Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/15226 E. 2016/7424 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/15226
Karar No
2016/7424
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ..... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/03/2015 NUMARASI : 2013/150-2015/46 Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/03/2015 tarih ve 2013/150-2015/46 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/09/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ... ile davalılardan ... A.Ş. vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait elma bahçelerinin “dolu” rizikolarına karşı davalı tarafından sigorta örtüsü altına alındığını, meydana gelen dolu nedeniyle meyvelerin zarar gördüğünü, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/8 D. İş sayılı dosyası ile hasar tespiti yapıldığını, tespit raporunda ağaçlarının her birinin ağaç başına 200 kg ürün verebileceği halde dolu nedeniyle meyve tutumu yönünden olumsuz etkilendiğini ve mevcut haliyle ağaç başına 50 kg ürün verdiğinden ağaçlardaki ürün kaybının 20/200=25/100 olduğunu, 75/100'lük bir hasar gerçekleştiğini ileri sürerek şimdilik 10.000 TL'nin, ıslahla 34.543,82 TL'nin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... Sigorta AŞ vekili, davanın husumetten reddini istemiştir. Davalı ... vekili, 05.05.2013 tarihinde dolu hasarına bağlı olarak 06.05.2013 tarihinde yapılan ihbar üzerine hasar tespit ekspertiz çalışması yapıldığını, ağaç başı verimin belirlenmesi için yapılan meyve sayım ve ölçümlerde poliçe tanzimi esnasında beyan edilen ağaç başı 210 kg ürün verimin, teminat kapsamında yer almayan fizyolojik nedenlerden ve ilaçlama eksikliklerinden kaynaklanan yoğun kara leke hastalığı nedeniyle 100 kg kadar düştüğünün ve dolu yağışı sonucunda %25 oranında hasar oluştuğunun tespit edildiğini, 100 kg ağaç verimi esas alınarak zeyil yapıldıktan sonra sigortalıya prim iadesi gerçekleştirildiğini, sigortalıya ve dain mürtehin ... Tarım Kredi Kooperatifi’ne tazminat ödemesi yapıldığını, bu hususların tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, poliçe teminatı kapsamında kalan ve 34.543,82 TL olarak hesaplanan davacı zararından davalı ...'in sorumlu olduğu gerekçesiyle ... ... Sigorta A.Ş. hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine, ... hakkında açılan davanın kabulü ile 34.543,82 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, bitkisel ürün sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, 28.11.2014 tarihli ziraatçi ve 12.01.2015 tarihli hesap bilirkişisinden alınan raporlara itibar edilerek davalı ... AŞ yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalı ... AŞ vekili 10.02.2015 tarihli dilekçesi ile anılan raporlara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde “...05.05.2013 tarihinde meydana gelen dolu hasarı nedeniyle 06.05.2013 tarihinde hasar ihbarı yapıldığını, 06.05.2013 tarihinde bildirilen ihbarlar sonucunda elma bahçelerinde gerçekleştirilen hasar tespit ekspertiz çalışmaları sonunda parsellerde yer alan ağaçların sayım işlemleri, ağaçların verim değerleri ile hasar oranı belirlemesi yapıldığını, ağaç sayım işleminden sonra ortalama ağaç başı verimin belirlenmesi için yapılan meyve sayım ve ölçümlerinden de elma ağaçlarında poliçe tanzimi esnasında beyan edilen ağaç başı 210 kg ürün veriminin, teminat kapsamında yer almayan fizyolojik nedenlerden ve ilaçlama eksikliklerinden kaynaklanan yoğun kara leke hastalığı nedeniyle meyve geliştirmediği ve verimde azalma nedeni ile 100 kg ürünün var olduğu, dolu yağışı sonucunda da %25 oranında hasar oluştuğunun tespit edildiğini, 100 kg ağaç verimi olarak zeyil yapıldıktan sonra sigortalıya prim iadesi gerçekleştirildiğini, sonrasında da sigortalıya ve dain mürtehin kooperatife tazminat ödemesi yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında tespit dosyasındaki verim değeri esas alınarak hesap yapıldığını, ancak fizyolojik nedenlerden ve ilaçlama eksikliklerinden kaynaklanan alandaki yoğun kara leke hastalığı nedeniyle meyve geliştirmeyip verimde azalma nedeni ile 100 kg ürünün var olduğu hususunun değerlendirmeye alınmadan 150 kg üzerinden hesaplama yapıldığını” bildirerek, alanında uzman bilirkişilerden yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. Bu itibarla mahkemece, davalı vekilinin bilirkişi raporlarına karşı ileri sürdüğü ciddi itirazları karşılayacak, denetime elverişli, alanında uzman bir heyetten rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken yetersiz bilirkişi raporlarına göre karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2- Ayrıca, dava konusu uyuşmazlığın dayanağını oluşturan sigorta poliçelerinden 272 55 53 nolu poliçede 2148 Sayılı ... Tarım Kredi Kooperatifi "Dain ve Mürtehin" olarak gösterilmiştir. Bu durumda, anılan Tarım Kredi Kooperatifi'nin rehin hakkı bulunduğundan, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre mahkemece, anılan poliçe yönünden asıl dava ve talep hakkına sahip dava dışı Kooperatiften alınmış, açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usulü eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının 272 55 53 nolu poliçeye dayalı talepler yönünden aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek anılan poliçeye dayalı bir şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... A.Ş. yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ... A.Ş'ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/09/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 6102 sayılı TTK 1456/1 maddesinde “Sınırlı aynî hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki malike ait menfaatin sigortalanması durumunda kanunda aksi öngörülmemişse sınırlı aynî hak sahibinin hakkının sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceği”, Yasa'nın 1456/2 maddesinde “sigortacıya mal üzerinde sınırlı aynî hak bulunduğu bildirildiği takdirde aynî hak sahiplerinin izni bulunmadıkça sigortacının sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemeyeceği, aynî hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek bulunmadığı” düzenlenmiş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun taşınmaz rehni bölümünde yer alan Sigorta Tazminatı üzerindeki hak başlıklı 879/1 maddesinde de “muaccel olan sigorta tazminatının malike ancak bütün rehinli alacakların rızası ile ödenebileceği” öngörülmüştür. Dairenin istikrarlı uygulamasında, sigortalı (sigorta ettiren) tarafından sigorta şirketi aleyhine açılan davada, rehin alacaklısının (sınırlı aynî hak sahibi) davaya muvafakat etmesi gereği davacı sıfat ile ilgili görülmekte, aksi halde davacının aktif dava ehliyetinin (sıfatının) bulunmadığı kabul edilmektedir. Oysa, Yasa hükümlerinde de açıkça ifade edildiği üzere, sınırlı aynî hak sahibinin (rehin alacaklısı) muvafakatının bulunmaması, sigorta tazminatının sigortalıya sadece ödenmesine engel teşkil etmektedir. Rehin alacaklısının muvafakatının bulunmaması halinin, sigortalının sigorta tazminatı için dava açmasını engelleyici hiçbir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Sigorta ilişkisinin tarafı bulunan, sigortalı ürünleri hasarlanan davacının, sigorta poliçesi genel şartları kapsamında zararını talep etmesinde, sadece ödemeye ilişkin anılan Yasa hükümlerinin, aktif dava ehliyeti ile ilişkilendirilmesi, muvafakatın yokluğu halinde sigortalının davacı sıfatının bulunmadığının kabulü, sigortalının olduğu kadar sınırlı aynî hak sahibinin de hakkına kavuşmasını engelleyici, sigorta şirketini haksız zenginleştirici bir sonuç doğurmaktadır. Rehin alacaklısının davaya muvafakat etmemesi halinde, mahkemece yine sigortalı lehine tazminata hükmedilmeli, ancak tazminatın sigortalıya ödenmesi esnasında rehin alacaklısının muvafakatı aranmalıdır. Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun (2) no.lu bozma gerekçesine katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/15226, K. 2016/7424, T. 06.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2015-15226-e-2016-7424-k-93fe62c0d72c