Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/1450 E. 2024/9292 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1450
- Karar No
- 2024/9292
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1805 Esas, 2023/1670 Karar HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/94 E., 2021/51 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2000/05917, 2001/02190, 2013/59527, 2016/02527 sayılı ve “...”, “...”, “... wipes” ve “... soft” ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının 2018/73984 numaralı "unisope" ibareli başvurusuna yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkil şirketin "..." ibaresini içeren pek çok markasının bulunduğunu ve tanınırlık seviyesinin yüksek olduğunu, bu markaların seri marka niteliğinde bulunduğunu ve tüketicilerin dava konusu "unisope" markasını bu seri markaların devamıymış gibi algılayabileceğini, markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, davalının tescil başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nin 09.01.2020 tarih ve 2019/M-11600 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2-Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacının markalarında “...” ibaresinin ayrık olarak kullanıldığını ve müvekkilin markasında bir bütün olarak kullanılması sebebiyle ilgili seri markaları çağrıştırma ihtimalinin olmadığını, müvekkilinin markasının Fransızca "mutsuz" anlamına gelmekte iken davacının markasının İngilizce "birleşik" anlamına geldiğini, bu sebeplerden aralarında anlamsal benzerlik bulunmadığını, davacının "..." ibaresini sadece ıslak mendillerde kullandığını, iptalini istediği diğer emtialar bakımından kullanımın ispatının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının dayanak olarak gösterdiği markalarda esaslı unsurun “...” kelimesi olduğu ve “soft”, “gold” ya da “wipes” kelimelerinin tali unsur niteliği taşıdığı, davalının markası ile davacının markaları arasındaki ortak kesişimin de söz konusu “...” kelimesine ilişkin olduğu, bu ifadenin de zayıf ayırt edicilik niteliği taşıdığı, bu unsura yapılacak küçük değişikliklerin dahi karıştırılma tehlikesini ortadan kaldıracağı, davacı markalarından 2000/05917 nolu “...”, 2001/02190 nolu “...” ve 2013/59527 nolu “... wipes” markaları, dava konusu marka ile görsel, işitsel ve kavramsal açılardan karşılaştırıldıklarında, davalının markasında, davacı markaları ile karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmaya yetecek derecede değişiklik bulunduğu, davacı markalarından 2016/02527 numaralı “... soft” markası ile davalının “...” markalarının her ikisinin de ayırt ediciliği çok düşük nitelikteki iki ayrı zayıf kelimeden oluştuğu, buna karşın davalının markasında tek bir kelimenin tercih edildiği, davalının markasında “...” kelimesinin, davacının markasından farklı olarak öne çıkarılmadığı, kelimenin “...” dışında kalan kısmının (“sope” harflerinin) ayırt ediciliği düşük bir terim olmadığı, bunlar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, taraf markalarının kesişmesinin temel olarak 3. sınıfa ilişkin olduğu, ilgili sınıftaki emtiaların özel uzmanlığa sahip olması gerekmeyen tüketicilere hitap ettiği, olayda zayıf marka söz konusu olduğundan, vasat dikkat seviyesine rağmen küçük bazı farklılıkların dahi karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırabileceği, dava konusu olayda da markaların karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı ve karıştırma tehlikesinin söz konusu olamayacağı, davacının kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile marka başvurusunun tescilinin reddi istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.