Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/4958 E. 2012/10828 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/4958
- Karar No
- 2012/10828
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2010 tarih ve 2009/763-2010/1045 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların yönetim kurulu üyesi, denetçisi ve büyük ortağı olduğu dava dışı Ce-Se İnşaat San. ve Tic. A.Ş’nin keşide ettiği 01.01.2000 vade tarihli, 12.500.000.000 TL bedelli bononun hamili olan davacının alacağını tahsil amacıyla başlattığı icra takibinin kesinleştiğini, borçlu şirketin haczedilecek menkul ve gayrimenkulü bulunmadığını, davalı yöneticiler ile ortakların hileli yollarla borçlu Ce-Se A.Ş’ni acze düşürdüklerini, davalıların ağır kusuru nedeniyle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini ileri sürerek, 12.500.000.000 TL’nın 01.01.2000 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin denetçi seçildiği genel kurul kararının iptal edildiğini, iddia edilen zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar vekili, davacının vekili olduğu Ce-Se A.Ş’nin diğer ortağı Cemil Özatmaca tarafından muvazaalı olarak keşide edilerek davacıya verilen bono nedeniyle Ce-Se A.Ş’nin bir borcu olmadığını, davacı tarafından şirkete herhangi bir mal veya para verilmediğini, ayrıca şirketin müvekkillerince zarara uğratılmayıp mallarını kaçırılmasının söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı CE-Se AŞ.'nin kooperatif hakkında açtığı tazminat davasından feragat edildiği, bu şekilde şirketin mal varlığında önemli bir kayba neden olunduğu, davacının alacağını şirketten tahsil edemediği, TTK'nun 338. maddesi uyarınca kusursuzluklarını ispat edemeyen yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğu, diğer şirket ortakları olan davalıların ise bu miktarda bir alacak için yapılan feragatten hayatın olağan akışı gereği bilgileri bulunduğu, BK'nun 41. maddeleri uyarınca bu eylemlerinin haksız fiil teşkil ettiği, denetçinin ise sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz etmiştir. 1-Davacı taraf, hamili oldukları bononun davalıların yöneticisi, ortakları olduğu şirket tarafından keşide edildiğini, yaptıkları takibin kesinleştiğini, yapılan hacizde şirketin menkul ve gayrimenkulü bulunmadığının tespit edildiğini, davalıların hileli yollarla şirketi acze düşürdüklerini, davalıların ağır kusuru nedeniyle alacağını tahsil edemediğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçelerle davalı yönetici ve ortaklar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, TTK’nun 309. maddesi “ Şirketin 305, 306, 307 ve 308 inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan dolayısiyle zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir. “ hükmünü haiz olup, şirkete bir zarar verilmiş ise bu davayı pay sahipleri ile alacaklılar da açabilir. Somut olayda, davacının yöneticiler ve ortaklar hakkında ileri sürdüğü talep dolaylı zarar kapsamındadır. Dolaylı zarar durumunda alacaklılar da talepte bulunabilir. Ancak, bu zararın kendilerine değil, şirkete verilmesini istemiş olmaları gerekir. Bu itibarla, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı sonrası zararın dolaylı olduğu kabul edildiğine göre, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde davacıya ödeme yapılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. 2-Öte yandan, kabule göre davalı şirket ortaklarının davalı yöneticileri belirtilen yönde davranmaya sevk ettikleri gerekçesiyle, bu davalılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de sınırlı sorumlulukları bulunan ortakların ne şekilde yöneticileri teşvik ettiklerinin somut dayanakları gösterilmeden, davalı ortakların da şirket borcundan sorumlu tutulmaları da bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraflar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 25.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.