Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4283 E. 2022/8796 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4283
- Karar No
- 2022/8796
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 20.06.2019 tarih ve 2018/189 E. - 2019/423 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne-esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.04.2021 tarih ve 2019/1293 E. - 2021/449 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin bayiliğini yapmakta iken noter ihtarnamesi ile bayiliğin 30 gün sonra iptal edileceğinin kendisine ihtar edildiğini, belirtilen sürenin geçmesini müteakip 13/11/2017 tarihinde davalının bayiliğinin iptal edildiğini, 13/11/2017 tarihinden sonra artık müvekkili şirketle ilişkisinin bulunmamasına rağmen Türk Telekomünikasyon A.Ş. logosunu kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığını ve bu kez 05/02/2018 tarihli noter ihtarnamesi ile 30 gün içerisinde bu kullanıma son verilmesinin davalıya ihtar edildiğini, tüm ihtar ve sözlü uyarılara rağmen, davalının dava tarihi itibariyle halen Türk Telekomünikasyon A.Ş. logosunu kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek, müvekkili şirkete ait marka tescilinden doğan hakların ihlal edildiğinin tespitine ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sözleşmenin başlangıcında davacı tarafından müvekkilinin iş yerine tabela asıldığını, tabelaların mülkiyeti davacıya ait olup, sözleşme bitiminde davacı tarafın tabelayı söküp alacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece taraflar arasında 01.08.2017 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmeyle davalıya marka kullanım hakkının tanındığı, davacı tarafça davalıya bayilik sözleşmesinin iptali ve haksız marka kullanıldığına ilişkin 03.10.2017 ve 05.02.2018 tarihlerinde ihtarnamelerin gönderildiği, davaya konu tabelanın dava tarihinden sonra kaldırıldığının anlaşıldığı, bu sebeple davanın konusunun kalmadığı, HMK'nın 331/1 maddesi hükmünce davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği kabul edilerek davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmede davalının iş yerindeki davacıya ait tabelanın, davacı tarafça kaldırılacağına dair bir hüküm bulunmadığı gibi tam tersine, anılan başvuru noktası sözleşmesinin 8.4 ve 8.5. maddelerinde iş yerinin iç ve dış görünümünü davacının belirleyeceği hale getirme ve sözleşmenin sona ermesi halinde de iş yerini davacının belirleyeceği koşullarda devretme yükümlülüğünün davalı şirkete ait olduğunun hükme bağlandığı, davalıya ait iş yerinde, davacının markalarının kullanılması sonucunu doğuran tek hususun anılan tabelalar olmayıp, davalının iş yerinin camındaki yazılarda vs. davacının markalarının kullanıldığı, bu durum karşısında dava tarihinden sonra kaldırıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan anılan kullanımlar dolayısıyla mahkemece, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde ve HMK.'nın 331/1 maddesi hükmünce davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiğinin kabul edilerek, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı, dava tarihi itibariyle haksızlığı usulüne uygun şekilde tespit edilen davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verildiği halde, davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinin sehven "davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın konusu kalmadığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.