslah dilekçesiyle faizin cinsini değiştirerek reeskont faizi talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulü ile 154.680,00 TL’nin 09.12.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava; alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemece kısmen kabul edilen ve davalı vekilince temyize konu yapılan toplam miktar 154.680,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddi gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davacıya iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 20.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.