Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5240 E. 2025/3394 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5240
- Karar No
- 2025/3394
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/514 Esas, 2024/852 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/205 E., 2020/660 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında imzalanan distribütörlük sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşme uyarınca davacı şirketin Bennett markalı patentli ürünlerin Türkiye'deki tek yetkili satıcısı olduğunu, davalı şirketin BNT adı altında davacı ürünlerine iltibas yaratacak şekilde metre ve santrifüj pompalarını aynı ürünlermiş gibi pazarladığını, Bennett marka ürünler ile BNT marka ürünlerin görsel olarak aynı olduğunu, davaya konu metre ve santrifüj pompaların ülkeye sokulmasının izne tabi olduğunu ve davalının bu izinlere sahip olmadığını dolayısıyla bu ürünleri ithal ederek bundan kazanç elde etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının internet ortamında da haksız rekabete devam ettiğini, Google arama motorunda "fuel dispenser bennett turkey" yazıldığı zaman ilk on arama içinde davalı şirketin çıktığını, davalı şirketin davacının tek yetkili satıcısı olduğunu ürünleri internet sitesi aracılığıyla da 3. kişi ve kurumlara sattığını, davalının Bennett marka ürünlerin yetkili satıcısı gibi davranarak tüketicilere ulaştığını, davalı tarafından kullanılan BNT markasının BENNETT markasının kısaltılmışı gibi algılanarak bir ilişki kurulmaya çalışıldığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, söz konusu ürünlerin toplatılmasına, haksız rekabete ilişkin hükmün gazetede ilânına ve haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi muhtemel menfaatin belirlenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin akaryakıt istasyon pompa ekipmanları ve malzemeleri tedarikçisi olduğunu, bu alanda servis, ithalat, ihracat ve imalât yapan bir şirket olduğunu, davacının davalıdan 04.12.2008 tarihinden 27.05.2009 tarihine kadar 9 ayrı fatura karşılığında 6 parti davalının imalatını yaptığı ürünlerden satın aldığını, söz konusu ürünlerin davacı tarafça Bennett markasıyla iltibas oluşturduğu iddia edilen ürünler olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sessiz kalma suretiyle davacının hak kaybına uğradığını, davacının 13.03.2010 tarihli ihtarnamesi ile dava konusu ile aynı taleplerde bulunduğunu, aradan 3 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra davacının davayı ikame etmesinin taleplerin zamanaşımına uğradığını gösterdiğini, davalının BNT adlı bir markasının olmadığını, davalının BNT adını bir kod olarak kullandığını, kaldı ki sattığı ürünlerin Bennett markalı ürünlerle isim, model ve tip benzerliğinin bulunmadığını, davacının davalıya ait bir kusur ispatında bulunamadığı gibi zararına ilişkin bir belgeyi de dosyaya sunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tek satıcı olduğu "BENNETT" marka ürün ile davalının "BNT" markalı ürününün birebir aynı olduğu, davalının bu ürünü satışa sunulduğu, satışa sunulan bu ürünün taklit olduğu, taklit olması nedeniyle ürünün orjinaline göre daha düşük fiyattan satıldığı, böylece 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54/2 maddesinde belirtilen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulama olması nedeniyle haksız rekabet teşkil ettiği, davacının maddi ve manevi tazminat talebini dava dilekçesinde “maddi-manevi tazminat davası açma hakkımız saklı kalmak kaydı ile” olarak belirtiği anlaşıldığından maddi ve manevi tazminat talep edilmediği ve usulüne uygun harç yatırılmış maddi-manevi tazminat davasının mevcut olmadığı, davacı vekili dava dilekçesinde her ne kadar zararın tazmini talebinde bulunmuş ise de, bu konuda miktar gösterilerek harcı yatırılmış bir dava da bulunmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın 25.12.2019 tarihli dilekçesi ile talep ettiği tazminat talepleri yönünden karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, haksız rekabetin tespiti ile bu haksız rekabetin men'ine, kaldırılmasına, davacı tarafın 25.12.2019 tarihli dilekçesi ile talep ettiği tazminat talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması gerektiği, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi sektördeki diğer firmalarca yurt dışında ve Türkiye'de üretime konu edilmiş ve tescile dayalı koruma tercihinde de bulunulmamış tasarımlar yönünden, tasarıma konu malların bir başkasınca üretilmiş ve piyasaya sunulmuş olması halinde, sadece tasarımın orijinal, davacı ile özdeşleşmiş ve büyük emek ve çabalarla tanıtılmış olması, bu davranışın haksız rekabet olarak nitelendirilmesine yeterli olmayıp, ayrıca onu üreten işletmeler arasında, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline de yol açılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince alınan 02.09.2016 tarihli bilirkişi raporunda, ürünlerin temel yapısının benzemesinin kaçınılmaz olduğu ve davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturmadığının ifade edildiği, 16.10.2017 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda ise ürünlerin hedef kitlesinin uzman kişilerden oluşması nedeniyle iltibas oluşmadığı, ancak davalının, davacının tek satıcılık sözleşmesine istinaden yurt dışından ithal ettiği ürünlerin birebir aynısını yaptığı ve ürünlerin daha ucuza satılması suretiyle davacının emeğini ihlal ettiği, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğinin belirtildiği, mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, davacının ürünlerinde marka ve çeşitli bilgilerin yer aldığı etiket bulunduğu, davalının ürününde ise marka ve seri no dahil herhangi bir bilgi etiketi/tabelasının bulunmadığı, buna göre davalının, davacının ürünleri ile karıştırılmaya yol açacak şekilde bir ibare kullanmadığının anlaşıldığı, bu çerçevede, davacı tarafça, davaya konu tescilsiz tasarıma konu ürünlerin davacı şirketle özdeşleşecek bir ürün haline gelerek, işletmesel kökene işaret eden bir ayırt edici işaret haline dönüştüğünün, bunun yanı sıra davalı tarafın ürünleri ile davacının tek satıcılık sözleşmesine istinaden ithal ettiği ürünler arasında işletmesel köken itibariyle karıştırılma ihtimalini önleyecek tedbirleri almadığı hususlarının, dolayısıyla davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin ispat edilemediği, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı tarafça haksız rekabet nedeniyle maddi manevi tazminat talebi hakkında karar verilmediği iddia edilmiş ise de, davacının dava açılışında bu istemlerini saklı tuttuğu, bu yönde bir dava açmadığı, usulünce harçlandırılarak dava edilmeyen talepler hakkında karar verilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.