Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1536 E. 2024/87 K.
Konu: İpoteğin Ve Kefaletin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1536
- Karar No
- 2024/87
- Karar Tarihi
- Konu
- İpoteğin Ve Kefaletin İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/715 Esas, 2022/850 Karar HÜKÜM : Esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına Taraflar arasındaki ipoteğin ve kefaletin iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirketin davalı banka ile akdettiği sözleşmeye istinaden dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredinin teminatı olarak davacının ailesi ile birlikte yaşadığı taşınmazın kaydına davalı banka lehine ipotek konulduğunu, davacının kefalet ve ipotek akit tablosuna imzası alınırken, davacının eşinin rızası alınmadığından kefaletin ve ipoteğin geçersiz olduğunu ileri sürerek ipoteğin ve kefaletin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının maliki bulunduğu taşınmazı, dava dışı şirketin davalı bankaya karşı doğmuş doğacak borçlarının teminatı olarak 1. dereceden 400.000,00 TL bedelle ipotek ettiğini, dava dışı şirketin imzaladığı kredi sözleşmesinde davacının kefalet imzasının bulunmadığını, dava konusu taşınmazın kaydında aile konutu olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmadığını, davalı bankanın iyiniyetli olduğunu, tapu kaydına itibar ederek ipotek tesis ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar Mahkemece 15.03.2019 tarih, 2018/695 E., 2019/367 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılamada, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihte davalının haksız olduğu sabit olduğundan davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece onanmıştır, davalı vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. B. (Birinci) Bozma Kararı Dairemizin 09.06.2022 tarih, 2021/7794 E. ve 2022/4663 K. sayılı kararıyla; "...Somut olayda davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığı açıktır. Davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki sebebine dayanarak kaldırılmasını talep etmesi MK madde 2’de düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılmasını oluşturmaktadır. Bu nedenlerle davanın açılmasında davacının haksız olduğu hususu dikkate alınmadan yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutularak aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşıldığından, davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 25.05.2021 tarihli, 2020/3899 E. 2021/4383 K. sayılı ilamının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir ..." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yargılama safahatinde, dava dışı davacının eşi tarafından davanın konusunu teşkil eden taşınmaz üzerine davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına yönelik açılan davada ipoteğin kaldırılmasına karar verildiği, iş bu nedenle mahkemenin dava dosyasının konusuz kaldığı, konusuz kalan davada, yargılama giderlerinden hangi tarafın sorumlu olacağına dair tüm dosya kapsamına göre yapılan inceleme ve değerlendirmede, davalı lehine ipoteğin tesis edildiği tarihte davaya konu taşınmazın tapu kaydında, taşınmazın aile konutu olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmadığı, davacı tarafça davalı banka ile yapılan sözleşme kapsamında, üzerinde ipotek tesis edilen konutun, aile konutu olduğuna dair herhangi bir beyanda bulunmadığı, somut olayda davacı bizzat ipoteği tesis ettiren olup ipoteğin tesis tarihinde tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığı, davacının ipoteği tesis ettirip sonrasında da tapu kayıtlarında aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerindeki ipoteğin aile konutu hukuki sebebine dayanarak kaldırılmasını talep etmesinin 4721 Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) ikinci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılmasını oluşturduğu, bu nedenlerle davanın açılmasında davacının haksız olduğu, yargılama giderlerinden davacı tarafın sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava açılması konusunda haksız olmadığını, buna göre hüküm kurulmasının doğru olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ipoteğin ve kefaletin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Kanun'un ikinci maddesi. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.