Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/6591 E. 2013/21373 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/6591
- Karar No
- 2013/21373
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.01.2013 tarih ve 2012/22-2013/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 12. sınıf yönünden 2011/20134 sayılı "ISAM+Şekil" marka başvurusunun, dava dışı kişiye ait aynı sınıf mal ve hizmetler yönünden tescilli 2009/03892 sayılı "ISAM" markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gerekçesiyle TPE YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin marka üzerinde öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu, dava dışı kişinin kötü niyetle marka başvurusunda bulunduğunu ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, TPE YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, başvuru kapsamındaki mallar ile ret gerekçesi marka kapsamındaki mallar aynı ise de, başvuru kapsamındaki malların tamamen bilinçli tüketicilere hitap ediyor olması "ISAM+şekil" unsurlu başvuru markasının "ISAM" sözcüğü yanında, çarpraz kare logo görünümünde özgün şekil görünümünde bir görseli barındıran karma marka olması, ret gerekçesi markanın ise sadece sözcük markası olması koşulları hep birlikte ve bütüncül bakış açısıyla değerlendirildiğinde, markalar arasındaki benzerliğin ilk bakışta ayırt edilemeyecek düzeyde olmadığı, ret gerekçesi markayı bilen bilinçli ortalama tüketici kitlesi, sonradan logo görünümünde davacı markasını gördüğünde, iki marka arasında KHK'nın 8/1(b) maddesi anlamında bağlantı kurabilecekleri, ancak her iki markanın aynı marka olduğunu düşünmeyecekleri, TPE'nin sanki marka başvurusu yayına çıktıktan sonra itiraz üzerine KHK'nın 8/1(b) maddesi uyarınca inceleme yapıyormuşçasına değerlendirme yaptığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, kısa kararda "Davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2011-M-4322 sayılı kararının İPTALİNE" dendiği halde, gerekçeli karardaki hüküm kısmında sadece "Davanın KABULÜNE" ibaresine yer verilmekle yetinilmiştir. HUMK'nın 388/son (Yeni HMK m.297) fıkrası hükmü uyarınca, kararın hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, gerekçeli karada tarafların hak ve yükümlülükleri konusunda bir açıklama yapılmadığından karar infaza elverişli olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davalı şirketler vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.