Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/6761 E. 2012/14049 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/6761
- Karar No
- 2012/14049
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Erzin Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/03/2011 tarih ve 2010/312-2011/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, eşi ...'ın davalı bankadan 26.12.2006 tarihinde aldığı 3.000.00 TL tüketici kredisine kefil olduğunu, eşinin başvuru formu doldurulurken hayat sigortası yapılmasını istemesi nedeniyle, kredi ödenirken sigorta parasının kesildiğini, ancak işlem sırasında bilgisayar sistemi açılmadığından, poliçenin kendilerine daha sonra imzalattırılacağı ve sigorta parasının aktarılacağının söylendiğini, eşinin 25.01.2007 tarihinde vefatı üzerine davalı Banka'ya yaptığı başvuru sonrasında, sigorta poliçesinin imzalatılmamış oluşu nedeniyle sigorta sorumluluklarının başlamadığının kendisine bildirildiğini ve kesilen sigorta parası konusunda bilgi verilmediğini, ancak sigorta parası kesilmiş olmakla davalının sorumluluğunun başladığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini ve ödemiş olduğu taksitlerin iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının eşi ...’a kullandırılan bireysel kredi başvuru formunda, hayat sigortası yaptırmak istemesi üzerine hesapta bir miktar paranın bırakıldığını, sigorta ekranından kaynaklanan bir problem nedeniyle sigorta işlerinin gerçekleştirilemediğini, daha sonraki günlerde müşterinin takip etmemesi nedeniyle isteğe bağlı olarak düzenlenen hayat sigortası poliçesinin müşteriye imzalattırılamadığını, TTK m. 1282 gereğince, sigortanın yürürlüğe girmesi için ilk prim taksitinin yatırılmış olmasının gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta poliçesinin imzalanmadığı, hesapta bırakılan paranın sigorta kurumuna sigorta primi olarak aktarılmadığı, bu nedenle çekilen kredinin sigorta teminatı altına alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce bozulmuş, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmuş ve alınan bilirkişi raporuna göre, sigorta akdi yapıldıktan sonra, belirlenen kanuni süreler içerisinde, sigortacının poliçeyi vermediği sabit olduğundan, gerçekleşen riziko nedeni ile sigortacının TTK'nun 1267. maddesi uyarınca tazminata yükümlü olduğu, davacının, poliçeyi almadığı halde, riziko meydana gelene kadar geçen bir aylık süre içinde sigortacıdan poliçe talep etmemesi ve akıbetini sormaması nedeniyle müterafık kusurunun bulunduğu, sigorta bedelinin 3.000.00 TL olup, davacının da dava değerini 3.000.00 TL olarak belirttiğinden tazminat miktarının 3.000.00 TL olarak belirlendiği, davacının müterafık kusuru nedeni ile BK'nun 44/1 maddesi uyarınca takdiren %20 oranında tazminat miktarında indirim yapıldığı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile, TTK'nun 1267. maddesi gereğince 2.400.00 TL tazminat bedelinin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun, 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 gün ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 11.maddesinin (d/IV-a) bendi ile, (1) sayılı Tarifenin “A) Mahkeme Harçları" bölümünün sonuna, (IV) numaralı bölüm eklenerek, Yargıtay ve Danıştay’a yapılacak temyiz başvurularında harç alınması hususu kabul edilmiş ve bu harçların miktarları gösterilmiştir. Eldeki davada, davacı vekilince temyize cevap başlıklı dilekçe ile hükmün düzeltilerek onanması istenilmiş ise de, anılan dilekçenin temyiz defterine kaydı yapılmadığı gibi, temyiz harcı da yatırılmamıştır. Bu durumda, usulüne uygun ve süresinde yapılmış bir temyiz başvurusu bulunmadığından, 1086 sayılı HUMK'nın 432/4. ve 6100 sayılı HMK’nın 344. maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 108,06 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, alınmadığı anlaşılan 60,00 TL temyiz başvuru harcı ile 21,15 temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, 21.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.