Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/2353 E. 2022/6565 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2353
- Karar No
- 2022/6565
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31.01.2019 tarih ve 2016/346 E- 2019/28 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2020 tarih ve 2019/685 E- 2020/1239 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi nezdinde faaliyet gösteren bir kamu şirketi olarak 1989 yılından beri kültür ve spor sektöründe faal olduğunu, yıllardır çok sayıda spor etkinlik ve organizasyonu ile hizmet verdiğin, söz konusu hizmetlerden birinin 2016 yılında 38. kez düzenlenecek olan “İSTANBUL MARATONU” olduğunu, bu ibarenin tescili istemi ile 08/05/2015 tarihinde Türk Patent Enstitüsü’ne başvurularının Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 24/12/2015 tarihli kararında 556 sayılı KHK’nın 7/1- (a) hükmüne istinaden reddedilmesi üzerine itirazlarını inceleyen YİDK tarafından da başvurularının 08/08/2016 tarihli ve 2016-M-7900 sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 7/1-(a) ve 7/1- (c) hükümlerine istinaden reddedildiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanı ile başlayan ve koşu sporunun yarış şeklinde sunulduğu organizasyona verilen “İSTANBUL MARATONU” markasının hizmet veren firmayı işaret etmekle ayırt edici özelliğe sahip olduğunu, hitap ettiği kitle bakımından bilinirliklerinin olduğunu, ibarenin tamamen özgün şekilde oluşturulduğunu, ülkede veya spor faaliyetleri sektöründe yaygın olarak hiçbir girişimci tarafından kullanılmadığını, ilgili ibarenin dilimizde veya yabancı bir dilde herhangi bir şekilde reddedildiği emtiaları ifade etmediğini, başvurunun reddedilmesinin hakaniyetli olmadığını; yine müvekkil şirket organizatörlüğündeki “İSTANBUL ÇOCUK MARATONU”nun tescili istemi ile 08/05/2015 tarihinde davalı Kurum’a başvurulduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 05/11/2015 tarihli ve 485030 sayılı yazısı ile bu başvurunun Resmi Marka Bültenin’de yayınlanmasına karar verildiğini ve yayınlandığı halde sonradan Başkanlığın 24/12/2012 tarihli ve 522170 sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 7/1- (a) ve /1- (c) hükmüne istinaden tescil taleplerinin reddedildiğini, bahsekonu karara itirazlarını değerlendiren YİDK’in itirazlarının ve başvurunun reddine karar verdiğini, bu başvuru ile ilgili işletilen red kararına dair sürecin mevzuata aykırı olduğunu, ilgili dairenin karar düzeltme yapabileceği hallerin kanunda belirtilenlerle sınırlı olduğunu, Başkanlığın kendiliğinden karar değiştirme hakkının olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1999/5790 E. 1999/9590 K. ve 26.11.1999 tarihli kararında yer verilen emsal markalar ve marka olabilmelerine ilişkin gerekçelerin dava konusu markalar bakımından da emsal teşkil ettiğini, davaya konu markaların her biri bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt ediciliklerinin olduğunu, özgün markalar olduklarını, hitap ettiği kitle bakımından bilinirliklerinin olduğunu ileri sürerek 2015/39942 sayılı İSTANBUL MARATONU ibareli başvurunun reddine ilişkin 2016-M-7900 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2015/39958 sayılı İSTANBUL ÇOCUK MARATONU ibareli başvurunun reddine ilişkin 2016-M-6844 sayılı YİDK kararının iptali ile “İSTANBUL ÇOCUK MARATONU”markasının müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, “İSTANBUL MARATONU” ibarelerinden oluşan işaretin ortalama tüketici nezdinde bir spor dalı ve bu spor dalının gerçekleştirildiği yer olarak algılanacağını, bu sözcüklerin genel, basit, sıradan olmalarının yanında ticari hayatta da herkes tarafından serbest olarak kullanılabilir nitelikte olduğunu, başvuru konusu markanın KHK m. 7/1-a hükmünde yer alan koşulu sağlamadığını, “İSTANBUL MARATONU” ibaresinin tescilinin talep edildiği 41. sınıftaki “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil)” hizmetleri bakımından vasıf bildirici, tanımlayıcı nitelik taşıdığını, bu itibarla KHK’nın 7/1-c maddesi hükmünün uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, davacı vekilinin KHK’nın 7/son maddesi hükmü gereği başvuruya konu markanın tescil edilmesi gerektiğine ilişkin iddialarının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, herkesin kullanımına her halde açık tutulması gereken işaretlerin dönüşümünün mümkün olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, dosya kapsamna ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, İSTANBUL ÇOCUK MARATONU ibareli markasının “35. Sınıf (1 - 34 sınıftaki tüm malları), 41,01,02,03,04,05,06,07,08 sınıftaki malları/hizmetleri kapsayacak şekilde davacı İstanbul Spor Etkinlikleri ve İşletmeciliği Ticaret A.Ş. adına tescili için 08.05.2015 tarihinde başvuruda bulunulduğu, İSTANBUL MARATONU ibareli markanın “35. Sınıf (1 - 34 sınıftaki tüm malları), 41/01,02,03,04,05,06,07,08 sınıftaki malları/hizmetleri kapsayacak şekilde davacı İstanbul Spor Etkinlikleri ve İşletmeciliği Ticaret A.Ş. adına tescili için 08.05.2015 tarihinde başvuruda bulunulduğu, İSTANBUL ÇOCUK MARATONU ibaresiyle ilgili olarak verilen ilan kararından dönülmesinin hem 556 sayılı KHK’nın 32 ve 33/2 maddeleri hem de Markaların Korunması Uygulanması Yönetmeliği’nin 13/3 maddesine uygun olduğu, ilan kararı verilse bile, mutlak red nedenine dayalı olarak yapılan incelemede ilan kararından dönülerek başvurunun mutlak red nedenlerine dayalı olarak reddedebileceği, yapılan uygulamanın maddi hata olarak değerlendirileceği, 556 sayılı KHK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 7. maddesinin (1/a) maddesinde “5 inci madde kapsamına girmeyen işaretler”in marka olamayacağının belirtildiği, madde 5’te marka olabilecek işaretlerin özellikleri belirlenirken “teşebbüslerin mal veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmesi” şartının açıkça düzenlendiği, bu kapsamda ayırt ediciliğin, marka olacak işaretin “soyut” ayırt ediciliği olduğu yani herhangi bir işaretin bir mal veya hizmet üzerinde kullanılması halinde o mal veya hizmete seçicilik katabileceği algısını yaratabilmesi olduğu, bu şartı sağlayan bir işaretin, belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığının ise “somut ayırt edicilik” olduğu, İstanbul Maratonu Ve İstanbul Çocuk Maratonu ile ilgili olarak KHK’nın 7/1-a maddesi yönünden yapılan değerlendirmeye göre ibarelerin marka olabilme vasfına haiz oldukları, 7/1-c maddesi yönünden yapılan değerlendirmeye göre, marka kapsamındaki mal veya hizmetleri tanımlayıcı nitelikteki işaretlerin marka olarak tescil edilmek suretiyle bir şahsın inhisarına verilemeyeceği, somut ayırt edicilik bağlamında bir marka işaretinin, üzerinde kullanılacağı mal ve hizmeti ayırt etme fonksiyonun olması gerektiği, yani markanın ürünü ya da hizmeti doğrudan tarif etmemesi, işletmesel kaynağını işaret edebilme vasfının bulunması gerektiği, somut olayda çekişme konusu işaretin 35 ve 41. sınıflardaki hizmetleri kapsadığı, bir ibarenin tanımlayıcı addedilebilmesi için, ortalama tüketicinin tescili talep edilen ibare ile mal/hizmet arasında var olan ilişkiyi bir irdeleme ya da analize gerek kalmadan doğrudan kurması gerektiği, İSTANBUL MARATONU ibaresinin, herkesçe kullanılmakta olan ve bu sebeple de belli bir firmayı, işletmesel kaynağı işaret etme kabiliyetinin bulunmadığı, 41. sınıftaki, “spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” hizmetlerini, başka işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan bir marka işaretinden ziyade, söz konusu coğrafi alandaki (İstanbul’daki) maratonu, spor etkinliğini tarif eden bir ibare olduğu, bu hizmetlerin coğrafi kaynağını ve karakteristik özelliğini belirttiği, 7/1-c maddesi anlamında somut ayırt edici niteliği bulunmadığı ve tescil edilemeyecek tasviri işaretlerden olduğu; İSTANBUL ÇOCUK MARATONU ibareli marka başvurusunun 41. sınıftaki çekişme konusu hizmetler bakımından 556 Sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi anlamında somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı ve tescil edilemeyecek tasviri işaretlerden olduğu, KHK’nın 7/son maddesi bakımından yapılan değerlendirmeye göre, İSTANBUL ÇOCUK MARATONU’nun ilk kez 10.05.2015 tarihinde düzenlendiği, dolayısıyla marka başvurusunun yapıldığı 08.05.2015 tarihi itibariyle söz konusu markanın henüz kullanılmamış olduğu, marka işlem dosyasındaki delillerin, davacı markasının KHK 7/son anlamında ayırt edici nitelik kazandığını ispata yeterli olmadığı, zira sunulan delillerin dava konusu marka başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğu, mevcut delillerin, İSTANBUL ÇOCUK MARATONU ibaresinin, anlamından ve herkese açık yaygın kullanımından bağımsızlaşarak davacı işletmeye özgülendiğini ortaya koyamadığı, markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmadığı, 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesine dayalı iddianın ispatlanamadığı, İSTANBUL MARATONU ile ilgili bilgi ve belgeler incelendiğinde, bir kısım faturaların maraton sponsoru VODAFONE tarafından kesildiği, gerek diğer faturalardaki gerekse haberlerdeki İstanbul Maratonu/Maraton/Yarı Maraton gibi ikame kullanımların İSTANBUL MARATONU ibaresinin, ilgili etkinliğin adı olmaktan sıyrılmadığını, markasal bir ibare olarak algılanıp davacıya özgülenmediğini ortaya koyduğu, İSTANBUL MARATONU ibaresinin, gazete haberlerinde İstanbul’da yapılan bir spor etkinliğini tarif etmek, söz konusu koşuyu adlandırmak maksadıyla kullanıldığı, rastlanan tek kullanımın sponsorluk anlaşmalarına bağlı olarak gerçekleşen VODAFONE İstanbul Maratonu şeklinde olduğu, bu kullanımın da davacıya hasredilmesi ve huzurdaki İSTANBUL MARATONU markasına atfının mümkün olmadığı, mevcut deliller uyarınca davacının İSTANBUL MARATONU markasının kullanım sonucu markasal ayırt edicilik kazanmadığı, 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesine dayalı iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK'in 08/08/2016 tarihli ve 2016-M-7900 sayılı kararı ile 27/06/2016 tarihli ve 2016-M-6844 sayılı kararının 41/03 grupta spor kültür eğlence hizmetleri (sinema spor karşılaşmaları tiyatro müze konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil) hizmetleri hariç diğer sınıflar yönünden iptaline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "İSTANBUL ÇOCUK MARATONU" ibareli başvurunun ilan kararından dönülerek başvuruyu mutlak red nedenlerine dayalı olarak reddedebileceği, yapılan uygulamanın maddi hata olarak değerlendirileceği, henüz yapılan bir tescil işlemi olmadığı, diğer taraftan “İSTANBUL MARATONU” ve “İSTANBUL ÇOCUK MARATONU” ibarelerinin İstanbul'da yapılan bir koşuyu ifade ettiği, söz konusu ibarelerin 41. Sınıftaki; "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” hizmetleri, başka işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan bir marka işaretinden ziyade, söz konusu coğrafi alandaki maratonu, spor etkinliğini tarif eden bir ibare olduğu, bu nedenle 41. Sınıftaki iş bu hizmetler açısından başvurunun tescilinin 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesine aykırı olduğu, öte yandan markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının da ispat edilemediği; davalı Kurum istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, dava konusu başvuruların markasal algı yaratmayan ibareler olduğu, soyut ve somut ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, bu ibareleri gören ortalama düzeydeki tüketici kesiminin bu ibareleri maraton konusunda sosyal ve kültürel bir tanıtım ya da festival yerini gösteren bir işaret olarak algılayacağı, dolayısıyla Kurum kararının yerinde bulunduğu, başvurulara kullanım yoluyla da ayırt edicilik kazandırıldığının ispat edilemediği, bu itibarla, mahkemece açıklanan gerekçelerle, 2015/39942 sayılı İSTANBUL MARATONU ibareli başvurunun reddine ilişkin 2016-M-7900 sayılı YİDK kararının ve 2015/39958 sayılı İSTANBUL ÇOCUK MARATONU ibareli başvurunun reddine ilişkin 2016-M-6844 sayılı YİDK kararının iptali yönünde açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2015/39942 sayılı İSTANBUL MARATONU ibareli başvurunun reddine ilişkin 2016-M-7900 sayılı YİDK kararının ve 2015/39958 sayılı İSTANBUL ÇOCUK MARATONU ibareli başvurunun reddine ilişkin 2016-M-6844 sayılı YİDK kararının iptalleri için açılan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.