Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3453 E. 2022/8729 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/3453
- Karar No
- 2022/8729
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.12.2018 tarih ve 2017/565 E. - 2018/1344 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 04.02.2021 tarih ve 2019/756 E. - 2021/186 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle ödenmeyen bakiye alacak için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ve davacı şirket arasında ayçiçeği çekirdeği tohumunun alımına dair ticari alış veriş neticesinde ortaya çıkan bakiye alacağın müvekkili şirket tarafından davacı tarafa usulüne uygun şekilde yapılan ödemeler ve düzenlenen faturalar ile sona erdiğini, müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili tarafından davacının göndermiş olduğu ürünlerin kalitesiz oluşundan dolayı ürün fire oranına göre iade faturası düzenlenerek, davacıya usulüne uygun şekilde kargo ile gönderildiğini, davacı tarafın iade faturasına itiraz etmediğinden bu faturanın kesinleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafın icra takibine konu ettiği alacağın 28.08.2016 ile 14.10.2016 tarihleri arasın'da kapsayan altı adet satış faturalarından kalan bakiye satış bedelini icra takibi ile 18.01.2017 tarihinde son fiyat farkı faturasının ödemesinden yaklaşık 6 ay sonra talep ettiği, 2016 yılı yasal ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasında banka yolu ile ödenme kaydı bulunduğu, dosyaya sunulan e-mail içeriklerinde fatura kesimlerinde mutabakat yapılarak fatura kesilmesi gerektiği hususu ile yabancı madde anlaşma oranının %4, nem anlaşma oranının %9 toplam empurte olarak kabul oranlarının %13 olduğu sevkiyat toplamlarında bu hususun dikkate alınarak fiyat toplamlarında hesap yapılacağı şeklinde anlaşma sağlandığı, davacının davalı ile belirtilen bu konularda mutabık kalarak fatura düzenlendiğine dair bir belgenin de dosyada bulunmadığı, tarafların tacir olmaları, davalı şirket tarafından, davacı tarafa kesilen ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunan iade faturasına davacı tarafça 8 gün içinde itiraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan 30/12/2016 tarihli 92488 seri nolu 141.608,45 TL bedelli iade faturasının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu fatura konusu malların iade edildiğini ispat yükünün davalıya ait olduğu, iade faturası davacıya tebliğ edilmiş olsa bile fatura sevk irsaliyesine bağlanmamış olup, bu durumda dahi malların teslim edildiğine karine teşkil etmeyeceği, somut olayda davalı tarafça sunulan kargo teslim fişinin içeriği de belli olmadığından iade faturası içeriği malların teslim edildiğinin usulüne uygun delillerle ispatı gerektiği,ayrıca davalı- alıcı,malların ayıplı olduğunu iddiası ile iade faturası düzenlediğini savunmuş ise de dosya içerisinde usulüne uygun ve süresinde yapılmış ayıp ihbarı olmadığı, malların da davacıya iade edildiğinin kanıtlanamadığı ve davacı yanca davalı takip tarihinden önce temerrüte düşürülmediğinden mahkemece davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ilk derece mahkemesinin kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 7.254,96 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.