Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3522 E. 2024/5684 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3522
- Karar No
- 2024/5684
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/883 Esas, 2023/428 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/738 E., 2021/50 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18.11.2013 tarihinde ... Grup Enerji...Ltd Şti'nin ortaklığının giderilmesi ve tasfiyesine ilişkin protokol imzalandığını, müvekkilinin protokolün tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenleyen maddesindeki hisse devri yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalının ise ödemekle yükümlü olduğu 1.800.000,00 TL'nin ilk 4 taksitini ödemek dışında yükümlülüğünü yerine getirmediğini, Ankara 44. Noterliğinin 16.04.2015 tarihli ihtarnamesi ile temerrüte düştüğünü, ihtilafın halli için hakemlik görevini yerine getirmesi için ilgili hakeme ihtarname gönderildiğini, bu ihtarnameye rağmen hakemin protokolün ilgili maddesine göre 3 aylık süre içerisinde herhangi bir işlem yapmadığını, müvekkili tarafından 03.11.2016 tarihli ihtarname ile davalıya, hakemin halen avukatı olması nedeniyle bu hukuka aykırılık giderilmesi için muvafakat edilmesi, aksi halde adli yargı yoluna başvurulacağının bildirildiğini, davalının bu ihtarnameye cevap vermediğini, tahkim şartının geçersiz hale geldiğini, davalı borçlu hakkında Ankara 7. İcra Dairesinin 2017/12501 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiğini, tahkim ilk itirazında bulunduklarını, davacının hakeme başvuru şartını yerine getirmediğini, hakem tayin edilen ... ...'in davacının vekili olmasının hakemliğine engel olmadığını, müvekkilinin, davacının şirketteki tüm hisselerini 18.11.2013 limited şirket hisse devir sözleşmesi kapsamında devraldığını, hisse devir bedeli olarak kararlaştırılan 125.000,00 TL'nin müvekkili tarafından davacıya nakden ve tamamen ödendiğini, 18.11.2013 tarihli adi yazılı protokole dayanılarak hak talep edilmesini kabul etmediklerini, müvekkilinin hem noter senedinin hem de protokolün gereğini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, 18.11.2013 tarihli protokolde toplam devir bedelinin 1.800.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, protokolde Yenimahalle'de bulunan taşınmazın konut kredisi bedeli olan 147.348,00 TL bedelin toplam bedelden mahsup edildiğini, kalan 1.652.651,00 TL'lik ödemenin 720.000,00 TL ve 215.652,00 TL şeklinde iki taksit halinde ödeneceğini, 720.000,00 TL'lik ilk taksitin 15.12.2014 tarihinden itibaren 12 eşit taksitte, 212.652,00 TL'lik ikinci taksitin 15.12.2015 tarihinden itibaren 5 eşit taksitte ödeneceğini, müvekkilinin kararlaştırılan taksit tarihleri ve bedellere göre 29 adet senet düzenleyerek davacıya teslim edeceğini, müvekkilinin bu senetleri düzenleyerek davacıya teslim ettiğini, davacının da dava dilekçesinde ilk 4 taksitin ödendiğini ikrar ettiğini, müvekkili tarafından diğer senetlerin de ödendiğini, davacının ödenmediğini iddia ettiği kambiyo senetlerini sunmasının zorunlu olduğunu, zira borcun kambiyo senedine bağlandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 18.11.2013 tarihli protokolde, hisse devir bedeli karşılığı olmak üzere davacıya 1.800.000,00 TL ödeneceği, konut kredisi bedeli mahsup edildikten sonra kalan 1.652.651,00 TL için 29 adet senet düzenlenerek verileceğinin kararlaştırıldığı, icra takibinin ödenmeyen taksitler/senetler nedeniyle kaynaklanan borç için başlatıldığı, ilk 4 senet bedeli 240.000,00 TL'nin davacının banka hesabına, 5 ve 6 nolu senetlerin davacı tarafından ciro edilerek ...'e verildiği ve ... tarafından tahsil için bankaya ibraz edildiği, kural olarak ödeme yükümlüsünün bu hususu kanıtlaması gerekmesine rağmen davaya dayanak protokolde ödemelerin 29 adet senet ile taksitler halinde yapılacağının kararlaştırıldığı ve davalı tarafından ilk 6 adet bononun teslim edildiğinin yazılı belge ile kanıtlandığı, protokolde 29 adet senet ile ödeme yapılacağının kararlaştırılmış olması ve 6 adet senedin teslim edildiğinin kanıtlanması karşısında, tamamının teslim alınmadığının iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ispat yükünün davacıda bulunduğu, davacı tarafın ödenmediğini iddia ettiği senetleri ibraz etmesi gerekirken ibraz edemediği ve alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; borcun ödediğini iddia eden kişinin sadece ödeme def'inde bulunabileceğini, başka savunmaya gerek duymayacağını, ancak yargılama sırasında davalının önce tahkim şartının yerine getirilmemesini iddia ettiğini, ardından 18.11.2013 tarihli protokolün geçersiz olduğunu savunduğunu, en sonunda ise cevap ve ek dilekçelerinde bono bedellerinin de ödendiğini savunmak suretiyle çelişkiye düştüğünü, davalının bağlayıcı beyanına göre senetlerin 29 adet eşit taksite bölünmüş olduğunu ve sözde yırtılmış halde daha sonra mahkemeye dosyasına sunulmuş olan fotokopilerden de anlaşılacağı üzere bonoların eşit taksite bölünmüş olmadığı hususunun mahkemece dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki 18.11.2013 tarihli protokolü reddeden davalının daha sonra geçersiz olduğunu söylediği protokole göre ve vadesinden önce ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafın savunmasının aksine ilk beş değil ilk dört senedin banka aracılığıyla ödendiğini, 5. taksitin bile ödenmediği dosya kapsamıyla sabit iken davalının bütün bonoların teslim edilmiş sayılacağına dair karinenin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, dava konusu 1.800.000,00 TL'lik toplam borcun içinde 147.348,00 TL'lik konut kredisinin de ödenmediğini, taksit vadesi bile gelmemiş borçların toplu biçimde ve vadesinden önce ödendiğinin kabulü anlamına gelecek şekilde bonoların teslim edilmiş sayılacağı gibi bir karineye bağlı olarak borçluyu ispat ve ödeme yükünden kurtarmanın hukuka ve hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, protokole göre son taksit tarihinin 15.04.2016 tarihi olduğunu, borçlunun temerrütüne esas 16.04.2015 tarihinde çekilen ihtarnameye karşın bu tarihten önce davalının bütün borcunu hiçbir belgeye veya banka kaydına dayalı olmaksızın ödediğini kabul anlamına gelen ve hukuki dayanaktan yoksun karineye dayalı olarak verilmiş olan kararın kabulünün mümkün olamayacağını, yapılan bilirkişi incelemesinde göre davalının ödeme yaptığına ilişkin bilgi belgenin bulunmadığının belirtildiğini, davalı tarafından dosyaya sunulan bonolardan 7. sıradan 29. sıraya kadar olan 23 adet senedin müvekkiline teslim edilmediğini, ilk bono dışındaki 25 adet senedin müvekkiline ödenmediğini, müvekkiline 25 adet senedin teslim edildiğine dair müvekkilinin imzasını içeren belge sunmadığını, 18.11.2013 tarihli protokolde taksit ödemelerinden bahsedildiğini, maddenin sonunda taksit tarihleri ve bedellerine göre 29 adet bononun düzenleyerek devreden ...'e teslim edecektir şeklinde ki düzenlemede teslimin ne zaman yapılacağı, vade tarihi belirlenmesi dışında ayrıca ne zaman teslim edileceğinin belirtilmediği gibi taksit tarihlerine göre ibaresiyle teslim vadelerini taksit tarihleri yaklaştıkça teslim edileceği şeklinde protokolün bu maddesinin düzenlendiğini, kesin bir teslim tarihinin belirlenmemesinin özel sebebinin ise dava dışı ...'in davacının kardeşi, davalının da protokol tarihinde nişanlısı ve sonradan eşi olması sebebiyle taksit ödemelerinin bonoya bağlanacak olmasından tarafların mutabık kalması olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince müvekkilince yapılan yargılama giderlerinin hükümde dikkate alınmadığını, dosya kapsamına göre ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/566 E. sayılı dosyası da dikkate alındığında davacının takip yapmakta haksız ve kötü niyetli olduğundan %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu yönde karar verilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel mahkemesi kararının dosya kapsamında kamu düzenine aykırılık bulunmadığından usul ve yasaya uygun olduğu, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlu aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olarak başlatılması yani alacaklının alacaklı olmadığını bilerek borçlular aleyhine icra takibi başlatması gerektiği, somut olayda ise davacı, davalı aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de, kötü niyetli olduğuna ilişkin davalı tarafça herhangi bir iddia ve delil sunulmadığından davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davalı yanın kötü niyet tazminat talebi bulunmasına rağmen bu talep hakkında mahkemece olumlu olumsuz karar verilmediğinden kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiği, diğer yandan davalı tarafından dosya kapsamına göre yatırmış olduğu avans giderinin bir kısmının kullanılmış olmasına rağmen kullanılan kısım yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ve davalının kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına da karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan limited şirket devir sözleşmesi nedeniyle bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin açılan davada ispat yükünün hangi taraf üzerinde olduğu noktasında toplanmıştır. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla açılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında limited şirket hisse devri sözleşmesine ilişkin imzalanan 18.11.2013 tarihli protokolde davalının hisse devir bedeli olarak kararlaştırılan tutarın bir kısmının konut kredi ile geri kalan kısmının ise 29 adet senet verilmesi sureti ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Tarafların da yargılama sırasında kabul ettikleri üzere söz konusu senetler düzenlenmiş olup senetlerin davacıya teslim edildiği hususunun ispat yükü davalı üzerindedir. O halde, mahkemece ispat yükünün yanılgı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davacıya yükletilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.