Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5435 E. 2025/3714 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5435
Karar No
2025/3714
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/954 Esas, 2024/600 Karar HÜKÜM : Kararın kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/404 E., 2023/277 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından dava dışı ... şirketine genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığını, bu krediye istinaden müvekkiline kefalet sözleşmesi imzalattırıldığını, davalı banka tarafından bahsi geçen kredi sözleşmesinin teminatı olarak, aynı tarihli, aynı taraflar arasında, aynı tutarda bir senet alındığını, bu senedin teminat olarak alındığını, geçersiz olduğunu belirterek Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2018/2653 E. sayılı dosyasından ve takibe konu edilen alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı banka aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu edilen senet kambiyo senedi olup illetten mücerret olduğunu, davacının senette aval veren olarak imzası bulunmakta olup, borçtan sorumlu olduğunu, davacının teminat senedi iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddi istenmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlık bonodan kaynaklanmakta olup, bono üzerinde asıl borçluyu takiben atılan imzalar aval hükümlerine tabi olduğundan davacının, dava konusu senette aval veren, davalının lehtar ve senedin keşidecisinin de dava dışı ... Şirketi olduğu, avalin kefaletten farklı bir müessese olup bağımsız ve asli bir nitelik taşıdığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 702. maddesi gereğince bononun asıl keşidecisiyle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, anılan Kanun'un 724. maddesi gereğince de kambiyo senetlerinde müteselsilen borçluluk esası söz konusu olup, bonoda imzası olan herkesin hamile karşı müteselsilen sorumluluğu bulunduğundan, 6102 sayılı TTK'nın özel hükümler olması nedeniyle kambiyo senetlerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 584. ve 603. maddelerinin ve dolayısıyla da anılan Kanun'da yer alan eş rızasının kambiyo taahhüdünde uygulanamayacağının sabit olduğu, her ne kadar davacı iddialarında bazı kefillerin sorumluluklarının sona erdirildiğini bu durumun davacıya da sirayet edeceğini beyan etmiş ise de; bilirkişi raporu ve davalı banka kayıtlarının irdelenmesinde dava dışı avalistler ... ve ... Küçük'ün sorumluluklarının 400.000,00'er TL ödenmesi karşılığında sonlandırıldığı, 6102 sayılı TTK’nın 702/2. maddesinde, aval veren kişinin teminat altına aldığı borcun, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olacağı düzenlenmiş olup, dava konusu senetle ilgili dava dışı keşideci ve lehtar arasındaki temel borç ilişkisinin işbu davada değerlendirilemeyeceği, yine davacı yanın dava ve takibe konu bonoda aval veren konumunda olmasından ötürü, anılan düzenleme kapsamında davacının senedin 24.11.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiğini ancak yazılı delille ispat edilebileceği, davacının bu yönde dosyaya herhangi bir yazılı bilgi belge sunmadığından bu iddiaları da ispatlayamadığı, davacı vekilinin 11.05.2023 tarihli beyanında icra takibindeki hesaplanan tutarlara yönelik itirazlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda ispat yükünün davacıda olduğu, davacının öncelikle senedin teminat senedi olması nedeniyle geçersiz olduğunu ispat etmesi gerektiği, mahkemece her ne kadar anılan hususunun davacı tarafça ispat edilemediği belirtilmiş ise de, davalı vekili tarafından Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/285 E. sayılı dosyasına ibraz edilen 06.08.2021 havale tarihli dilekçede ''... Borçlu şirket tarafından 24.11.2014 sözleşme tarihinde 5.000.000,00 TL değerinde genel kredi sözleşmesi ile müvekkili bankadan kredi çekilmiştir. Bu kredi borcuna ilişkin olarak da 24.11.2014 tanzim tarihli ve 02.08.2016 ödeme tarihli 5.000.000,00 TL ödeme tutarlı ... yazılı senet verilmiştir. Müvekkil bankanın alacağı bu senede dayandığı, dosyanızın sanıklarından ...'ün ise, bu ... yazılı senette 5.000.000,00 TL için avalist olduğu, müvekkili bankanın alacağını tahsil etmek için Konya 5. İcra Müdürlüğü'nün 2018/2653 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yaptığı...'' şeklindeki beyanları ile dava konusu senedin, aynı tarihte çekilen ve aynı tutarda olan genel kredi sözleşmesine teminat olarak verildiğini ikrar ettiği, mahkeme içi ikrar niteliğindeki bu beyanın kesin delil olup, davacı tarafça işbu kesin delil ile senedin teminat senedi olduğunun ispat edildiği, bu itibarla, aval sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olduğundan, senedin kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle davacının avalist olarak da sorumluluğunun bulunmadığı, TBK'nın 583. maddesinde kefalet için öngörülen şekil şartlarının da bulunmaması sebebiyle kefalet şartlarının da gerçekleşmediği, davalının takip başlatmakta kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı ve kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacının Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2018/2653 E. sayılı dosyasından ve takibe konu 24.11.2014 tanzim, 02.08.2016 vade tarihli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 27.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5435, K. 2025/3714, T. 27.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-5435-e-2025-3714-k-eb0ae9833aa1