Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/10158 E. 2013/14169 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/10158
- Karar No
- 2013/14169
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/06/2011 tarih ve 2009/716-2011/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, dava dışı Doğacan Elektrik İnş. Taah. Taş tur Teks. Kozm. Tic San Ltd Şti'ye sattığı mallar karşılığında , keşidecisi dava dışı...olan 12.950,00 TlL bedelli olan davalı bankaya ait çekin verildiğini, çekin ibrazında, çekin sahte belgelerle alındığını öğrendiklerini, çek bedelinin keşideci ve kendi akidi olan şirketten tahsili için başlattıkları icra takibinin sonuçsuz kaldığını, davalı bankanın 3167 Sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince çek hesabı açarken üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ileri sürerek çek bedelinin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davaya konu çek keşidecisinin, müvekkili bankadan kullandığı kredinin ödenmemesi üzerine yaptıkları araştırmada, davaya konu çek hesabı açılırken kullanılan nüfus cüzdanının sahte olduğunun anlaşıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu çek hesabı açılışında ibraz edilen nüfus cüzdanının Küçükçekmece Nüfus Müdürlüğü tarafından verildiği, bu nedenle nüfus cüzdanının tam iğfal kabiliyetine haiz olduğu, diğer belgelerin ise resmi kurumlar tarafından düzenlediği, bu belgelere dayanılarak çek hesabı açılmasında davalıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, dava dışı kişinin sahtecilik eylemi ile davalı bankanın sorumluluğunu gerektiren olay arasındaki illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı bankanın sahte belgelere dayalı olarak çek hesabı açması nedeniyle uğranılan zararın tazmin istemine ilişkin olup, mahkemece kusur durumunun tespitinin özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği kabul edilerek bu konuda bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu hesabın açılışı sırasında, bankaya ibraz edilen sahte nüfus cüzdanının Nüfus Müdürlüğünden verilmesi sebebiyle iğfal kabiliyeti olsa da, çek hesabı açılışı sırasında, bankaya ibraz edilen vergi kaydından, sahte belgelerle çek hesabı açılan dava dışı kişiye ait işletmenin yeni açılmış olduğunun anlaşılmasına karşın davalı bankanın, iş yerinin ticaret hacmini gösterir hesap özeti temin etmeden çek hesabı açtığı bu nedenle 3167 Sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince hesap sahibinin mali ve ekonomik durumunu araştırmada yeterli özeni göstermediğinden kusurlu bulunduğu, davacının da, tacir olduğu bu nedenle çeki alırken keşidecinin mali ve ekonomik durumu hakkında bilgi edinmeden çeki almaması gerektiğinden müterafik kusurlu olduğu mütala edilerek, davalının %60 davacının ise %40 kusurlu olduğu bildirilmiştir. Taraflarca, kusurları bulunmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporuna itiraz edilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilmeyip davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, karar tarihinde yürürlükte olan HUMK'nın 275.maddesi ile temyiz incelemesi sırasında yürürlüğe giren HMK’nın 266. maddesine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. HUMK'nın 286. maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, raporu yeter derecede kanaat verici bulmazsa HUMK'nın 283.maddesi gereğince bilirkişiden ek rapor alacağı veya HUMK'nın 284.maddesi gereğince yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa hakimin özel bilgiyi gerektiren hususlarda, bilirkişilerin yerine geçerek karar vermesi mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, dava konusu olayda kusur durumunun tespitinin özel ve teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek, bilirkişi kurulundan rapor alındığına göre, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, aynı bilirkişi kurulundan ek, gerektiğinde başka bir bilirkişi heyetinden tarafların bilirkişi raporuna itirazlarını da değerlendiren rapor alınarak ve davalı bankanın sahte belgelerle çek hesabı açtığı ve bu durumu çek hesabı sahibine verilen kredinin geri ödenmemesi sonucu yapılan araştırma sonucu derhal fark ettiğinin de nazara alınarak tarafların kusur durumu belirlenmek ve sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın/davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.