Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5271 E. 2025/3565 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5271
- Karar No
- 2025/3565
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1235 Esas, 2024/1371Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/498 E., 2024/54 K
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında çeşitli tarihlerde kredi sözleşmeleri akdedildiğini, davacı şirketin toplamda 8.700.000,00 TL kredi kullandığını ve bu bedelin 2.939.395,84 TL'sinin ödendiğini ancak ilerleyen süreçte davacının ekonomik darboğaza düştüğünü ve kredi ödemelerini devam ettiremediğini, davalı banka ile yapılan görüşmeler sonucunda davalının talebi doğrultusunda 15.01.2019 tarihinde adi vefa sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında davacının maliki olduğu taşınmazın tapusunun davalı bankaya devredildiğini, tarafların gerçek iradesinin satım olmadığını, taşınmazın geri alma hükmü içeren sözleşmenin adi yazılı şekilde yapıldığından geçersiz olduğunu, protokol esasen inançlı temlik mahiyetinde olduğundan ve protokolde geri alma için herhangi bir süre öngörülmediğinden hukuka aykırı olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (TMK) 873. maddesinde borcun ödenmemesi halinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine dair protokolün lex commissorai yasağını ihlal ettiğini, taşınmazın değeri itibariyle borçlu olunan tutardan fazla olduğunu davacı banka adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliği taşıdığını ileri sürerek tapusunun iptali ile davacı adine tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında davacının ödenmeyen kredilerine ilişkin dava konusu taşınmazın tapu kaydına banka lehine ipotek kaydı işlendiğini, ... alacaklarının ipotek ile teminat altına alındığını, davacının vefa hakkına dair protokolün bankanın isteği üzerine akdedildiği iddiasının dayanaksız olduğunu, zira taşınmaz kaydına ipotek konulması suretiyle alacağın zaten teminat altına aldığını, 03.01.2019 tarihinde davacının bankaya hitaben düzenlendiği dilekçe ile talepte bulunduğunu, davacının protokolde taşınmazın geri alım hakkının 15.07.2020 tarihinde sona ereceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığına yönelik iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, davalının geri alım hakkını süresi içerisinde kullanmaması ve bu hakkı üçüncü kişilere de devretmemesi neticesinde bankanın protokolün 4.1. maddesi gereğince sözleşmeyi feshettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile benimsenen bilirkişi raporu kapsamında davacının davalı bankaya 15.01.2019 tarihi itibariyle 8.799.917,00 TL borcu bulunduğu, davacının geri alma sözleşmesi yapılmasını kendisinin talep ettiği, tapuda devir işleminin de gerçekleştiği, taraflar arasındaki inanç sözleşmesinin akdedilmesinden önce taşınmaz üzerinde davalı banka lehine tesis edilen 28.10.2016 tarihli ipotek kaydı bulunduğu, davacının 15.01.2019 tarihli protokolün akdedilmesindeki temel saikinde davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurmasının önüne geçmek olduğu, inanç sözleşmesine istinaden ipotek hakkını kullanmayan davalının aradan geçen yaklaşık 5 yılın sonunda taşınmazın satışa zorlanmasının başta taraflar arasındaki inanç ilişkisine ve hakkaniyete aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazının esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapu iptal istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.