Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4093 E. 2022/9318 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4093
- Karar No
- 2022/9318
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.12.2018 tarih ve 2018/219 E- 2018/807 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2020/300 E- 2021/443 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının keşide edip müvekkiline verdiği 05.03.2017 tarihli, 435.000 TL bedelli çekin öncelikle süresinde takasa sunulduğunu, davalının ticari itibarının sarsılmaması için takastan çekilmesini istediğini, müvekkilinin de davalının ödeme taahhüdü nedeniyle takastan çekip süresinde ibraz etmediğini, dolayısıyla kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, böylece davalının sebepsiz zenginleştiğini, TTK’nın 732. maddesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde temel ilişkiye dayandıklarını, müvekkilinin davalı şirketin sahibinden 435.000 TL bedelle üzerinde ipotek bulunan arsa satın aldığını, 01.01.2017 tarihine kadar ipoteğin kaldırılacağının taahhüt edildiğini, çekin ipoteğin karşılığı teminat olarak verildiğini, ipotek kaldırıldığında çekin iade edileceğinin kararlaştırıldığını, arsa bedelinin nakit ödendiğini, 07.11.2016 tarihli protokolde bu hususun belirtildiğini, ipoteğin kaldırılmadığını, çekin teminat olmaktan çıkıp borç belgesi haline geldiğini, çekin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taşınmazın ipotekle birlikte rayicin altında davacıya satıldığını, dava dışı müvekkili ...tarafından ipoteğin fekkedilmemesi halinde taşınmaz bedelinin aynen ödenerek taşınmazın iadesi amacıyla satış miktarını aynen içeren çekin davalı şirketçe keşide edilip davacıya verildiğini, “ipoteğin fekkinin sağlanamadığının, yeni bir teminat çeki verilebileceğinin, ya da taşınmazın satış bedelinin ödenerek taşınmazın iade alınabileceğinin, tapuyu iade etmeksizin çek hakkında yapılacak işlemin kötüniyet arzedeceğinin” davacıya bildirilmesine rağmen çekin kötüniyetle takibe konulduğunu, taşınmaz üzerindeki ipotek fekkedilemediğinden davacının ipoteğin fekkini bekleyebileceğini, ipotek nedeniyle taşınmaz üzerinde bir risk doğarsa güvence olan çeki işleme koyabileceğini, taşınmazı iade bildiriminde bulunup bedelinin iadesini isteyebileceğini, çeki güvence sayarak sözleşmeden dönme hakkını kullanıp taşınmazı iade edebileceğini, ancak davacının taşınmazı iade etmediğini, aktin feshini talep etmediğini, taşınmazın satış bedelini haksız tahsil etme gayesi güttüğünü, sebepsiz zenginleşmek istediğini savunarak davanın reddini, kötüniyet tazminatının tahsilini, müvekkili ...’ın davayı müdahil olarak kabulünü istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının taşınmazı 435.000 TL bedelle satın aldığı, 07.11.2016 tarihli “Arsa Satış Protokolü” başlıklı sözleşmede, “arsanın satış bedeli, arsa üzerindeki ipoteğin 01.01.2017 tarihine kadar kaldırılacağı, ipoteğin kaldırılmasının teminatı olarak dava konusu çekin verildiği, ipotek 01.01.2017 tarihine kadar kalktığında teminat olarak verilmiş olan çekin iade edileceği” hususlarının kararlaştırıldığı, ipoteğin 01.01.2017 tarihine kadar kaldırılmadığı, çekin teminat çeki olmaktan çıktığı, borç senedi haline geldiği, davacının her zaman lehine ipotek verilen banka tarafından alacak muaccel olduğu takdirde taşınmazın paraya çevrilmesi riskiyle karşıya karşıya kaldığı, ödediği satış bedeline rağmen 700.000 TL bedelli banka ipoteği nedeniyle yapılacak takip sonucunda davacının zarara uğrayacağı, davalının sebepsiz zenginleşeceği, davalının sözleşme kapsamında ipoteğin kaldırılması taahhüdünü belirlenen sürede yerine getirmediği, bankanın yazı cevabına göre de ipoteğin devam ettiği, davalının çek bedeli kadar sözleşme kapsamında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 435.000 TL asıl alacak, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %10,75 oranından başlamak ve talebi aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, 87.000 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, takibe konu çekin, Arsa Satış Protokolü'ndeki Oskar Endüstriel Dikiş İplik Tekstil San. ve Tic. A.Ş. tarafından verilen 10.01.2017 vadeli ve 435.000 TL bedelli çekin yerine verildiği, dolayısıyla teminat çeki olduğu, süresi içerisinde bankaya ibraz edilmediğinden hamilin keşideci dahil müracaat borçlularına başvurma hakkı kalmadığı, çekin taşınmazın üzerinde bulunan ipotek karşılığı alıcıya teminat olarak verildiği, davacının ödediği ipoteğe konu bir borç bulunmadığından davalı keşidecinin zenginleşmediği, temel ilişkide ipoteği kaldırma borcunun satıcı ...üzerinde bulunduğu, 01.01.2017 tarihine kadar ipoteğin kaldırılmadığı, davalının davacıya karşı ipoteği kaldırma borcu bulunmakla birlikte davacıya herhangi bir ödeme borcu bulunmadığı, 01.01.2017 tarihine kadar ipoteğin kaldırılmaması halinde kararlaştırılan bir cezai şart bulunmadığı gibi ipoteğin kaldırılmaması nedeniyle zarara uğranıldığının iddia edilmediği, davacının temel ilişkiden kaynaklanan bir alacağından söz edilemeyeceği, çekin kambiyo vasfını yitirdiği ve sebepsiz zenginleşme iddiasının TTK'nın 732. maddesine dayalı olduğu hususları nazara alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği, lehine ipotek verilen banka tarafından alacak muaccel olduğu takdirde taşınmazın paraya çevrilmesi riskiyle karşıya karşıya kalıp ödediği satış bedeline rağmen 700.000 TL bedelli banka ipoteği nedeniyle yapılacak takip sonucunda davacının zarara uğrayacağı ve davalının sebepsiz zenginleşme durumu oluşacağından bahisle davanın reddine karar verilmesinin de isabetli görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, 07.11.2016 tarihli protokol uyarınca davalı şirket tarafından davacı emrine keşide edilen teminat çekinin ibraz süresinin geçirilmiş olmasına, davacının, uhdesindeki taşınmaz üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi, ipotek sebebiyle bir zararının doğması halinde sözleşmenin taraflarından bu zararın tazminini isteyebilecek olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.