Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/1150 E. 2013/17973 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/1150
Karar No
2013/17973
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ . Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.11.2011 tarih ve 2009/767-2011/399 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %5 oranında hissedarı olduğunu, şirketin...Grubu ile organik - inorganik bağları olduğu gerekçesiyle temettü hariç tüm hisselerine TMSF tarafından 2005 yılında el konulduğunu, TMSF'nin daha sonra ... ve ...nin toplam %80 hissesini devraldığını, kalan %20 hissenin halen dört kişinin mülkiyetinde olduğunu, TMSF ve şirket denetçilerinin şirketin devralınmasından önce şirketi zarara uğrattıkları gerekçesi ile yönetim kurulu üyelerine ve şirketi hiçbir temsil ve ilzama yetkisi olmayan,yönetim kurulu üyeliği de olmamış müvekkili aleyhine sorumluluk davası açtığını, anılan davada,davanın açılması için Genel Kurul'dan karar alınmasının dava şartı olduğu belirtilerek itirazda bulunulduğunu,bunun üzerine davalı şirketin 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 ve 01/01/2009 - 31/08/2009 tarihlerini kapsayan olağan genel kurul toplantısının yapılmasına karar verildiğini ve müvekkiline çağrı davetiyesi ve ekinde toplantı gündeminin gönderildiğini, 22 Ekim 2009 tarihinde,toplantının yapılacağı binada, müvekkilini vekil sıfatıyla Genel Kurul'da temsil etmek üzere bizzat hazır bulunduğunu ancak toplantıya alınmadığını, bu hususta tarafınca tutulan tutanağın da imzalanmadığını, müvekkilinin pay sahibi olması nedeniyle Genel Kurul'a katılma hakkının bulunduğunu, nitekim davalı şirketin de göndermiş olduğu davetiyede bu hususu ikrar ettiğini ayrıca müvekkilinin toplantı gündemi itibariyle de toplantıya katılmada menfaati bulunduğunu, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin şirketin %80 çoğunluk hissesi maliki olan TMSF bünyesinde çalışıyor olmalarının yönetim kurulunun fiillerinin gereği gibi objektif olarak değerlendirilmesinin önüne geçtiğini,müvekkilinin bu yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun ortaya konulması ve genel kurulda bu konuda bilgi alma ve eleştiride bulunma hakkının ortadan kaldırıldığını, Genel Kurul'a çağrı davetiyesinde TTK'nın 362. maddesinin 2. ve 3.fıkralarında belirtilen hususa da yer verilmediğini ileri sürerek, davalı şirketin 22/10/2009 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısı'nın butlanına ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalı şirketin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanunu uyarınca TMSF Fon Kurulu'nun 29/05/2005 tarih ve 410 sayılı kararı ile Fon tarafından devralındığını, bunun akabinde 02/03/2006 tarih ve 92 sayılı karar ile davalı şirketin ...'a ait %55 hisse ile ...ye ait %25 hissesi olmak üzere %80 oranındaki hissenin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca Fon tarafından devralındığını ve Fon adına tescil edildiğini,Yönetim Kurulu tarafından alınan karar gereğince 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 yılları ile 01.01.2009/31.08.2009 dönemi Olağan Genel Kurullarının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İstanbul İl Sanayi Müdürlüğü tarafından tayin edilen Bakanlık Komiseri'nin nezaretinde yapıldığını, Bakanlık Komiseri nezaretinde yapılan genel kurulun şekil kurallarına uygun olarak gerçekleştirildiğini, şirketin ortaklık haklarının tamamının Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda TMSF tarafından kullanıldığını, tüm şirket ortaklarının ortaklık haklarının tamamının TMSF tarafından temsil edildiğini, bu nedenle, davacının bu davayı açma ehliyetinin bulunmadığını, davacının bu davayı açma sebebinin şirketin zarara uğratılmasından dolayı şirket tarafından davacı hakkında açılan mali mesuliyet davasının etkisiz hale getirilmesi olduğunu, zira söz konusu Genel Kurulda, açılan mali mesuliyet davasına onay verildiğini ve bu konu ile ilgili diğer işlemlerin yapılmasının belirlendiğini, gerek davalı şirketin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devralınması gerekse Genel Kurul'un yapılması usul ve esaslarının TTK hükümlerine göre değil, Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre yapıldığını, söz konusu Genel Kurulların ilgili yasa hükümlerine uygun olarak yapılmış olup, iptale tabi bir hususun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin paylarının temettü hariç ortaklık haklarının TMSF tarafından 29/09/2005 tarih ve 410 sayılı kararı ile devralındığı, davacının, davalı şirketin 22/10/2009 tarihli Genel Kurulu'na katılma, söz alma, konuşma, oy kullanma ve iptal davası açma haklarının bulunmadığı ve 22/10/2009 tarihli Genel Kurulda alınmış olan kararlar bakımından butlan sebebine rastlanmadığından kararların geçerli olduğu, butlan sebeplerinden hiçbirinin gerçekleşmediği, alınan kararların batıl olmadıkları ve geçerli oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1150, K. 2013/17973, T. 09.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2013-1150-e-2013-17973-k-878fefbdddaa