Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/8696 E. 2016/7544 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/8696
Karar No
2016/7544

MAHKEMESİ : ... .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2015 NUMARASI : 2014/1727-2015/651 Taraflar arasında görülen davada ... .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/11/2015 tarih ve 2014/1727-2015/651 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... ... A.Ş. vekili, davalı ... vekili ile fer'i müdahil ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 4.000,00 TL parasını vadeli hesaba koymak için gittiği ... Bank A.Ş. Suadiye Şubesi'nde kendisine ... Security Off Sore Ltd. bünyesinde hesap açıldığını, bu hesabın en kazançlı hesap olduğu yönünde ısrar ve telkinde bulunulduğunu, bankaya ... tarafından el konulmasından sonra müvekkilinin parasını alamadığını ve zararından davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL'nin mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... A.Ş. vekili, husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre yönünden davanın usulden ve davacının daha fazla faiz getirisi elde etmek için seçtiği hesap türü ve parasını bu hesapları değerlendirmek üzere verdiği talimat ve bankanın da davacının bu talimatına uygun gerçekleştirdiği bir havale işlemi bulunduğunu savunarak, esastan da reddini istemiştir.. Davalı ... vekili, yargı yolu, husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre yönünden davanın usulden ve davacının serbest iradesiyle kıyı bankacılığını tercih ettiğini, bankanın ayrı bir tüzel kişiliği olup, off shore bankası ile aralarında hiçbir organik bağın ve off shore bankası nezdindeki mevduatlar için herhangi bir garantisinin bulunmadığını, bankanın vekalet görevini yerine getirdiğini, davacının off shore hesap cüzdanını aldıktan sonra herhangi bir itirazının olmadığını, ceza mahkemesi kararının kesin delil niteliğinde bulunmadığını, faiz talebinin yerinde olmayıp, hükmedilecek faiz oranının ancak vadesiz hesaplara uygulanan faiz oranı olabileceğini savunarak, esastan da reddini istemiştir. Fer'i müdahil ... vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/1-k, l, 73/1, 83. maddeleri uyarınca davalı banka hakkındaki talep bakımından Tüketici Mahkemeleri görevli olup, ...'ne açılan davada ise, idari yargının görevli olduğu ancak, kısa kararda maddi hata sonucu dosyanın Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine karar verildiği gerekçesiyle, davanın görev yönünden usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı banka hakkında olmak üzere dosyanın görevli ... Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı ... ... A.Ş. vekili, davalı ... vekili ile fer'i müdahil ... vekili temyiz etmiştir. 1-Fer'i müdahil ... vekilinin 15/02/2016 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin, temyiz defterine kaydedilmediği, temyiz harcının da yatırılmadığı ve bu nedenle süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davalı ... ... A.Ş. ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı HMK'nın 294/3 madde ve fıkrasında “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. “ aynı Yasa'nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Somut olayda mahkemece, kısa kararda “davanın görev yönünden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, talep halinde ve kararın kesinleşmesine müteakip dosyanın ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine” gerekçeli kararda ise, “...davalı ...'ne karşı açılan davada idari yargının görevli olduğu, diğer davalı banka hakkındaki davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu...” belirtilerek, hüküm kısmında “ davanın görev yönünden usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde davalı banka hakkında olmak üzere dosyanın görevli ... Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine...” karar verilmiş olmakla, kısa karar ile gerekçeli karar ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın re'sen bozulması gerekmiştir. 3- Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma sebep ve şekline göre, davalı ... ... A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... ... A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene davalı ... ...'a iadesine, 27/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/8696, K. 2016/7544, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2016-8696-e-2016-7544-k-0eff21faf1b0