Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/10325 E. 2012/17301 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/10325
Karar No
2012/17301
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13/04/2012 tarih ve 2012/28-2012/104 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02/11/2012 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekilleri Av. ... ve Av. ....ile Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, Karahasan Denizcilik Şirketler Grubu'na ait müvekkilleri ile davalı Alman bankasının selefi arasında değişik tarihlerde davacı şirketlere ait birer gemi için ipotek sözleşmesi imzalandığını, gemilerin faaliyetinden sağlanan navlun gelirleriyle yapılan ödemelerle borcun ödendiğini ve gemilerden birisinin kısmi bakiye borcu muaccel hale gelmediği halde davalı tarafından değişik yabancı ülkelerde bu gemilerin haksız biçimde seferden alınarak tutuklandığını, Çin’deki geminin ise satışı kararı alındığını, asıl kredi veren ve ipotek lehdarı olan Hamburger Landesbank’ın başka bir banka ile birleşerek H.S.H. Nordbank A.G.’ye dönüştüğünü, HSH AG’nin ipotek hakkına sahip olmadığını, buna karşın müvekkillerinin ödeme girişim ve önerilerini reddederek haksız ve zararlandırıcı işlemlere yöneldiğini müvekkillerince 2001 yılından bu yana (26.616.287,87) USD ödeme yapıldığını, yabancı ülke limanlarında bağlı tutulan gemilerin değerinin bakiye borcun çok üzerinde bulunduğunu, konusuz kalan ipoteğe dayanılarak temerrüt dahi oluşmadan gemilerin çok düşük bedelle satılmaya çalışıldığını, bu gerçekleşirse iyiniyetli alıcıların da mağdur olacağını, davalı ...’ın TTK’nun 921/3 ncü maddesine uygun temlik ve tescil işlemi yapmadığını, sözleşmenin 12. maddesiyle öngörülen temerrüt sonrası iki haftalık ihbar süresinin tanınmadığını, esasen müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, ipotek anlaşmalarında Türk hukuku yetkili kılındığı halde davalının yetkisiz yabancı mahkemelerde o ülkeler hukukuna göre gemilerin satışını istediğini, TTK’nun 866 ncı maddesiyle Türk gemi siciline kayıtlı gemilerin mülkiyetinin edinilmesi ve kaybının Türk kanunlarına tabi olduğunu, aynı Yasa'nın 892 nci maddesine göre yola çıkmaya hazır geminin cebri icra yolu ile satılamayacağını ve ihtiyaten haczedilemeyeceğini, davalının haksız eylemleri sonucu gemilerin çalışmamasından dolayı zarara uğranıldığını, gemilerin kiracılar ve yük sahiplerine karşı yükümlülüklerini yerine getirememesinden, gemilerin bağlı kaldığı liman ve tutuklamalara ilişkin masraflardan, yapılan yargılama masraflarından, yakıt, kumanya ve personel giderlerinden, düşen iş bağlantılarından ve kaybolan ticari itibardan doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik (50) milyar TL tazminatın reeskont faiziyle davalıdan tahsilini, gemiler hakkındaki seferden men kararlarının tedbiren kaldırılmasını, birleştirilen davada ise gemilerin yurt dışında gerçek değerlerinin çok altında bir fiyatla satıldığını, bunun asıl davaya konu zarar kalemlerine ek yeni bir zarar kalemi oluşturduğunu ileri sürerek, tüm zararlar için şimdilik (50.000) USD’nın 15.09.2003 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 24.08.2004 tarihli dilekçeyle de asıl davadaki istem (7.272.947.899.071) TL’na birleştirilen davadaki istem (59.627.195,61) USD’na çıkarılmıştır. Davalı vekili, kredi sözleşmeleri uyarınca Hamburg Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, gemilerin yabancı ülkelerde satılması ve davacı şirketlerle ilgili yargılamalara katılınıp savunma haklarının kullanıldığını, aynı konuda 6. Ticaret Mahkemesinde derdest dava bulunduğunu ve bu dava sonucunun beklenmesi gerektiğini, kendi edimini yerine getirmeyen davacı tarafın kusurlu olduğunu, bankanın kredi güvencesi gemileri hukuki yollardan satarak alacağını tahsil ettiğini, davacının zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, en son Dairemizin 2011/1303 E, 2011/9245 K sayılı bozma ilamına uyularak asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün,davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Mahkemece verilen 14.10.2010 taihli kararda BK'nun 44.maddesi uyarınca davacıların tazminat alacaklarından indirilen %20'lik kesim için davalı yararına asıl ve birleşen davalarda vekalet ücretine hükmedilmiş ve bu husus Dairemizin 2011/1303 E, 9245 K sayılı bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş ve bu suretle davalı yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bu durumda, mahkemece asıl ve birleşen davalarda davaların reddedilen bölümlerinde her hangi bir ayırım yapılmaksızın daha başka bir anlatımla BK'nun 44. maddesi gereğince tazminat alacaklarından mahsup edilen % 20'lik kısımlar da dahil edilerek davalı yararına vekalet ücreti takdiri gerekirken bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmekte ise de yapılan yanlışlığın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından HUMK'nun 438/7.maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, mahkeme kararının hüküm fıkrasında asıl dava yönünden alt başlığı altında yer alan 1/(g) bendindeki "BK'nun 44. maddesi gereği hakkaniyet indirimi yapılarak reddedilen miktar için kendisini vekille temsil ettiren davalıya reddedilen bu kısım yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" ibarelerinin karardan çıkartılarak yerine "reddedilen miktar üzerinden hesaplanan (62.687)TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine" ibresinin getirilmesine,yine hüküm fıkrasının 2/h bendinin karardan çıkartılarak yerine "h-Reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 130.711 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine" ibarelerinin getirilmesine kararın düzeltilmiş bu yeni şekli ile ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21.15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, 02/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/10325, K. 2012/17301, T. 02.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2012-10325-e-2012-17301-k-76d5e8d71efd