Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3775 E. 2025/2291 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3775
- Karar No
- 2025/2291
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1842 Esas, 2024/515 Karar MAHKEMESİ: ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI: 2021/143 E., 2022/405 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1988 yılında ... İlinde "..." markasıyla faaliyetlerine başladığını, halen bu markayı kullanarak ticari faaliyetlerine devam ettiğini, davalının da müvekkilinin bu işletmesine 1999 yılında gayri resmi şekilde ortak olduğunu, tarafların bu ortaklığının 13.05.2011 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile resmiyet kazandığını, bu ortaklığın tarafların karşılıklı mutabakatıyla 2017 yılında sona erdiğini, müvekkili ile davalı arasındaki ortaklığın sona ermesinden sonra da müvekkilinin, "..." isimli markayı kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin gerek ortaklıktan önce gerek ortaklık sırasında gerekse de ortaklığın sona ermesinden sonra "..." ibareli markayı kullandığının davalı tarafından da bilindiğini, davalının, kötüniyetli olarak bu markayı kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin, davaya konu markayla ilgili eskiye dayalı kullanım hakkının bulunduğunu, müvekkilinin eskiye dayalı kullanım hakkı bulunduğundan "..." ibareli 2019/71561 tescil numarası ile tescilli marka başvurusundan vazgeçmesinin ihtar edildiğini, ancak davalının haksız ve kötüniyetli olarak davaya konu markayı kullanmaya devam ettiği gibi tescilli markanın korumasından yararlanarak müvekkilini tehdit ettiğini, davalı-karşı davacının "..." isimli işyerini 1987 yılında birlikte kurduklarını iddia etseler de müvekkili ve dava dışı müvekkilinin eşi ...'nın esnaflık tecrübesinin "..." isimli dükkanla çok daha eskiye dayandığını, davaya konu markanın davacıya ait olduğu, davalı-karşı davacı tarafından bilinmesine rağmen davalı-karşı davacının bu markayı tescil ettirmesinin ve bununla kalmayıp müvekkili davacı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmasıyla marka hakkına tecavüz edildiğini iddia ederek dava açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek davalı adına kötüniyetli olarak tescil ettirilen TÜRKPATENT nezdinde 2019/71561 tescil numaralı ile tescilli "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı-karşı davacı cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." işletmesi adı altında ticari faaliyetini yürüttüğünü, ticari faaliyetini sürdürdüğü markasının kanunun tanıdığı haklar doğrultusunda korunması, tecavüzün önlenmesi veya taklidi ile hizmet sunulmasının önlenmesi amacıyla markasının kullanım hakkı için TURKPATENT'e tescil başvurusu yaptığını ve "..." markasının adına tescil edildiğini, müvekkilinin söz konusu markayı Türkiye ve dünyada kullanmaya yetkili tek kişi olduğunu, müvekkilinin prestijinden yararlanmak isteyen ve davacı-karşı davalı tarafından kullanılan marka ve ambleminin müvekkilinin maliki olduğu marka ve amblemden ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davacı-karşı davalı marka hakkını ve tescil durumunu bilmelerine rağmen herhangi bir yetki sözleşmesi veya yasal bir gerekçe olmaksızın müvekkiline ait markayı taklit ederek dağıtım ve satış yaptığını, müvekkilinin babası olan ... tarafından oluşturulan "..." ibaresi üzerinde davacı tarafından eskiye dayalı kullanım hakkı olduğu iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ortaklığın sona ermesinde işletme merkezinin kullanımının yanında "..." markasının müvekkili tarafından kullanılmasının kararlaştırıldığını, davacının 2021/04580 başvuru numaralı "...Malzemeleri" adı ile marka başvurusunu yaptığını, dava dilekçesinde belirtilen eskiye dayalı kullanım iddialarının ve dürüstlük kuralına aykırı tescil başvurusu iddialarının mesnetsiz ve gerçeği yansıtmayan iddialar olduğunu açıkça gösterdiğini, davacı-karşı davalının söz konusu markayı haksız ve hukuka aykırı olarak işletmesinde kullanarak sektörde müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesi ile müvekkiline ait olan 2019/71561 tescil numaralı "..." markasını izinsiz olarak kullanmak ve hizmet vermek suretiyle müvekkilinin haklarına tecavüzün tespitine, tecavüzün men, ref ve ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibaresinin 1988 yılından bu tarafa kullanıldığı, davacı- karşı davalının 23 Eylül 1988 tarihli Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Sicil ... göre; "..." unvanının davacı- karşı davalı ... adına tescil edildiği, meslek dalının "kırtasiye ve attariye" olduğu, davalı- karşı davacı ile ortaklığının 1999 yılında başladığı, dolayısıyla davacı- karşı davalının; "..." ibaresi üzerinde "kırtasiye ve attariye"de satılan malların satış hizmetleri bakımından gerçek hak sahibi olduğu; karşı dava yönünden ise; davacı- karşı davalı tarafından sunulan faturaların 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait muhtelif askeri malzeme ve kırtasiye malzemelerinin satışının yapıldığı faturalarda "..." ve "..." ibarelerinin yer aldığı, dosya kapsamına sunulan en son tarihli faturanın tarihinin 30.04.2019 olduğu, dolayısıyla, dava konusu markanın başvuru tarihi 29.07.2019'dan sonra davacı- karşı davalının söz konusu markayı kullandığına ilişkin herhangi bir fatura, belge dosya kapsamında bulunmadığı, davalı-karşı davacı tarafından sunulan faturaların ise 2017 ila 2020 yıllarına ait olduğu, faturalarda "..." ve "..." ibarelerinin yer aldığının tespit edildiği, ancak faturalar okunaklı olmadığı için faturalarda satışı yapılan malların tespitinin yapılamadığı, ayrıca, "..." markasının, davalı- karşı davacı ... ve davacı- karşı davalı ... tarafından uzun yıllardır süren ortaklıkları bağlamında kullanıldığı, ortaklığın sona erdiği 2017 yılından itibaren söz konusu ibareyi kimin kullanacağına ilişkin dosya kapsamında bir belge olmadığı, 2017 yılından itibaren de söz konusu ibareyi ticaret alanında çekişmesiz olarak kullandıkları, buna göre davacı-karşı davalının eskiye dayalı kullanım hakkının bulunduğu, dava konusu markanın söz konusu hizmetler bakımından 6769 sayılı Sinaı Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmü kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davalı/karşı davacının dava konusu marka başvurusunu iyiniyetli yapmadığı, dolayısıyla dava konusu markanın SMK'nın 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davalı-karşı davacının karşı dava bakımından tüm iddialarının yerinde olmadığı gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasının kabulü ile davalı adına 2019/71561 tescil numarası ile kayıtlı "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'ine ilişkin karşı davanın ve maddi manevi tazminat talebine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-karşı davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, marka hükümsüzlüğünün tespiti, karşı dava markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, durudurulması ve tazminat taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.