Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/10946 E. 2013/15264 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/10946
- Karar No
- 2013/15264
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.05.2013 tarih ve 2013/188-2013/188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: İhtiyati tedbir isteyen davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirkette azınlık pay sahibi olduğunu, davalıların şirket işleyişi ile ilgili bilgi vermediğini ileri sürerek, TTK 235/1. maddesi gereği davalı şirketin idaresi için tedbiren kayyum atanmasını, davalıların temsil yetkisinin kaldırılarak temsil yetkisinin kayyuma verilmesini talep ve dava etmiştir . Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, tensiple, ihtiyati tedbir talebinin dava sonunda verilecek hükümle sağlanacak faydayı elde etmeye yönelik olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Kararı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı anonim şirkete kayyım atanması davası olup, davacılar vekili, davalı şirketin idaresi için tedbiren kayyım atanmasını talep etmiş, mahkemece tensiben tedbir talebinin reddine karar verilmiş, ancak bu karara ilişkin olarak ayrı bir gerekçeli karar yazılmamıştır. HMK’nın 391/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması gerekmektedir. Bundan başka, ihtiyati tedbir kararının HMK’nın 391/2 maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, mahkemece bir başına ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin müstakil bir karar yazılmadığına göre, bu durum HMK’nın 391/2’ye aykırıdır. 1982 Anayasası’nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, 13/01/2012 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK'nın 391/2 maddesine uygun olarak, gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Bir dava içerisinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulması halinde, bu istemin reddine dair kararlar “ara kararı” niteliğinde olup bu nitelikteki ara kararlarının infazı söz konusu olmadığından gerekçeli karar formatında yazılmasına gerek yoktur. HMK’nın 391/2. maddesi ihtiyati tedbir talebinin kabulü haline, bir diğer söyleyişle ihtiyati tedbir kararına ilişkin olup ancak bu nitelikteki kararlarda bulunması zorunlu unsurlara işaret eden bir yasa maddesi niteliğindedir. Bu nedenle, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararları bakımından da söz konusu yasa hükmünün geçerli olduğu kabul edilemeyeceği gibi HMK’nın 297. maddesindeki “hüküm” niteliğindeki kararlarda yer alması gereken unsurların bulunması gerektiğinden de söz edilemez.. Keza, HMK’nın Uygulama Yönetmeliği’nde de, bu nitelikteki kararlar bakımından, Daire çoğunluğunun aradığı nitelikte bir format öngörülmemiştir. Elbette ki, Anayasa’nın 141/3. maddesi uyarınca mahkemelerin verdiği her türlü kararın ve bu arada ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararlarının da gerekçe taşıması gerekir. Yargıtay’ın müstakilen temyiz yolu açık bulunan ara kararı niteliğindeki ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararlar üzerindeki temyiz incelemesinin de söz konusu ara kararında da yer alması gereken işbu “gerekçe” üzerinden gerçekleştirilmesi gerekli ve yeterlidir. Tüm bu yasal, gerektirici ve mantiki nedenler karşısında, mahkemenin ihtiyati tedbir kararının reddine dair gösterdiği gerekçelerin yerinde olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan Dairemiz çoğunluğunun bozma yolundaki görüşüne katılmayı olanaklı görmüyorum.