Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/9532 E. 2016/7505 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2016/9532
- Karar No
- 2016/7505
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... ... .. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2015 NUMARASI : 2013/162-2015/249 Taraflar arasında görülen davada ... ... .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/05/2015 tarih ve 2013/162-2015/249 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı hakkında ilamsız icra yoluyla icra takibine başlandığını ancak borçlu tarafından haksız yere itiraz edildiğini, davalı ile alacaklı davacı arasında tarımsal sigorta kapsamında herhangi bir sözleşme yada poliçenin bulunmadığının iddia edildiğini, ancak davalının 22 Haziran 2012 tarihinde ... kapsamında bir poliçe tanzim ettirerek sigorta sürecini başlattığını, bu tarih itibariyle davalıya ait tarımsal işletmelerin sigorta örtüsü altına girdiğini, sigorta başladıktan sonra 11.07.2012 tarihinde davacının yanına gelerek poliçenin iptalini istediğini, sözleşme tarihi ve iptal tarihi arasındaki dönemde davalının ürünlerinin sigortalandığını, iptal durumunda sigorta örtüsü altında iken geçen dönemden dolayı prim borcunun ödeneceği konusunda görüş birliğinin bulunduğunu, ayrıca davalının ... Sigorta adına yapılmış bir sigorta sözleşmesi olsa dahi davacının icra takibini yapmaya yetkisinin bulunmadığını ileri sürdüğünü, davacının ilgili sigorta şirketinin yetkili acentesi olduğunu, sigorta acentelerinin çalışma şekilleri gereğince çiftçinin sigorta pirimlerini ödemediği takdirde sigorta acentesi ... Sigorta T.A.Ş'ye bu rakamları ödemekle mükellef olduğunu, bu sebeple davacının davalının sigorta örtüsü altında bulunduğu dönemlerin sigorta primlerini ... Sigorta A.Ş.'ye ödediğini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğunu, bu nedenlerle haksız ve yersiz itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, görev ve husumet itirazında bulunmuş davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, alacaklı ... ... vekili tarafından borçlu ... ... hakkında 14.448,45 TL bedel üzerinden icra takibine girişildiği, ödeme emrinin borçluya 07.12.2012 tarihinde tebliğ edildiği ancak İcra Müdürlüğünce borçluya yapılan tebligatın usulsüz yapılması sebebi ile takibin kesinleşmediğinin tutanak altına alındığı, bu sırada borçlu vekili tarafından 26.12.2012 tarihinde takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği, hacizlerin kaldırıldığı, İİK 62. maddesi gereği borçlunun 7 gün içerisinde itirazlarını icra dairesine bildirmek zorunda olduğu, aksi durumda takibin kesinleşeceği, tebligat işlemi gerçekleştikten sonra İcra Müdürünün borçluya çıkarılan ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğini tespit yönünde bir takdir yetkisi bulunmadığı, bu hususun şikayet mahiyetinde olup karar merciinin İcra Hukuk Mahkemesi olduğu, bu yanlış işlemin süreyi kaçırmış olan borçluya hakkındaki takibi durdurma yetkisi vermeyeceği, borçlunun usulsüz tebligat dolayısıyla İcra Mahkemesinde açtığı bir davaya ilişkin herhangi bir beyanı ve dosyaya yansıyan bir belge de bulunmadığı, böyle bir dava açması için borçlu vekiline herhangi bir önel de verilmediği, süresinde ve usulüne uygun itiraz olmadığından takibin kesinleştiği, kesinleşen takibe karşı itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Mahkemece karar gerekçesinde icra müdürlüğünün borçluya çıkarılan ödeme emrinin tebliğ edilip edilmediğini tespit yönünde takdir ve buna göre işlem yapma yetkisi olmadığı belirtilmiştir. İcra müdürünün ödeme emrinin tebliğinin usulüne uygun olup olmadığını tespit etme ve sonucuna göre yeniden ödeme emri çıkarma yetkisi bulunduğundan mahkemenin işbu gerekçesi yerinde değilse de, icra dosyasında ödeme emrinin tebliğinin Tebligat Kanunu m. 21’e uygun olarak yapılmış olması ve bu tebliğ tarihine göre davalı borçlunun borca itirazı süresinde olmadığından icra takibi durmayıp devam etmekle davacının kesinleşen takibe karşı itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından mahkemenin dava şartı yokluğundan davanın reddine karar vermesi sonucu itibariyle doğru olup, kararın değişik bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün açıklanan değişik gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.