Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2914 E. 2025/3119 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2914
Karar No
2025/3119
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/824 E., 2023/1878 K. HÜKÜM : Asıl dava kısmen kabul, birleşen davalar ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 1992/565 Esas 2019/893 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada taraf vekilleri birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; duruşma için belirlenen 06.05.2025 günü hazır bulunan asıl davada davacı/birleşen davalarda davalı vekilleri Avukat ..., Avukat ..., Avukat ... ile asıl davada davalı/birleşen davalarda davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde, şirketin kuruluş tarihinden 28.12.1991 tarihine kadar verilen tedvir yetkisi kapsamında davalı tarafından tedviren idare edildiğini, tedvir yetkisinin şirketle ilgili her türlü kararın alınması ve uygulanması şeklinde geniş çaplı olarak uygulandığını, davalının vesayeti altındaki kişi muamelesi gördüğünü, tedvir yetkisinin sona erdirildiği tarihten sonra davalının 31.12.1991 tarihi itibarıyla 225.068.291.167 TL (eski) borçlu olduğunu iddia ettiğini, bu alacağı doğrulayan herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, davalının tedvir yetkisi kapsamında şirketin parasıyla 64 adet araç ve 4 adet lojman satın aldığını, kendi ihtiyaçları için tahsis ettiğini, şirketin ihtiyaçları için kullanılmadığını, diğer bazı şeker fabrikaları için bina ve müştemilat inşa ettirdiğini, paralarının şirketten ödendiğini, cari hesapta şirket aleyhine faiz tahakkuk ettirildiğini, dava dışı ... şirketinin ihtiyacı için bedeli şirketten ödetilmek suretiyle 4 adet çelik silo inşa ettirdiğini, bunların üçüncü kişiler tarafından kullanıldığını, davalının ortak olduğu çeşitli şirketlerdeki sermaye artırımları için gerekli finansmanın şirketten sağlanarak daha sonra bu paraları iade edip, hisseleri kendi üzerine aldığını, davalının talimatı üzerine üçüncü kişilere krediler kullanıldığını, şirketin mâli imkanlarının davalı tarafından istenildiği gibi harcandığını, ithal şekerin öncelikle satılması yolunda şirkete talimat gönderdiğini, tedvir yetkisini kullanarak öncelikle ithal şekeri sattırdığını, şirketin ürettiği şekerin stokta kaldığını, tedvir yetkisi süresince 301.000 ton şekerin maliyetin altında sattırıldığını, gereğinden fazla personel istihdam edildiğini, davalının üretim kayıplarına yol açtığını, başka şeker fabrikalarında çalışmasına rağmen yurt dışında tedavi olması, dil öğrenmesi için şeklen işe alınanlarla ilgili çeşitli harcamalar nedeniyle şirketin zarara uğratıldığını, davalının tedvir yetkisini kullanırken gerekli özen, basiret ve sadakat yükümlülüğüne uymadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 400.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/36 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ... 'in kuruluşundan tedvir yetkisinin kaldırıldığı, 28.12.1991 tarihine kadar verilen yetki kapsamında verdiği tavsiyeler doğrultusunda kendi yönetim kurulunun aldığı kararlarla sevk ve idare edildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap şeklinde yürütüldüğünü, davalının (1992 yılı ana para ve faizi hariç olmak üzere) 1991 yılında devreden cari hesap borcu bulunduğunu ileri sürerek 436.260.149.272 TL'nin anapara olan 225.068.291.167 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren ödeme yeri ve ödeme zamanındaki banka iskontosu ticari temerrüt faizi oranından yüksekse banka iskonto haddine göre tahakkuk ettirilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3.Birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/196 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ... Şeker'in kuruluşundan tedvir yetkisinin kaldırıldığı, 28.12.1991 tarihine kadar verilen yetki kapsamında verdiği tavsiyeler doğrultusunda kendi yönetim kurulunun aldığı kararlarla sevk ve idare edildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap şeklinde yürütüldüğünü, davalının 1992 yılı ana para ve faiz alacağının davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek 19.389.961.355 TL'nin anapara olan 7.664.768.899 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren ödeme yeri ve ödeme zamanındaki banka iskontosu ticari temerrüt faizi oranından yüksekse banka iskonto haddine göre tahakkuk ettirilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın zaman aşımına uğradığını, tedvir konusunda davacı şirket yönetim kurulunun kendisini yetkili kıldığını, verilen yetkinin davacıya tavsiyede bulunma şeklinde kullanıldığını, tavsiye üzerine asıl davada davacı şirket yönetim kurulundan alınan kararlar doğrultusunda şirketin yönetildiğini, şirketin zarara uğratıldığı iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davalarda davalı cevap dilekçelerinde, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, hangi oran üzerinden faiz tahakkuk ettirildiğinin anlaşılamadığını, faize faiz işletildiğini savunarak davaların reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davada menfi tespit talebinin reddine, tazminat talebinin kısmen kabulüne, 8.174.761.480,12 TL (eski)'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/36 E. sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, 225.068.291,167 TL (eski)'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/196 E. sayılı dosyasında davanın kabulüne, 7.664.768.899 TL (eski)'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar, asıl ve birleşen davalarda taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,asıl davada menfi tespit talebi yönünden ispat külfetinin davalı üzerinde bulunduğu, davalının davacıdan cari hesaptan kaynaklanan alacağı bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiği, davalıya verilen tedvir yetkisi kapsamında davacının, davalının vesayeti altında yönetildiği, davacı şirket yönetim kurulunun davalının verdiği tavsiye niteliğindeki kararları denetleme hak ve yetkisi bulunmadığı, verilen tavsiye kararlarının sorgulanmadan yönetim kurulunda karar haline dönüştürüldüğü, davacı şirket genel kurulundaki hakim çoğunluğun davalı şirkete ait olduğu, davacı şirket ticari kayıt ve defterlerinin davalı şirketin kontrolü altında tutulduğu, salt davalı defterlerinde kayıtlı bulunan alacağın davacı defterlerinde de kayıtlı bulunmasının davalının davacıdan alacaklı olduğunu göstermeyeceği, hesap mutabakatlarının da davacının davalının vesayeti altında bulunması nedeniyle davalının alacaklı olduğunu gösteren belge niteliğinde kabul edilemeyeceği, alacağın varlığının davalı Türk Şeker Fab. A.Ş. tarafından kayıtlara esas müstenidatla ispatlanabileceği, bu anlamda da herhangi bir dayanak sunulmadığından davalının, davacıdan alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, bilirkişi heyeti kök raporunda, davacının 64 adet taşıtın alımı nedeniyle uğradığı zarardan davalının sorumlu bulunduğu, 64 adet araç nedeniyle davacının 1.160.110.758,71 TL (eski) zarar gördüğü, 4 adet taşınmazın alımından kaynaklanan davacı zararının 332.133.357 TL (eski) olduğu, arsa, bina, demirbaş ve diğer müştemilatın satın alımına ve inşasına ayrılan kaynak üzerinden fırsat maliyeti prensibi esas alındığında davacının 1991 yılı sonu itibarıyla 4.154.259.916,83 TL (eski) zarar gördüğü, 4 adet çelik silonun inşasına ayrılan kaynak üzerinden davacının 1991 yılı sonu itibarıyla 2.391.775.616,22 TL (eski) zarar gördüğü, hisse alımına ayrılan kaynak üzerinden fırsat maliyeti prensibi esas alınarak gerçekleştirilen tespit neticesinde davacının 1991 yılı sonu itibarıyla 194.694.506,32 TL (eski) zarar gördüğü, davacının diğer iddialarına konu iddia zararlardan davalının sorumlu olmadığının belirlendiği, itirazlar üzerine alınan ek raporda, kök rapordaki görüş tekrar edildikten sonra kök raporda yer alan tablolar üzerinden yeniden yapılan hesaplamalar neticesinde 64 adet araçla ilgili zararın 1.132.599.535,70 TL (eski), 4 adet taşınmaza dair zararın 301.431.905,05 TL (eski) olarak düzeltildiği, alınan raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, bu durumda mahkemece yargılama aşamasında alınan yedinci bilirkişi heyeti kök ve ek raporunun zarar kalemleri yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gözetilerek asıl davada tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı-birleşen davalarda davacının vekâlet sözleşmesi niteliğindeki tedvir yetkisini kullanırken sözleşmeyi ihlali temadi ettiğinden davacı-birleşen davalarda davalının anılan ihlalden kaynaklanan zararının tazmin edilmesi talebi zaman aşımına uğramayacağından Mahkemece asıl davada davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf itirazının menfi tespit talebi yönünden kabulüne, asıl davada sair istinaf itirazlarının reddine, birleşen davalara yönelik istinaf itirazının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının asıl davada menfi tespit yönünden ve birleşen davalar yönünden kaldırılmasına, asıl davada menfi tespit talebinin kabulüne, davacının davalıya 31.12.1991 tarihi itibarıyla 225.068.191.167 TL (eski) borçlu olmadığının tespitine, tazminat talebinin kısmen kabulüne, 8.174,76 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davaların reddine, davalı-birleşen davalarda davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf talebinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, asıl davada taraf vekilleri, birleşen davalarda davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava cari hesap nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, tedvir yetkisi kapsamında vekilin iş ve işlemleri nedeniyle uğranılan zararların tazmini, birleşen davalar ise cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/196 E. sayılı dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 19.389.961.355 TL (eski) olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır. 2.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/196 E. sayılı dosya yönünden davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada tarafların, birleşen 1993/36 E. sayılı dosya yönünden davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 06.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2914, K. 2025/3119, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-2914-e-2025-3119-k-5fc21dace853