Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5311 E. 2025/3598 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5311
Karar No
2025/3598
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/706 E., 2024/1116 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/168 E., 2021/238 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “mall” ve “... istanbul" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin “v mall istanbul” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu marka başvurusundaki “mall istanbul” ile müvekkili adına tescilli markalarda esas unsur olan “mall” ve “mall istanbul” ibarelerinin iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, davacının markaları tanınmış olduğundan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 maddesindeki koşulların da oluştuğunu, dava konusu başvurunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsülüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin başvurusuna konu ibare ile davacının işaret ettiği ibarelerin benzer unsurlar taşımadığını, markada yer alan ve ihtilaf konusu “mall” ibaresinin dilimizde "alışveriş merkezi" anlamına gelmesi sebebiyle ayırt edicilik vasfı zayıf bir unsur olduğunu, müvekkili adına tescil edilen markada, "mall" ibaresine eklenen stilize biçimde yazılmış “V” harfinin merkezi konumu ve "mall" ibaresine göre daha büyük yazılmış olması markayı bütün olarak diğer markalarla karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, emsal nitelikteki yargı içtihatlarında da belirli bir hizmeti tanımlamak için gerekli olan ve ticaret alanında yaygın kullanımı bulunan “marketi”, “pazarı”, “satış merkezi”, “merkezi”, “outlet”, “mall”, “center” gibi ibarelerin, kural olarak eklendikleri ibarelere ayırt edici nitelik katmadıkları ve ilgili mal ve hizmetler için tanımlayıcı nitelikte olduklarının kabul edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, başvurunun tescillenmek istendiği bir kısım mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı, zira dava konusu markada yer alan "..." kelimesinin Türkçe'de "Alışveriş Merkezi" anlamına gelen, ülkemiz ortalama tüketici kesiminin aşina olduğu, ticari hayatta yaygın kullanımı bulunan, ayırt ediciliği düşük, tek başına kimsenin tekeline verilemeyecek bir ibare olduğu, markada yer alan "İSTANBUL" kelimesinin ülkemizin en büyük nüfuslu ili olduğu ve tek başına somut ayırt edici niteliği haiz bulunmadığı, markada yer alan şekil unsurlu "V" harfinin markasal mizanpajda ön planda olacak şekilde ve diğer unsurlara göre daha büyük punto ile oluşturulduğu, davacı markaları ile dava konusu marka arasında her ne kadar "..." ve "İSTANBUL" kelimelerinden kaynaklı müştereklik bulunsa da, izah edildiği üzere gerek "...", gerekse "İSTANBUL" kelimelerinin dava konusu markanın esaslı unsurunu oluşturmadığı, dava konusu markada yer alan şekil unsurlu "V" harfine benzer bir unsurun davacı markalarında yer almadığı, makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin markaların ayırt edici unsurlarını bir bütün halinde değerlendireceği, bu hale göre daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "... " markasını gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, görsel, işitsel ve kavramsal olarak markalar arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayabileceği gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmaması ve davacıya ait markaların tanınmış olduğuna dair yeterli bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu “... İSTANBUL” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5311, K. 2025/3598, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-5311-e-2025-3598-k-077a01772ce4